İçimde biriken hokkalı bir söylem var.

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from Taiwan
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Sweden

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States
İçimde biriken hokkalı bir söylem var.
Stendhal'in bir mektubunda, "Vaktim olmadığı için uzun yazıyorum." diye özür dilemesi... Van Loon, İnsanlığın Kurtuluşu adlı eserinde şöyle der, haklı olarak: "Hayat kısadır, söylevlerse uzun sürer. Yüz kelimeyle söylenemeyecek bir şeyin hiçbir zaman söylenmemesi daha iyidir."
Sevdiğini söyleyen birisi yerine sevgisini gösteren birisine inanın
Önemli olan sözler değil davranışlardır. Sevdiğini söyleyen birisi yerine sevgisini gösteren birisine inanın. - Erich Fromm
View On WordPress
İnsanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir.
Tezer Özlü
Bugün yapmak zorunda olduğum konuşmada ve burada belki de yıllar boyunca yapmak zorunda kalacağım konuşmalarda, hiç kimseye sezdirmeden eriyip gitmeyi dilerdim. Söze başlamaktansa sözün beni sarıp sarmalaması ve beni her türlü olası başlangıcın çok ötelerine taşımasını isterdim. Konuşacağım sırada, kimliği bulunmayan bir sesin benden epey önce söze başlamış olduğunu fark edivermek ne hoş olurdu: O zaman sözcükleri bağlamak, cümleyi sürdürmek, sanki bir an için askıda tutarak bana işaret etmişçesine yarattığı boşlukların arasına hiç kimsenin fazlaca dikkatini çekmeksizin yerleşivermek yeterdi bana. Böylece başlangıç olmayacaktı ve söylemin kendisinden kaynaklandığı kişi olacak yerde, onun uzayıp gidişinin rastlantısallığında zayıf bir boşluk, olası eriyişindeki bitiş noktası olacaktım. Benim arkamda (çok önceden söze başlamış, söyleyeceğim şeyleri önceden söylemiş) bir sesin şöyle demesini isterdim: “sürdürmek gerek, ben sürdüremiyorum, sürdürmek gerek, sözcükler olduğu sürece onları söylemek gerek, beni buluncaya, beni söyleyinceye dek, onları söylemek gerek – tuhaf çaba, tuhaf hata, sürdürmek gerek, belki de çoktan oldu, belki de çoktan söylediler bana söyleyeceklerini, belki beni öykümün eşiğine dek, öyküme açılan kapının eşiğine dek taşıdılar, eğer kapı açılırsa şaşardım
Michel Foucault, Ders Özetleri (1970-1982)
Derdimi dermana desem, Olur mu merhem .! Bölük bölük olmuş, Hangisine çare olayım der gibi. Yürekte nazlanan ne var ise Sanki .!! Şu yalan dünyaya bırak geç der gibi .. Kiminin boynu bükük . Kiminin gönlü safta, Garipler diyarına sende bak der gibi.. Nasıl duyarsız olduk,nasılda aldandık.. Her gün gördüğün ihanetleri Kör ol, görme, değmen keyfine der gibi ...
ATATÜRK VE İSLAM DİNİ
-Dinimize Karşı Olan Saygı ve Bağlılığı-
Atatürk'ün Hz. Muhammed (sav)'e olan sevgisini tarif ettiği sözleri şöyledir:
“Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed (sav)'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.”
(Atatürk Ansiklopedisi 2.Cilt- Adnan Oktar (Harun Yahya) )
'.. sanma ki unuttum. seni hala çok seviyorum..' ama ' seninle yan yana durmak da konuşmak da istemiyorum..'
Aklın almadığı ama kalbin bir şekilde cevap bulabildiği cümleler ile haşır neşir günleri gördük. Veya tam tersi kalbin asla kabul edemediği ve aklın bir şekilde acı dahi olsa cevaplar ürettiği.. Gel gelelim aklın da kalbin de sesini çıkaramadığı, anlamadığı, cevap olabilecek tek cümle sunamadığı böyle çaresizlikle yoğrulmuş hikayelere daha önce hiçbir yerde rastlamamıştık Sevgilim! Ne hikayeler okuyor, ne masalları uzun geceler boyunca dinliyorduk, ve hatta bazen nasıl imkansız hikayelerin baş kahramanı oluyorduk da, biz böyle bir çıkmaz ile tanışmıyorduk.
Neden?