"Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
En güzeli oydu işte, yüzünün
savaşla ilişkisi.
Boydanboya bir karşıkoyma, denge
ve istekli bir azalma. Onu bilirdik.
O ağaç senin kanınla beslenirdi,
hepimizi besleyen.
Bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
senin karşında,
alışverişin, alfabenin,
iplik döküntülerinin ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..."
Yarışa hazırlık sürecinde ilk ağlama sebebimin yetersizlik duygusu olacağını hiç tahmin etmemiştim. Bir tarafı tam ve eksiksiz yapmanın huzurunu yaşayamıyorum çünkü eksik kalan taraflar içimi kemiriyor. Saatler, günler yetmiyor. Yetişemedikçe kendimi daha kötü hissedip çaresizliğe sürüklüyorum. Çok boktan ve çok erken oldu bu...






