Allah sürekli yolda olmanı istiyor. Sürekli mesafe kat etmeni… Senden mükemmellik beklemiyor. Senden mükemmellik bekleyen yalnızca insanlardır. | Nouman Ali Khan
suffagah

seen from Türkiye
seen from China
seen from Australia
seen from China
seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States

seen from Mexico
seen from United States

seen from Thailand
seen from Ukraine

seen from Australia

seen from Malaysia
seen from Spain
seen from Ukraine
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Yemen
Allah sürekli yolda olmanı istiyor. Sürekli mesafe kat etmeni… Senden mükemmellik beklemiyor. Senden mükemmellik bekleyen yalnızca insanlardır. | Nouman Ali Khan
suffagah
Terakki Nedir? Sözlük Anlamı
Terakki Nedir? Sözlük Anlamı
Terakki 1. İlerleme, yükselme, gelişme 2. İlerleme terakki etmek ilerlemek “Velhasılıkelam, spor terakki ediyor bizde!” – N. Hikmet terakki göstermek geliştiğini, ilerlediğini ortaya koymak “Hususi surette aldığı şan derslerinde büyük terakkiler göstermiş.” – H. Taner
View On WordPress
Asla mükemmel olamayacağız. Tek yapabileceğimiz şey; dün olduğumuzdan biraz daha iyi biri olmaktır.
Nouman Ali Khan
Yolculuk zahiren yollar üzerinde gerçekleşen fakat hakikatte kendi içimizde gerçekleşen bir terakkidir.
AKP'den İttihat ve Terakki hamlesi
AKP’den İttihat ve Terakki hamlesi
AKP’li başkanlar İttihat ve Terakki Fırkası’nın önde gelen ismi, Kutü’l Amare zaferinin kahramanı Halil Kut Paşa’yı mezarı başında andı.
AKP’li Esenler Belediyesi Kût'ül Amare Zaferi’nin başkahramanı Halil Kut Paşa’yı mezarı başında andı. AKP’li Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin’in de katıldığı anma programında dualar edildi. Halil Kut Paşa İttihat ve Terakki Fırkası’nın önde gelen…
View On WordPress
Akit TV'de İttihat Terakki tartışması
Akit TV’de İttihat Terakki tartışması
Öncü Gençlik Genel Başkanı Aykut Diş, katıldığı Akit TV programında “İttihatçılar vatanseverdi. Bizim öncülerimizdi. İttihatçılara düşmanlık düşmana uşaklıktır.” dedi. Vatan Partisi’nin gençlik kolu olan Öncü Gençlik Genel Başkanı Aykut Diş, hükümete yakın Akit TV’de Sabri Balaban’ın sunduğu Ters Kutuplar programına konuk oldu. Programda İttihat Terakki konusu da tartışılırken, Diş, “İttihatçılar…
View On WordPress
Kitaplar...
232) Faroz Ahmad - İttihat ve Terakki
İsyancılar sadece Cemiyet üyelerinin peşine düşmüşler ve aynı dikkatle sadece İttihatçı basının gazetelerini yağma etmişlerdir. Dinsel bir taassup söz konusu olduğunda, İttihatçılar kadar saldırıya uğrayabilecek olan Ahrar Fırkası ve hele yabancılarla hıristiyan mebuslar, bir zarar görmemişlerdir. Dahası, hıristiyanlar' hayli korkut-ması gereken dinsel bir ayaklanma, Rum basınında övülmek-teydi. Neologos gazetesi, Ordu vatanse~lik konusunda en büyük ödülü haketmiştir ve 31 Mart en az 24 Temmuz 1908 kadar şanlı bir gündür. Dünkü olaylarda ordunun biricik ilham kaynağı, vatana karşı beslediği derin sevgi olmuştur, diye yazıyordu.
Babıâli de ordunun bağımsız olmasına ve hükümet işlerine karışmasına taraftar değildi. Bu ayrı görüşlere rağmen, Cemiyet'le ordunun paylaştığı bir şey vardı ki, birlikte çalışmalarına zemin teşkil ediyordu: Her ikisi de, topraksal bütünlük ülküsüne inanmışlardı, ya da Halide Edip'in Ittihat ve Terakki Cemiyeti'ni tarif ederken kullandığı o çok yerinde deyimle, her ikisi de «Imparatorluğun adamı» ydılar.
