Burun deliklerinden içeri süzülen portakal çiçeği kokusuyla uyanmak güne. Varyanttan inerken ya da birkaç adım ötede caddeye çıkar çıkmaz mor salkımın rayihasına boca olmak. Bahar rehavetinden, çalışma motivasyonunu camekân kütüphaneye gitmekte bulduğunda; çocukken devlere benzettiğin, şimdi bile devasa gelen çam ağaçlarının o tazeleyici kokusuna gark olmak. Aşağıya, deniz seviyesine indiğindeyse çam kokusunun, bayrağı okaliptüse devretmesi. Güneş ve meltem de varsa şayet, yakınında durmuşsan dalgaların bir süre, tuzlu damlaların nüfuz ettiği tenini ve saçlarını yakan güneşin kavruk kokusu da sinmişse hele... Homojen değil; hepsi müstakil, apayrı hislere hitap eden kokular. Şehre ait, eve, adını koyduğun ya da koyamadığın anılara. Hayata içkin, onun özünden gelen. Hulasa, kokular mühim.
Geçmişi canlandırmak, şimdiyi doyurmak, belki geleceğe göz kırpmak için. Ama en çok da şimdi. Çoğumuzun ıskaladığı, yaşamaktan imtina ettiği, doyasıya deneyimlemek varken kaydetmek çabasıyla noksan kaldığı ‘şimdi’. Hani derler - deriz - ya; ‘keşke fotograf misali kokuları kaydedip paylaşmak da mümkün olsa?’ Alkolün can verdiği şişelenmiş olanlar dışında, insanın bunu henüz başaramamış olması mutlu ediyor bir yandan. Ne de olsa bir o kaldı duyularımız arasında teknolojinin yorucu yanına teslim olmayan, ânı yaşatan. Dediğim gibi, koku mühim; biricik. Kalıcılığı olmasa da, belki kalıcı olmadığı için bilhassa, en kıymetlilerden.
Tuhaf. Tuhfe. Hediye. ‘Hediyeler’ anlamındaki ‘tuhaf’ sözcüğünün buradaki hediye göndermesinin bendeki anlamı boş değil. O çok sevdiğin, belki de en sevdiğin yerde ağacın reçine kokusuyla uyandığın yetmezmiş gibi kapıyı açıp taptaze kekik kokusuyla karşılaşmak ve ağaç kulübenin çamaşır ipinden salınan yeni toplanmış kekiklerin, yanı başında kokusunu zarafetle bastırdığı adaçayını bulmak mesela, en güzel hediye.
Bir akşam odanın kapısını açıp içeri girdiğinde seni kucaklayan portakal çiçeği rayihası peki? Mart sonu, baharın başı bir akşam. Anne düşüncesi, düşüncenin inceliği.
"Aldığın en güzel hediye...?” diye başlayan beylik sorunun bendeki iki yanıtı: Taze kekik ve portakal çiçeği kokusu. İnsanı en sahici anlamıyla mutlu eden. Saklamadan, saklama çabasıyla şimdiyi yitirmeden doyasıya tadını çıkaracağın, ânı yaşatacak iki tuhfe.