Çağrı Merkezlerinde Müşteri Temsilcilerinin Özel Hayata Dair Sohbeti: Dinamikler ve Olumsuz Yönler

seen from Peru
seen from United States
seen from Peru
seen from China
seen from China

seen from Netherlands
seen from Aruba
seen from Brazil

seen from Belarus

seen from Canada
seen from Türkiye
seen from Kazakhstan

seen from United States

seen from Spain
seen from Netherlands
seen from China

seen from United States
seen from Canada
seen from Hong Kong SAR China
seen from South Korea
Çağrı Merkezlerinde Müşteri Temsilcilerinin Özel Hayata Dair Sohbeti: Dinamikler ve Olumsuz Yönler
Profesyonellik kavramı
Profesyonellik nedir? Profesyonellik terimi, İşe alındıkları ve karşılığında ücret aldıkları bir faaliyeti gerçekleştirirken kapasite ve taahhüt. Genel olarak, atıfta bulunmasına rağmen daha geleneksel mesleki faaliyet alanı (doktorlar, mimarlar, psikologlar tarafından sağlanan hizmetler). Terim aynı zamanda aktörler, müzisyenler ve sporcular gibi diğer çalışma alanlarında yer alan kişiler…
View On WordPress
Bir Halil Sezai kolay yetişmiyor beyler!
Umarım hafızam yanıltmıyordur arkadaşım. Denzel Washington'ın ülkemizde 'Gazap Ateşi' ismiyle gösterilen 'Man on Fire' filminde şöyle bir sahne hatırlıyorum: Washington, koruduğu çocuğun kaçırılmasında payı bulunan kimi enselese, ondan şöyle birşey duyuyordu: "Dostum, kişisel birşey değildi, sadece işti." Kimi yakalasa söylediği buydu. En nihayet şu kem tekerrürden iyicene bezen adamımız da içlerinden birisine hikmetle patladı: "Hep aynı lanet cümleyi işitip duruyorum. 'Kişisel birşey değildi.' Bana bak serseri. Bir çocuğu öldürmüşsen bu kişiseldir."
Farketmişsindir sen de. 'Profesyonellik' tabiri şimdilerde iki kasıtla da kullanılabiliyor. Yani hem 'ahlakîlik' için hem de 'ahlakdışı' kalabilmek için. Evet. Şaşırma. Davranışlarını duygularının 'tahrip edici' yanlarından koruyabilenler de aynı başlığa sığınabiliyorlar, 'onarıcı-sağıcı' taraflarından kaçabilenler de. Sözgelimi: Muhatabının tüm manipülatif tavırlarına rağmen sâkin kalabilen de 'Profesyonelim!' diyebiliyor, kırk yıllık çalışma arkadaşını tek hatasında gözünü kırpmadan işten atabilen de. İki kesim de aynı 'robotik meşruiyet'in duvarlarında gölgeleniyorlar.
Hal böyle olunca amatörlüğün rağbet edilesi yanları da ortaya çıkıyor. Büsbütün profesyonelliğin hegemonyasını kıramasalar da daha başka bazıları şöyle ifadeler kullanabiliyorlar mesela: "İlk başladığımız günkü amatör ruhla ama aynı zamanda yılların kazandırdığı profesyonellikle hizmet vermeye devam ediyoruz..." Yanıltmasın. Burada teberri edilen şey yukarıda kötülediğimiz şey değil. Burada profesyonelliğin amatörlüğe nazaran sahip olduğu istiğnasına kem gözle bakılıyor. Duygusuzluğun müşterilerle ilişkilerde ilgisizliğe dönüşmeyeceğine tevbe çekiliyor. Yoksa bizim büyümesinden endişelendiğimiz ahlakdışı alanın pek örselendiği yok.
Aynı ikircikli neşv ü nema sanatçının sanatla olan ilgisinde de artmakta. Örneklerini sıklıkla yaşıyoruz. Halil Sezai'nin eylediği bunlardan yalnızca birisi. İslam'ın, ferdi, hayatın her alanında sorumluğu tuttuğu 'istikamet' ne ulemasını ne vüzerasını ne de sanatçısını dışında bırakırdı halbuki. Hiçbirisine iltimas geçmezdi. Misal: Bilgin bilginin ahlakını taşıdıkça bilgeydi. Güzel güzelliğini iffetle sarıyorsa güzeldi. Ağa ağalık yaptıkça ağalığına inanılırdı. Yani kemal ahlakıyla tartılırdı. Mihengi oydu. Bir meziyetin ahlakta yansıması yoksa varlığına inanılmazdı. Adamlık ayrı bir pahaydı. Güzel ahlakla alınırdı. Başka şekilde gelen müşteriyi tanımazdı.