Tanin, 8 Eylül 1943. Cavit, Mahmut Şevket Paşa ile yapılan görüşmeyi şöyle anlatır: «Patronca bir tavır takındı; bizi genç görüyor,kendimize bir mevki sağlamaya uğ,Taştığımızı düşünüyordu. 'Acele etmeyin, müsteşar olacaksınız, yeterince tecrübe sahibi olduğunuzda nazır bile olacaksınız', dedi.»
Aralık ayında, Fırat nehri üzerindeki Osmanlı gemicilik şir-keti Hamidiye ile İngiliz Lynch şirketinin birleştirilmesi tasa-rısı Cemiyet'le Mahmut Şevket Paşa arasındaki çatışmayı da-ha da alevlendirdi.46 Cemiyet taraftarı basın, bu birleşme tasarısına karşı girişilen muhalefet kampanyasının bir Alman kışkırtması olduğunu ileri sürüyordu. Mahmut Şevket Paşa ile von der Goltz, Ittihat ve Terakki Cemiyeti'ni yıkıp, Alman çı-karlarına hizmet edecek bir askeri rejim kurmayı tasarlamak-la suçlanmaktaydılar.47 Tanin gazetesinde, özellikle 17 Aralık tarihli sayıda, Almanya'ya saldırılmaktaydı.48 Bu saldırılar ordunun öylesine aleyhindeydi ki, Cahit Bey'in Harp Divanına verilmesi bile bekleniyordu." Bu gerçekleşmediyse de, Harp Divanı 22 Aralık'ta Tanin'i kapattı.5° Ordu kimin güclü olduğunu bir kere daha açıkça belirtiyordu.
Bu kanunların amacı, hükümete, güttüğü siyasetten hoşnut olmayanların başlatacağı herhangi bir hareketi bastırabilecek gücü vermekti. «Serseriler ve Zanlı Kişilerle İlgili Kanun» ile kişisel eylemler kısıtlanırken, «Kamu Toplantıları Kanunu» kamu protesto gösterilerini imkansız hale getiriyordu. Bir toplantı yapılmadan önce, toplantıyı hazırlayanın yazılı olarak ismini, mesleğini ve toplantının yerini, tarihini, saati-ni bildirmesi gerekiyordu. «Basın ve Yayın Kuruluşları ile İlgili Kanunlar», gazetelere tam anlamında bir sansür koy-mamakla birlikte, basın özgürlüğünü hayli kısıtlamaktaydı. Grevleri önleyici kanun ise, gittikçe gelişmekte olan işçi hareketinin hükûmet aleyhtarı gösterilere dönüşmesini engelle-mek için hazırlanmıştı. «Cemiyetler Kanunu», «Eşkiyalık ve Fesatçılığ'ın onlenmesiyle İlgili Kanun» ve «Müslüman Olma-yan Vatandaşlann Askere Alınmalarıyle İlgili Kanun» İmparatorluğu meydana getiren çeşitli ırksal gruplar arasındaki ayrılıklar' sona erdirmek için alınmakta hayli geç kalınmış tedbirlerdi.
23 1909'da vergi sisteminde yapılan kısmi ıslahat cesaretlendi-rici sonuçlar vermişti." İngiliz Duyeın-u Umumiye reisi Sir Adam Block, 1910 sonunda yazdığı bir yazıda, Cavit'in Mali-ye Nazın olarak bütün giklüklere rağmen sağladığı başarıları uzun uzun övüyordu.25 Ancak, gelirlerdeki önemli artışa rağ-men ne bütçe açığı kapanabilmekte, ne de kayda değer, sü-rekli bir ıslahat yapılabilrnekteydi. Bunun •nedeniyse, ordu-nun hâlâ siyaset hayatına hakim olmasıydı.
Zaten yeterince büyük olan genel bütçe açığı, askeri bütçe kabul edilirse altından kalkılamayacak bir hal alacaktı. Cavit Bey'in öne sürdüğü para yetersizliği gerekçesine Mahmut Şevket Paşa'nın cevabı kısaca, «ordudan hiç bir şey esirgemeyeceğiz,» oldu. Cavit Bey'in ileri sürdüğü diğer gerekçeler de Meclisi fazla etkilememişti. Üç gün sonra Meclis gerek olağan, gerekse olağanüstü askeri bütçeleri kabul ediyor ve kısa bir süre sonra da Cavit Bey Paris'ten borç almak üzere Fransa'ya hareket ediyordu."
