La Terra primordial. Prototaxites i trilobits.

#dc#dc comics#batman#dick grayson#bruce wayne#tim drake#dc fanart#batfam#batfamily





seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Canada
seen from China

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Germany
seen from Germany
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from Romania
seen from China

seen from Indonesia
seen from Malaysia
La Terra primordial. Prototaxites i trilobits.
Calymene. Picked this partly enrolled little trilobite up at a nearly dried out canal. It was the first thing I found that day at the very first place I sat down.
It’s about 2 cm long. Sadly it’s missing a part of the cheek and the tail at one side. But just look at that grumpy face!
Found at Storkanalen, Gotland, Sweden.
Trilobit Nedir? Trilobitler Hakkında Bilgi
Trilobit Nedir? Trilobitler Hakkında Bilgi
Çok uzun zaman önce…Hatta dinozorlardan bile çok önce, yeryüzünde trilobit adında ilginç bir canlı yaşıyordu. Bu canlının yaşadığı dönemde yeryüzünün yapısı çok değişikti. Dünya büyük oranda denizlerle kaplıydı. Kıtaların da konumu çok farklıydı. Günümüzde olduğu gibi, birbirinden uzak yedi kıta yoktu; kıtalar birbirlerine bitişik konumdaydılar. Yani tek bir büyük kıta kaplıyordu yeryüzünün bir…
View On WordPress
Trilobit. My friends or friends of my friend are opening Café. And not common café. It’s going to be place for music and all kinds of art across styles and generations.. They started crowdfunding two weeks ago. And I hope they will succeed. :”D (So feel free to support them. :”D) This is part of my entry for their little contest. You may check out it here.
Waking Dream
My happiness is just a dream, my sorrow is the same, a waking nightmare dreamt throughout the night and lived without lucidity, the softness of a gentle skin is gone, as it had never been, had never been a loving touch, had never been a chilling wind, a presence pressing on my chest and pressing on my face a kiss evaporates into the air come morning; I may have no rest in neither day nor darling night because my heart upsets my mind and keeps my life a waking dream, an emptiness of sense and sight; behold my heart upon my door: it will not beat forever, for it waits until a dream comes true and will not let me sleep before.
New Post has been published on Otantik Taş Doğal Taşlar & Değerli Taş Takı Online Satış
New Post has been published on http://www.otantiktas.com/trilobit-fosil-kaya.html
TRİLOBİT FOSİL KAYA
TRİLOBİT FOSİL KAYA
KOLEKSİYON MERAKLILARINA TRİLOBİT FOSİL KAYA
latince ismi trilobita’dır.vücudu baş,gövde ve kuyruk olmak üzere 3 ana lobdan oluştuğu için bu ismi (tri-lobita) almıştır. Kambriyen devrinde aniden ortaya çıkan farklı canlı gruplarının en ilginçlerinden biri, sonradan soyları tükenmiş olan trilobitlerdir.
TRİLOBİT FOSİL KAYA
Arthropodlar filumuna dahil olan trilobitler, sert kabukları, boğumlu vücutları ve kompleks organları ile çok karmaşık canlılardır. Fosil kayıtları, trilobitlerin gözleri hakkında çok detaylı tespitler yapılmasını sağlamıştır. Bir trilobit gözü yüzlerce küçük petekten oluşur ve bu peteklerin her birinin içinde çift mercek yer almaktadır. Bu göz yapısı tam bir tasarım harikasıdır. Harvard, Rochester ve Chicago Üniversiteleri’nden jeoloji profesörü David Raup; “Trilobitlerin gözü, ancak günümüzün iyi eğitim görmüş ve son derece yetenekli bir optik mühendisi tarafından geliştirilebilecek bir yapıya sahipti” demektedir. (David Raup, “Conflicts Between Darwin and Paleontology”, Bulletin, Field Museum of Natural History, vol. 50, January 1979, s. 24.)
Sadece trilobitlerin bu olağanüstü kompleks yapısı bile Darwinizm’i tek başına geçersiz kılmaktadır. Çünkü daha önceki jeolojik devirlerde bu canlılara benzer hiçbir kompleks canlı yaşamamıştır ve bu da göstermektedir ki trilobitler arkalarında hiçbir evrim süreci olmadan ortaya çıkmışlardır.
Kambriyen devrindeki bu olağanüstü durum, Charles Darwin Türlerin Kökeni’ni kaleme alınırken de az çok biliniyordu. O devrin fosil kayıtlarında da, Kambriyen devrinde canlılığın birdenbire ortaya çıktığı gözlemlenmiş, trilobitlerin ve diğer bazı omurgasızların aniden belirdikleri tespit edilmişti. Bu yüzden Darwin Türlerin Kökeni adlı kitabında bu konuya değinmek durumunda kaldı. O sıralarda Kambriyen devri, “Siluryen devri” olarak tanımlanıyordu. Darwin ise “Bilinen Eski Fosil Kayıtlarında Farklı Türlerin Aniden Ortaya Çıkışı Üzerine” başlığı altında bu konuya değinmiş ve Siluryen devri hakkında şöyle yazmıştı:
