
seen from Brazil
seen from United States
seen from China
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Italy

seen from Switzerland

seen from Switzerland
seen from China

seen from Malaysia
seen from Austria

seen from Russia
seen from China
seen from United States
seen from France

seen from United States

seen from Sweden
seen from Kosovo
tevekkeli
köşesinde sahte bir duvarın
sırtını yaslamış vaziyette belki
belki diz çökmüş, oturmuş
öylece bir kedi seversin
kediyi de çok sevdiğinden değil hani
sevecek yer aradığından dünyanın
ki o anda ucunda dönüverir dünya, parmağının
bile lafı olmaz dersin,
pisliğine bakıp sokağın
ya da estetik bir değerle at sürdüğün peşinden
toprağı toza harmanlayarak, bunca harmonik aşkların
ki gördüğün bunca aşk platonik bile bir değer taşımaz iken..
illüzyonundan yoksun kalbin, zehirbazın
kronik sancısını ustaca taşır, eski düzenbazın
ve rağmen buna, yine ustaca
botanik bir kader istersin hani,
hani şarabın öldürmeyeninden,
süründürmeyeninden esrarın
bilinmez, belki yeşili hep çok sevdiğinden
ki sen lafını bile esirgemişken bunca sene kendinden,
kendiliğinden,
kediliğinden,
zamansız bir inşaattan yuvarlanıverir taşın yeki
derken…
sen sırtını yaslamış vaziyette belki
belki oturmuş kafanı kaşır iken
şunun başına gelene de bakın der ahali
işte o anda değerini yitiriverir tüm estetik
kimse duymaz botanik kalpte atılan son çığlığı
ama olabildiğince sıkışır trafik.
sıkışır yarasalar baş aşağı,
devam eder dünya, sen
sen el üstünde tutulurken son yolculuğunda,
uzanmış vaziyette belki,
belki volta atarken tabutunda,
çöp dolu tenekelere yalnızlık kokusu karışır
eskir plaklar ve plakalar
sahte yalnızlıklar üretir gazteler bir inşaat resminde
çatılardaki kireçli sular yoktur ama görünürde..
derken duaların sesine karışır kornalar
değerini yitiriverir o anda alaycı harmoni
bir devenin aniden geğirip ama yoluna devam etmesi gibi,
üzerinde asılı duran ağır bir yükün yeniden yüklenilmesi gibi,
öyle hızlı geçişken,
biraz öyle değişken
ama koşmaya devam eder çocuklar
plastik bir topun peşinden
belki geniş zamanlı bir inşaat alanında
bir kedi ısınmaya çalışırken tam da
tam da hıncından ve kılıcından dolmuş bulutlar
çat kapı gelecek iken
patlayıverecek iken tam da
ve açılmış bütün çukurları azgın sularla dolduracak iken
tam da bir kedi çamurlu çizmeler üzerinde
sağında bir çift kürek, çatlak bir çaydanlık sağında
ve tonlarca kum solunda, ısınır iken
ve belki de
kalesini kafana yuvarlanıveren taştan yapmış iken çocuklar
atılan ilk çığlığı duyulur
yeni doğmuş el üstünde tutulan bir bebenin
yuh der yerinden doğrulur kedi
inşaat çöker,
dünya döner,
sen belki de
son kez yere düşer iken, tabutundan
bu kez açılır trafik
o vakit ince bir ses duyulur parmağının ucundan
bir teneke çöple vaftiz edilmeli der bebeler
sonrasında duyulacak korku ve koku için inanın buna değer…
_ ���2