Cavit Bey borç almak üzere Paris'e gitti. Bir Osmanlı Maliye Nazırının ilkönce Paris'e baş vurması olağandı, çünkü Osmanlı ekonomisi Fransa'ya bağhydı.47 Önceleri, alınan borçlar 1856'da Fransızlar tarafından kurulmuş olan Osmanlı Bankası aracılığıyle sağlanırdı. Bu borçlara Dilyeın-u Umumiye kefil olurdu. Hissedarların % 55'i Fransa'da, % 30'u Almanya'da idi. İngiltere, hisse senetlerinin sadece % 5'ine sahipti
1910 sonbaharında başkente hakim olan sinirli havaya rağmen Cavit Bey, Babı Ali'nin egemenliğini kısıtlayacak hiçbir şarta boyun eğmemekte direniyordu. Bu tutum, Cemiyet'in zaten sallantıda olan durumunu daha da zayıflattı. Tanin, Fransızlar'la ingilizier'in Cavit Bey'i devirmek amacıyle birleştiklerini söylerken, Block, «Fransızlar'ın Cavit Bey'e indirdikleri bu darbenin, aslında Ittihat ve Terakki Fırkasına, yıkmak amacıyle indirilen bir darbe» olduğunu öne sürmekteydi.
Bu arada Almanlar, İttihatçılara başkalarından sağlayamadıkları takdirde para bulmaya söz vermişlerdi." Alman bankalarının temsilcileri 1 Kasım'da Istanbul'a geldiler. 7 Kasım'da 11 milyon altınlık bir borç için anlaşma yapıldı. Bunun 7 milyonu 1910 içinde, geri kalan 4 milyonu ise 1911'de verilecekti. Fiat 86'dan kesilmişti; faiz % 4 olacaktı. Iki gün sonra da anlaşma resmen imzalandı." Sonraları, Cavit Bey bu konuda şöyle söylüyordu : «Almanlar meseleyi akıllıca ve incelikle hallettiler. Doğrudan doğruya borçla ilgili olmayan' konulara hiç değinmediler. Türkiye'nin gururunu kırıcı şartlar öne sürmediler. Almanya'nın bu tutumu, o sırada çok zor bir durumda olan Türk hükümeti tarafından şükranla karşılandı.» “Alman yardımı tam zamanında yetişmiş ve Cavit'i düşmekten kurtarmıştı. Ittihatçılar Almanya'ya teşekkür borçluydu.
Cemiyet'in Makedonya'daki kuruluşları arasında bir birlik sağlamak ve 1910 kongresinde Cemiyet'le Fırka arasındaki ayrılıkları ortadan kaldırmak çabaları, Ittihat ve Terakki'nin çökmekte olduğuna işaret eden olaylardır. Bu çabalar pek başarılı sonuçlar vermemiş, durum gittikçe kötüleşmeye devam etmiştir. Sıkıyönetime rağmen, Turkia: Journal Democrate adlı bir Selanik ,gazetesinde «İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Çöküşünün Nedenleri» adlı bir makale yayınlanmıştır." Aralık ayı içinde Edirne'deki İngiliz konsolosu İkinci Ordu'nun küçük rütbeli subayları arasında, Üçüncü Ordu'da başla-yan bir muhalefet akımının yayılmakta olduğunu bildirmektedir.
Harbiye Nazmi Rıfat Paşa'nın Paris'e büyükelçi tayin edilmesiyle İttihatçıların nüfuzu iyiden iyiye azalmış oluyordu. Senin gazetesi çekilme sırasmın Hakkı Paşa'ya geldiğini yazmaktaydı" Bu siyasal atmosfer devam etse ve Eylül sonunda İtalya Osmanlılara savaş açmamış olsaydı, Cemiyet'in ortadan silinip yok olacağı muhakkaktı. Savaş, imparatorluk için ne kadar yıpratıcı olursa olsun, Ittihat ve Terakki Cemiyeti için gizliden gizliye sevinilecek bir olay, yeniden canlanmak için ele geçmez bir fırsattı.
