Bir dertten bahsedip rahatlayabilirsin. Anlatip dostlarla cozum arayabilir, cozum de yoksa icini dokebilirsin. Rahatlamasan dahi, anlatmak siniri atmanin bir yolu olur genelde. Fakat ben tukendim, tukettim. Anlattim, paylastim. Anlattim, cozumler aradim bazen buldugumu sandim. Anlatip aglayip bağırıp sinirimi attim. Simdi degil birine anlatmak, kendime bile bahsetmek istemiyorum. O kadar bahsetmiyorum ki gundelik dertlere verilemeyecek buyuk tepkiler verip kahroluyor, temelindeyse hep ayni derde cikiyorum. Bu cok aci bir caresizlik. 'Kendine acima kizim' deyip bagiriyor, tum icimdekileri yok sayiyorum. Sonra bir bakiyorum beynimin icindeki konusmalardan, bitmek tukenmek bilmeyen bekleyisten aklimi kaciracagim. Aglamaktan gozlerim sismis. Koca geceler uzamis ve bir gram uykuya hasret kalmisim. Sabah yalan dunya bu işte, giyinip makyajimi yapip, sacimi hic yapmadigim bir sekle sokup (fena olmadi) yuzumde tebessumle işe geliyorum. Uykusuzum. Aylarin aylari kovalamasina,tum imkanlarin artik imkansiza dönüşmesine ragmen hala ulasilabilecek tum iletisim yollarimi kontrol ederek gune basliyorum. Bir mucize olsun istiyorum. Gercekten istiyor muyum bilmiyorum! Fakat bir yanim da su yalnizligima son verebilecek tek insani beklemenin yanlis olmadigini soyluyor. Bir daha gel, yeniden tanisalim. Belki baska bir yol, baska bir cikis..