Şimdi hayatın sillesini yemiş bir avare olarak, çocukluğuma dönüp bakıyorum ve değerimi gösterecek bir kanıt arıyorum. Bir süreliğine de olsa boş heveslerin peşinde koşmuş bir avanağın dışında bir şey olduğumu gösteren bir işaret arıyorum. Kendi hatalarımla değil de elimde olmayan sebeplerle yenilgiye uğramış olduğumu ispatlayan bir kanıt. Başkaları "Senden adam olmazdı zaten" yerine "Şanssızmışsın, Firmin" desinler. Gözlerimi kısıp teleskopumla tekrar bakıyorum, ama nafile. Hiçbir ilahi ilham, bir deha kırıntısı bile göremiyorum. Tek gördüğüm bir yeme bozukluğu. Doktorlar teleskopları yerine steteskoplarını, elektroensefaloglarını ve poligraflarını bağlayacaklar bana ve hepsi aynı koyacak: rutin bir kitap-yeme bozukluğu. En kötüsü de haklı olacaklar. Bu elzem haklılığın, yıkıcı yargılarının -yıkıcı kelimesini kullanmayı seviyorum- alçaltıcı açıklığı karşısında, Pişa'da hapsedilen Ezra Pound gibi bağıracağım, "Kahrolsun kibriniz, kahrolsun diyorum." Ezra Pound da büyük bir yazardı.
— Firmin, Sam Savage, çev., Kemal Küçükgedik (İstanbul, Özgür Yayınları, 4.Baskı / Ocak 2018), sayfa: 28.
