Tanin, 28 Ağustos 1911. Hüseyin Cahit şöyle yazıyordu: «Padişah bütün Osmanlıların hükümdarı ve bütün Müslümanların halifesidir. Bu ne-denle, müslümanların... gözlerini Halifeliğin merkezi Istanbul'a çevirmeleri tabildir. Ancak, bu dinsel, ahlâki, duygusal bir bağdır ve politik çıkarlar uğruna suilstimal edilmesi, bizim fikir ve ilkelerimize tamamiyle aykırıdır.»
H. Cahit, «Ittifak ve Itilâflar Karşısında Türkiye», Tanin, 28 Eylül 1911. Ne Cemiyet, ne Babıâli, Panislamizmin tehlikeli ağına düşmek niyetin-deydiler. Daha önceleri, 1911 Şubatında, Hariciye Nazırı Rıfat Paşa, Rus Başkonsolosuna şöyle demekteydi: «Gerek hükümet, gerekse Selânik'teki Cemiyet, Panislamizm hareketini izlemek niyetinde değiller; çünkü, böyle bir politika gütmenin Rusya, Ingiltere ve Fransa ile aralarında tehlikeli karışıklıklara yol açacağı çok iyi farkındalar...»
Savaşta içine düşülen bu çıkmaz, politik hayata 21 Kasım'da Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nm kurulması şeklinde yansıdı. Bu parti, sabık-miralay Sadık, Damat Ferit, İsmail Hakkı Paşa, Lütfi Fikri, Rıza Tevfik, Dr. Rıza Nur gibi, tek ortak yönleri İttihat ve Terakki'ye düşmanlık beslemek olan adamların himayesinde kurulmuştu. Bunun dışında Hürriyet ve İtilâf Fırkası, «liberallerin tutucularla, yobazların açık fikirlilerle, meşrutiyetçilerin mutlakiyetçilerle yan yana bulundukları bir kargaşalıktan başka bir şey değildi. Parti, gücünü uzun süre-dir birbirine düşman olan unsurları bir araya getirmiş olmaklığından alıyordu. Rumlar, Bulgarlar, Ermeniler, Araplar ve Türkler, kısa vadeli bir amaç çevresinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni yıkmak için, toplanmışlardı.Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nın kuruluşu Kârnil Paşa'nın Port Sait'te İngiliz Kralı VII. Edward'la görüşmesiyle aynı günlere rastlamıştı.
İttihatçılar «Büyük Kabine» nin kuruluşundan beri çok dikkatli davranmaktaydılar. 23 Temmuz'da Tanin'de çıkan başyazı, olabileceği kadar ılımlı idi ve İttihatçıların bütün ümitlerinin Mecliste faal bir muhalefet olarak rol oynayabilmek olduğunu yansıtıyordu." Ama, Meclisin feshi üzerine bu limitlerini yitirdiler ve kendilerini daha da kötü günlerin bek- lediğini düşünerek faaliyetlerini yavaşça başkentten Selanik'e doğru kaydırmaya başladılar.Ancak, Makedonya'da Ittihatçı gücün yeniden canlanmasından çekinen hükümet, 8 Ağustos'ta sıkıyönetim ilan etti.
Kamil Paşa'nın Edirne'yi verip vermeyeceği konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değilse de, eldeki belgeler, şehri terketmeye hazır olduğunu göstermektedir. Saltanat Şurasını toplamaktaki amacı, savaş konusunda bir fikir birliğine varabilmekti. Düşüşünden on iki gün sonra, Mısır'a gitmek üzere, Hidiv'e ait bir vapurla Istanbul'dan ayrılırken kendisini geçirmeye gelen Fitzmaurice'e, «Kendisinden sonra iktidara geçenlerin Avrupa'nın dostça tavsiyelerini dinlemeyecekle-rinden ve bu yüzden Türkiye'nin daha fazla toprak ve para kaybedeceğinden korktuğunu söylüyordu. 2.000.000 altın değerinde olan silah ve askeri gereçleri kurtarmaya çalışmıştı...bunların Çatalca savunma hattını güclendirmek için gerekli olacağını düşünmüştü...»'Bu konuşmadan çıkan anlam, Kamil'in Edirne'yi gözden çıkarmış olduğudur.
Paris'te, suikastten bir gün önce, Kâmil'in oğlu Sait Paşa ile Cavit «vatanın kurtarılması için babasının başkanlığında İttihatçı bir kabine kurulması» konusunda görüşüyorlardı. Sait Paşa, Kâmil'in şimdiye kadar kurduğu kabinelerin etki-siz kalmasını, babasının Imparatorluk içindeki biricik gerçek güce, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne, güvenmemiş olmasına bağlıyordu.