Fakat Batılılaşmayla birlikte bizde de 'iyi' ve 'güzel' birbirinden ayrılmaya başladı. Şimdilerde iffet bakımından ne kadar pejmürde olursa olsun bir kadın sûretinden prestij kazanabiliyor. Veya bireysel hayatında ne kadar falso yaparsa yapsın ticarî başarısı işadamının itibarını kanıtlayabiliyor. Gözlemi başka alanlara da taşıyabiliriz. Ressam, yazar, komedyen veya diğer birşey. Onun sahne gösterisini ahlakından ayrı görmeye başladık artık. Ölçülerimizi salladık. Boşverdik. Bedelini de giderek daha sığ insanların 'sanatçı' unvanını yakasına takmasıyla ödüyoruz.
Tecrübeler gösteriyor ki: Sanatı ahlaktan ayırmak hem sanatı hem ahlakı öldürüyor. Çünkü gündelik yaşamında ahlakın gereklerini yüklenmeyi öteleyen sanatçı, gün geliyor, sanatına karşı da aynı ahlakî yükümlülüğü hissetmez oluyor. Yani ahlakını sanatlaştıramayanlar en nihayet ahlaksızlığı sanatlaştırıyorlar.
Bunlar aklıma nereden geldi? Oraya geleyim arkadaşım: Geçenlerde Maide sûresini okurken 63. ayetin hikmetine takıldım. Arapçam maalesef yok. Biraz tefsirlere biraz da meallere baktım. Nesil Yayınları'nın mealinde şöyle ifade edişe rastgeldim: "İleri gelenlerinin ve âlimlerinin onları günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırmaları gerekmez miydi? Onların sanat haline getirdikleri ne kötü birşeydir!" Kur'an'da âlimlere en sert hitabın bu ayette geçtiğini söylüyor kimi müfessirler. Evet. Fakat burada şuna da dikkatinizi çekmeliyim: Çoğu mealde ayetin ahirindeki mana "Onların yapıp durdukları ne kötüdür!" gibi şekillerde aktarılmaya çalışılıyor. Meal Kur'an değildir. En açık delili de bu tarz farklılıklardır. Her neyse.
Sadede gelirsem: 'Yesneun' kelimesinin 'sanat' ile bağı nedeniyle, 'sanat haline getirdikleri' manası büsbütün reddedilecek birşey değilse, ki o mealin heyetindekiler sorun görmemişler, ondan kalbime damlayanı arzetmek isterim. Hani, deyimdir, halk arasında kullanılır: "(...) yapmak sanatı olmuş..." Sözgelimi: Sözünde durmamak sanatı olmuş. Yalan söylemek sanatı olmuş. Vaktinde gelmemek sanatı olmuş. Sivas'ta bu gibi tabirler bahsi geçen kişinin kem özelliklerinden artık gocunmadığı, yüzüne söylense dahi alınmadığı, hatta aldırmadığı manasına sarfedilir. Yani o insan bu özelliğinden dönmez. Değiştirilmez. Kendisiyle bütünleşmiştir bu hamlık artık.
Ben bu tabirde şöyle bir incelik daha görürüm ki, zikrettiğim 'profesyonellik' eleştirisiyle de ilgilidir, şöyledir: Kişioğlu birşeyi sanatı haline getirdiğinde o kemlikle duygusal bağını da kesmiş olur. Duygusal bağını kesmek ne demek? Ahlakî sorumluluğu artık hissetmemek demek. Yani eylediğini ahlakdışı bir alana taşımak demek. En azından kendince öyle sanmak demek. Çünkü ahlakın duygusallıkla yakın bir bağı vardır. Evet. Bir insan yaptığı-ettiğiyle hissiyatça bir etkileşim içinde değilse modern dünyada bu 'profesyonelleşmek' olarak algılanıyor. Garibanın birisi borcunu ödeyemese mesela, vazifeli memurun da erteleme imkanı olsa, fakat bankasının kârı adına yapmasa, bu 'profesyonellik' oluyor. Duygunun zayıflatıcılığı(!) dışarı ediliyor.
Yani âdemoğlu-kızı mesleğini âdemiyet alanından uzaklaştırıyor. Robotlaşıyor. Betonlaşıyor. Kurumlaşıyor. Bu tarz bir sorumluluğu umursamıyor bile artık. İşte, Allahu'l-a'lem, sanki yukarıdaki ayetin içeriğinde de böyle bir mana katmanı bize gözkırpıyor arkadaşım. Nasıl? Açalım: Adam âlim. İlmine denecek birşey yok. Ancak o ilmin kendisine yüklediği duygusal gerilimden yoksun. Sorumluluk hissi kalmamış. Bu yüzden ilim sahipliği onda ancak bir sanat olarak kalmış. Bir meslek olmuş. İşini yapıyor. Evine dönüyor. Halbuki, yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi, İslamca o ilmin 'amatörlüğünü' arttırması lazımdı. Ruhî gerilimini çoğaltması lazımdı. İnsanları doğruya çağırmak için daha fazla sorumluluk hissetmesi gerekirdi. Ancak öyle olmadı. İlmiyle ahlakının bağını kopardı. Meziyeti sanatı oldu. Tasannulaştı.
En doğrusunu Allah bilir. Ben kalbime gelen birşeyi paylaşmaya gayret ettim. Kusuruma karşı güvencem yine Rahman u Rahîm'in rahmetidir arkadaşım. Gazabını aşan şefkatidir. Cenab-ı Hak'tan hepimiz adına dileğim: Bize taşıyacağımız ilmi versin. Verdiği ilmi taşıtsın. Yine Kur'anî tabiriyle 'kitap yüklü merkep' yapmasın. İlmimizi imtihanımız kılmasın. Sanattan önce ahlakımız olsun. Âmin. Âmin. Âmin.
