Kan ve yapısı
Geçen bölümlerde hücrelere oksijen ve besin taşımakla görevli olduğunu belirttiğimiz kan hücrelerinin savunmada çok önemli görevleri vardır.
Kanın pıhtılaşabilmesi, çoğu zaman üzerinde pek durmadığımız, sıradan bir olay olarak algılanabilir. Fakat bu olayın yaşamın sağlıklı olarak devam edebilmesi yönünden çok önemli bir rolü vardır.
Ufak tefek yaralarla yaşamsal sıvı olan kanın akıp giderek heba olması hayatı tehlikeye sokabilecek ya da sona erdirebilecek derecede büyük bir tehlike teşkil ederdi.
Canlılar mükemmel mekanizmalara sahip olsalarda genelde vücutlarında ufak tefek yaraların açılmasını engel olamaz.
Dikkatlerden kaçan minik kazalar bu tür yaraların açılmasına her zaman neden olabilir.
Bu nedenle bu hayati konuda canlı vücutlarının savunma, korunma ve bağışıklık sistemleri dışında başka bir mekanizmaya daha şiddetle ihtiyaç duyulur.
Var Edici İrade bu hayatî sorunu mükemmel bir şekilde çözmüş, kanın pıhtılaşması denen mekanizmayı var etmiştir.
Kemik iliğinde oluşan kan hücrelerinden biri olan trombositler, bu önemli görevi üstlenmiş hücrelerdir.
Trombosit veya kan pulcukları kan pıhtılarının oluşumunda görev alan hücre parçalarına verilen isimdir. Platelet olarak da adlandırılır. Düşük trombosit seviyeleri veya fonskiyon anormallikleri kanamayı yatkınlaştırırken, yüksek trombosit seviyeleri -çoğunlukla asemptomatik- tromboz denilen damarda kanın pıhtılaşması riskini yükseltir.
Bu nedenle trombositler kanda ideal seviyelerde olmak zorundadır.
Kan pulcukları çok sayıda granül ihtiva eden renksiz hücre parçalarıdır. Çapları 1.5-3.0 μm arasında değişir.
İnsanlarda eritrositler (alyuvarlar) gibi çekirdeksiz ve disk şeklindedirler .
Hücre zarının sitoplazma içine doğru parmak şeklinde girmesi sonucu oluşan ve yüzeye açılan bir kanal sistemine sahiptirler. Bu kanal sistemine kanaliküler sistem adı verilir. Ayrıca RNA ve birkaç farklı granül tipi içerirler.
Mikroskop altında kan örneği, ok ile gösterilen trombosit agregasyonudur
Kan pulcukları kemik iliğinin megakaryosit diye adlandırılan büyük ve multinükleer olan hücrelerinin parçalarından oluşur.
Megakaryosit parçaları sistemik dolaşıma girince kan pulcukları olarak adlandırılırlar.
Başlıca karaciğer tarafından üretilen trombopoietin (trombopoetin olarak da anılır)
hormonu kan pulcukları yapımını uyarır ve çoğalmasını kontrol eder.
Kan pulcukları dolaşımdaki ömrü 9-10 gündür. Daha sonra dalakta ayrıştırılır.
Hiposplenizm dediğimiz dalağın fonksiyonunda azalma veya yok olma rahatsızlığında yüksek kan pulcukları sayımlarına,
hiperslepnizm denilen dalağın aktivitesinde anormal artışı düşük trombosit sayımlarına neden olabilir.
Kan pulcukları kollajen (bağ dokusu) ile temas ettiklerinde aktive olurlar.
Damarın içindeki endotel bir şekilde hasar gördüğünde altındaki kollajen (bağ dokusu) açığa çıkar, aktive olan kan pulcukları kollajene bağlanır.
Hasarlı bölge üzerine kan pulcukları kümelenir ve trombotik tıkaç oluştururlar.
Oluşan tıkacın sonucu olarak da ihtiva ettikleri granüllerin içeriğini ortama boşaltırlar.
Ortama boşaltılan bazı maddeler yüzünden kan pulcukları birbirlerine bağlanırlar, yeni gelen kan pulcukları hasarlı yüzeye bağlanmış kan pulcukları bağlanır.
Ayrıca granüllerin içeriği ortama boşaldığında ortaya çıkan serotonin salınımı damar duvarındaki düz kasların kasılmasına neden olarak hasarlanmış bölümden kan akımını engeller.
Bunun nedeni serotonininin vazokonstrüktör olmasıdır.
Ayrıca agregasyon sırasında kan pulcuklarında yüksek oranda bulunan miyozin ve aktin filamentleri kasılarak oluşan tıkacı güçlendirirler.
Kan pulcukları1 plazmada bulunan fibrinojene ilave olarak fibrinojen salgılar.
Bunun sonucu olarak pıhtılaşma sırasında daha çok fibrinojen fibrine dönüşerek, daha çok (trombosit ve diğer) kan hücrelerinin tutunacağı fibröz ağ oluşturur. Von Willebrand faktörü hasarlı damar duvarına yapışarak kan pulcuklarının buraya tutunmasını kolaylaştırır.
Bu nedenle koagülasyon için önemlidir ve von Willebrand faktörü eksikliği veya bozukluğunda koagülasyon bozuklukları görülür.
Von Willebrand faktörünün eksikliğinden kaynaklanan hastalığa von Willebrand hastalığı denmektedir.
Damar duvarı prostasiklin (PGI2) isimli, kuvvetli bir trombosit agregasyon inhibitörü (engelleyici) sentezler.
Böylece kan pulcukları tıkacı sadece hasarlı bölgede oluşur, diğer sağlıklı bölgelere yayılamaz.
l��V`�Hm��0