Talat: Ne de olsa doğduğu yerdi. Basma yaptığı açıklamada şunları söylüyordu: Edirne'nin boşaltılmasını isteyen partizanlar olabilir. Ancak, bu görüşü benimseyenlerin kabinede kalmaları düşünülemez. Vekiller heyeti Edirne'nin geri verilmemesi konusunda fikir birliğine var-mış bulunuyor... Bu nedenle, bütün hükümet üyeleri adına sizlere bunun aksini iddia eden söylentileri yalanlama yetkisi tanıyorum. Gümrük vergilerine zam yapılsın diye Osmanlı vatanperverliği sa-tılık edilemez... Edirne'nin bedeli, bu şehri savunmak için kendini feda etmeye hazır olan sadık ve cesur ordumuzun kanıdır.
Irak'taki Arap ileri gelenleri bu yeni idari sistemi olumsuz karşılamışlardı. Basralı eşraf ve mebuslar doğrudan doğ-ruya Dahiliye Nazırına protesto telgrafları çekmekteydiler. Irak'ın önemli kişilerinden Seyyit Talip, İngiliz konsolosuna, «Yeni kanunlarda bazı iyi noktalar bulunmakla birlikte, bir bütün olarak kabul edilmesi imkansız ve eşraf bugünkü haliyle yürürlüğe girmesine karşı,»" diyordu. Araplar, özellikle, valiye tanınan, eyalet meclisinin kararlarına müdahale etmek, uygun görmediği konulardaki tartışmaları gündemden çıkarmak, oturumlar' ertelemek ve dilerse meclisi dağıtmak gibi yetkilerle ilgili maddelere itiraz etmekteydiler. Sıkıyönetim yürürlükte olduğu sürece, valiye mahkemeye baş vurmaksızın kendisine karşı gelen meclis üyeleri hakkında dilediği işlemi yapmak yetkisi de tanınıyordu. Ama, son hesaplaşmada her şey valinin kişiliğine ve tutumuna bağlıydı.
Sait Halim Paşa, Jön Türkler döneminin en uzun süre başta kalan sadrâzamı olacak ve görevi ancak Arap isyanından sonra son bulacak tı. «Türk hükûmetinin Türkleştirme siyaseti gütmekle suçlandığı bir dönemde, Sadrâzamın, yazılarını yalnızca Fransızca ve Arapça yazan koyu bir İslamcı olması»" bir rastlantıdan ibaret değildi.
Aziz Ali
İttihatçılar siyasal fikirlerle fazla ilgili olmadıklarından, getirdikleri formüllerin çoğu basit ve saf bir nitelikteydi. Dik-kafalı, inatçı, kendi yarattıkları dışında yapılagelmişleri önemsemeyen adamlardı. Biçimlenmemiş bir meşrutiyetçilik kavramı dışında, gelecekteki eylemlerini tayin edecek ilke-lerden yoksundular. Değer ölçüleri, kollektif disiplini bireycilikten üstün gören ve siyasetin merkezi ve oligarşik bir dene-tim altında bulunması gerektiğini savunan küçük, itibarı kıt bir grubun değer ölçüleriydi. Kendilerini bir buluş sahibi ola-rak görüyorlar, daha önceki hareketlere bazı şeyler borçlu olduklarını düşünmüyorlardı. Biricik emelleri, Jön Türk hareketini, modası geçmiş ve yozlaştırıcı olarak niteledikleri liberalizm mikroplarından ayıklamaktı. Ancak, değişiklik kadar süreklilik de tarihsel gelişimin kaçınılmaz bir parçası olduğundan, kendileri kabul etmeseler bile geçmişin etkisi altındaydılar. Ittihat ve Terakki Cemiyeti her başarılmış hareketinin amacına ulaştıktan sonra karşılaştığı sorunla, değişen duruma nasıl ayak uyduracağı sorunuyla karşı karşıya kalmıştı. Aslında, dağılmaları gerekirdi. Ancak, dağılmaları siyaset haya-tında bir boşluk yaratacaktı ve bu boşluk ya eski rejimin yeniden iktidara geçmesiyle doldurulacak, ya da tam bir kargaşalığa yol açacaktı. Cemiyet bu ikilemi, gizli bir kuruluş olarak yaşamını sürdürmek ve kendini meşruti rejimin bekçisi ilân etmekte çözümleme yoluna gitti. Böylelikle, ortaya çıkan «sorumluluk yüklenmeksizin iktidarda söz sahibi olmak» sorunu bu dönem içindeki siyasal çatışmanın başlıca kaynaklarından biri olacaktı. Ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin taktikleri, muhalifleri inisiyatifi ele almaya zorluyor, Cemiyet'e ise ölçülü hareket etme imkânı sağlıyordu. 1914'e ka-dar siyaset oyunu Cemiyet'in lehine oynanmıştı.
