küçüğüm, bilmediğin yamalardan sızıyorum sana. nehrin ucunda çırılçıplak oturmuş bir şarkı mırıldanıyorsun. gün batıyor. alt dudağından düşen sarılar boyun girintinde birikmiş. kolların uzanıyor göğsünden sırtına; kendi omzunu öpüyorsun. koynuma eksilmiş olmalısın, fakat hiç yolumu gözlemiyorsun. sanıyorum ki şarkı bitiyor, tutam tutam saçlar düştü gözlerine. usulca beline ağıyor su, ıslanıyorsun. ve ardından çakıllı akıntıya tümüyle seriliyorsun. sarmal sarı saçlarının dalgalanışı ile bir beşiğin içine düşüyorum; kirpiklerim burkuluyor uykusuzluktan. hemen sana gelmek istiyorum, beni ninnilerde büyütmeni. öyle güzelsin ki; dönüp dolaşıp aynı kıymığa batıyorum. pek vakit yutkundum, gene de gelemiyorum. yanına gelmekten korkuyorum. yıldızlar çobanları düşürmüş; yanına gelip, sana gelememekten korkuyorum. ansızın sarsılıyor, kendine büzülüyorsun ya ben de avuç içlerimden kanıyorum sana. bilsen, bir bilebilsen; kıymıklı bayırlar yeşerttiğimi. küçüğüm, bilmediğin yaralardan sızlıyorum sana.