Siluryen devrine ait trilobitlerin, bu devirden çok daha önceleri yaşamış olan ve bilinen hayvanların hiçbirine benzemeyen bir tür kabuklu hayvandan evrimleştiği konusunda hiç kuşkum yok… Sonuçta, eğer benim teorim doğruysa, en eski Siluryen tabakasının oluşumundan önce, çok uzun zaman dilimleri geçmiş olmalı, Siluryen devrinden bu güne kadar geçmiş olan zaman kadar uzun zaman dilimleri. Ve henüz bilinmeyen bu zaman dilimleri içinde dünya canlı yaratıklarla dolup taşmış olmalı. Bu büyük zaman dilimlerine ait fosil kayıtlarını neden bulamadığımız sorusu karşısında ise verebilecek tatmin edici bir cevabım yok. (Stefan Bengston, Nature, vol. 345, 1990, s. 765.)
TRİLOBİT DOĞAL KAYA
Kambriyen devrine ait kayıtlar, hem trilobitler gibi kompleks canlı vücutlarıyla, hem de çok farklı canlı vücutlarının aynı anda ortaya çıkmasıyla, Darwinizm’i yıkmaktadır. Darwin, kitabında “eğer aynı sınıfa ait çok sayıdaki tür gerçekten yaşama bir anda ve birlikte başlamışsa, bu doğal seleksiyonla ortak atadan evrimleşme teorisine öldürücü bir darbe olurdu” diye yazmıştır. (Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 302. ) Kambriyen devrinde ise, 60′ı aşkın farklı hayvan şubesi yaşama bir anda ve birlikte başlamıştır. Bu, tam olarak Darwin’in “öldürücü darbe” olarak tarif ettiği tabloyu ispatlamaktadır. Bu yüzden İsveçli paleontolog Stefan Bengston, Kambriyen devrinden söz ederken “Darwin’i şaşırtan ve utandıran bu olay bizi de hala şaşırtmaktadır” der. (Stefan Bengston, Nature, vol. 345, 1990, s. 765) Trilobitin keşfi ve bu canlı ile ilgili son derece özel yapıların ortaya çıkışı kuşkusuz evrimciler arasında büyük bir rahatsızlık meydana getirdi. Trilobit gözü mükemmel detaylar sergileyen, son derece kompleks bir yapıdır. Alt parçaları son derece hassas ayarlamalarla birbirine bağlanmıştır ve gözün fonksiyonel bütünlüğü bu sayede mümkün olmaktadır.
Gözdeki bu ayarlamalar adeta bir mucizeler zinciri ortaya koymaktadır. Lensler, özel olarak kalkit ve kitin malzemelerinden oluşmaktadır. Bu iki malzemenin kırılma indisi arasında mükemmel bir uyum vardır. Eğer kitin değil de başka bir malzeme lensin altında bulunacak olsaydı trilobit gözündeki bu mükemmel odaklama mümkün olmayacaktı. Veya kalkitin de kristal formu değil de başka bir formu olsaydı, lensler şeffaflık özelliğine sahip olmayacaktı. Mercek eğer ikili yapıda olmasa, sadece kalkitten yapılma ön lens mevcut olsa, trilobit, yaşam alanı olan su altında göremeyecek, gözleri işe yaramaz olacaktı. Eğer kalkit ve kitin arasındaki etkileşim yüzeyinin şekli Huygens ve Descartes’ın matematiksel olarak hesapladıkları eğriler değil de başka eğriler olsaydı, ışığın mükemmel şekilde odaklanması yine mümkün olmayacaktı. Yine eğer, bu eğri boyunca dizilen magnezyum atomlarınının miktarı biraz az ya da fazla olsaydı, lensler ışığın sapmasını gideremeyecek, diğer tüm koşullar yerli yerinde olsa dahi, göz yine etkin bir şekilde işlevini yerine getiremeyecekti. Bu mucizeler zinciri kaçınılmaz olarak bazı çok önemli soruları beraberinde getirmektedir:
TRİLOBİT
Acaba trilobit bu göz sistemine nasıl sahip olmuştur? Kalkitin kristal formları nasıl olup da canlının göz bölgesinde mükemmel bir şekilde dizilmiş yuvarlak lensler oluşturmuştur? Kitin malzemesiyle magnezyum atomları, bu lensin altında uygun miktar ve yüzeysel birleşimde nasıl yerleşmiştir? Dört denklemli matematiksel fonksiyonlar arasında oluşturulabilecek neredeyse sayısız ihtimal arasından nasıl olup da hassas görmeyi sağlayacak yegane eğriler olan Huygens ve Descartes eğrileri bu göze entegre edilmiştir? Acaba tüm bunlar tesadüfen gerçekleşmiş olabilir mi? Veya trilobit bu göze ihtiyaç duyup tüm bunları akıl ederek, matematiksel hesaplamalar yaparak kendisi geliştirmiş olabilir mi?
Elbette trilobit gözü, tesadüflerin de trilobitin kendisinin de bir ürünü değildir. Bir rasathaneye isabet eden şimşeklerin, oradaki teleskopları daha etkili bir şekilde gösteren cihazlara dönüştürmeyeceği, bunun yerine onları tahrip edeceği açıktır.
Trilobit, tüm bu kusursuz ayarlamaların ancak taşıyıcısı, sergileyicisi olabilir. Kuşkusuz tüm bu üstün yaratılış alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Trilobitin gözü, Allah’ın üstün sanatının tüm çarpıcılığıyla sergilendiği bir eserdir. Allah kusursuz yaratandır, trilobit ve diğer tüm canlıları da yoktan var etmiştir.
TRİLOBİT KAYA
New Trilobit recording preview