Başlangıçta gerek yüksek rütbeli subaylar, gerekse siviller küçük rütbeli subayların siyasete karışmalarını önlemek için bütün gücleriyle çalışmaktaydılar. Halkı etkileyecek kişilik-teki zeki genç subaylar istanbuldan uzaklaştırılmakta, tecrit edilmekteydi. Enver, Berlin'e, Hafız Hakkı Viyana'ya, Ali Fethi Paris'e ataşemiliter olarak gönderilmiş, Cemal, önce Ada-na valiliğine, sonra da Bağdat'a atanmıştı. Cemiyet ancak 1912 sonlarında, genç subayları siyasete faal olarak katılmak üzere iş başına çağırmıştır. Bu çağrı, Kamil Paşa'ya karşı tertiplenen darbeyi gerçekleştirmek için yapılmıştır ve teklifin Talât'tan geldiği sanılmaktadır. Darbenin kahramanı haline gelen Enver'in Libya'da bulunması ve ancak Aralık sonunda Istanbul'a dönmesi, dikkate değer bir noktadır.
EMANUEL KARASU (ölümü: 1934). Avukat, Selânik'ten Ittihatçı. mebus. İspanyol Yahudisi, Mason, «Macedonia Risorta» locası üstadı azamı. Ittihat ve Terakki'nin Selanik kolunda çalışmış, hare-ketin Mason localarınca korunmasını sağlamıştır. Ihtilarden sonra, yabancı, özellikle İngiliz yorumcular tarafından, Ittihat ve Terakki'nin liderlerinden ve «habis ruhlarından» biri olarak nitelen-miştir. Ancak, sanıldığı kadar etkili olmamıştır. Selanik mebusu (1908 ve 1912), İstanbul mebusu (1914). Savaş sırasında iaşe müfettişi olmuş ve bu arada, büyük bir servet biriktirmiştir. 1919'da Italya'ya kaçmış, Italyan vatandaşı olarak Trieste'ye yerleşmiştir.
Bir Bu millet için #Algoritmik (sıkıntı ) yakındır. %10 %09 %08 %07 %06 %05 %04 %03 %02 % 01 bir artı bir, iki eder. İki ile iki, dörde eşittir. Temel, daimi ve kesin matematik. Hepimizin anaokulunda öğrendiği şeyler1. Ama matematiğin bir de diğer yüzü var : #Algoritmalar #kodlanmış matematik. İnsanlar tarafından yazılan #formüller, o insanların talimatlarını, karar #analizlerini ve #önyargilarini taşıyor. #GPS cihazınız girdiğiniz konuma gitmek için kısıtlı bir yapay zeka kullanarak yol tarifi verirken, aslında sizin için, #rotanız ile ilgili başka birinin programladigi talimatlar dizisine dayalı kararlar alıyor. #Sosyalalgoritma #dijitalzeka (#yapayzeka) #Sosyalyargiç #PlevneDevrim-i - biz #sosyal 12. G #Cumhurbaşkanlığı (Genelkurmay ) seçimi #Tokat 1252-1253 8 oyla kazanan kisi #Mehmetekmeleddinihsanoglu zabıt-a tutanak.... alayına yeter..! ........... 4.000 #tweet le T.C #Update #Format olmadı #Resert #loding %18 'eR #92'şer oy #sandıkno: 1277 #Tokat #plevnedevrim ... #hayat ve #idare-de #din (#scolastique), dini düşünceler ve dini #idare tarzlar tamamen #kurunuvusta-i ve bu #husustaki #neşriyat ise zihinleri açmaktan, #Türk neslinin #terakki #inkisaf-i-na