FARKİNDALİK KİTABİNİZDAN Hayatın Nöropsikodinamiğinin Hikâyesi #Çin’in Guangzhou kentinde bir banka soygunu... Soygunculardan biri bankadakilere bağırır:“Kımıldamayın! #Para devletindir, ama hayatınız sizindir.” Herkes sessizce yatar…Bunun adı “Zihin #Değiştirme Kavramı”dır. Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek… Bu arada müşterilerden bir #kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama bacaklar ortadadır...Soyguncu bağırır:“Edebini takın. Bu bir soygun,ırza geçme değil!” Bunun adı “#Profesyonellik” tir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş! Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atarlar.Daha genç olanı (#MBA derecelidir) daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra terk) “Abi, hadi şu paraları sayalım,”der. Daha yaşlı olanı der ki: “Çok aptalsın be! Bu kadar para oturup sayılır mı?Bu akşam zaten #TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz.” Buna “Deneyim”derler! Günümüzde deneyim kâğıt diplomalardan çok daha önemlidir.#Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra şube müdürü,#şube şefine hemen polisi aramasını söyler.#Şef der ki: “Durun hele müdürüm. Alacaklarını aldılar milyon daha alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?” Buna “Dalgayı yakalamak” derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu! Müdür der ki: “Yahu, her ay bir #soygun olsa harika olurdu.Ne eğlenirdik!” Buna “Sıkıntılardan kurtulmak” derler. Kişisel mutluluk işinden çok daha önemlidir. Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıkladı! Çaldıkları paranın çok daha az olduğunu bilen soyguncular oturup saymışlar parayı… Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepsi topu 20 milyon! Çok kızmışlar bu işe:“Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka müdürü bir el hareketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!” Bu “Bilgi altından daha değerlidir” demektir… #Banka müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada kaybettiklerini geri alabildiği için... Buna “Fırsatları kullanmak” derler. Kazanmak için risk almak gerekir1 #Sonuç olarak #bilgisiz bir deneyimin uzun soluklu olmacağını ancak bilgi ile tecrübenin birlikteliği en güçlü ve dayanıkli bir #alaşım (Istanbul, Turkey) https://www.instagram.com/p/Bvbbz5JHU33/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1969y1yydblob
%YÜZDE KAÇ KENDİNİ GERCEKLESTİRDİN? "Düşünüp davrandigimiz bildiğimizden, bildiğimiz sevdiğimizden çok daha az, sevdiğimiz var olandan çok daha az, böylece gerçekte olandan çok daha az kendimiziz..." Düşün, gerçekten ne kadarınla "var"sın? Prof. Dr #EkremÇulfa @drekremculfa @mylifepsikoloji @istanbulailedanismani #Profesyonellik gerektiren Sorunlarınız için bizi şimdi arayın 😎05447243650 (7/24 Danışmanlık Aile Evlilik Terapisti) https://www.instagram.com/p/Bt9P15TjIU1/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1vsuwskaedooe
%YÜZDE KAÇ KENDİNİ GERCEKLESTİRDİN? "Düşünüp davrandigimiz bildiğimizden, bildiğimiz sevdiğimizden çok daha az, sevdiğimiz var olandan çok daha az, böylece gerçekte olandan çok daha az kendimiziz..." Düşün, gerçekten ne kadarınla "var"sın? Prof. Dr #EkremÇulfa @drekremculfa @mylifepsikoloji @istanbulailedanismani #Profesyonellik gerektiren Sorunlarınız için bizi şimdi arayın 😎05447243650 (Kadikoy Pedagog Ogrenci Kocu istanbul) https://www.instagram.com/p/Bt9PafvjMqN/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1q62n5rci8w53
#Negredo'dan #Quaresma #paylaşımı: "#Profesyonellik ve #arkadaşlık"
#Profesyonellik #zor olanı çok #basit gibi gösterme işidir... Tüm #denge sanatçılarına selam olsun... :)