Şimdi şöyle, ben mükemmel değilim ama burada yalnızca kendimden bahsediyorum, çünkü kendimi onarmaya ihtiyacım var. Bundan daha doğal hiçbir şey yok bunu biliyorum ama bu bile beni mutsuz ediyor, kendimin çözmesi gereken içsel kıvrıntılardan ibaret bir mutsuzluğum var.
Şimdi şöyle, ben zilyon küsür yıldır bir ay sonra muhteşem bir vücuda sahip olacağım ama bir türlü ne istediğim gibi besleniyorum ne de spor yapıyorum. Biliyorum kızlar, bu konuda hepimiz bir miktar kırgınız. Aç bırakıyorlar kendilerini diye diye beğendiğimiz güzelleri bir güzel yerin dibine sokarken kendimiz löp löp götürüyoruz acılı adanaları bu da bir gerçek.(Bkz.bugün) Ama ben gerçekten yoruldum. Bitti yani, her şeyin bir eşik değeri vardır, benim eşik değerim de bu, boyumun on iki katını aşan bir okyanusta yapayalnızım.
Kimsenin yanında olmadım kim benim yanımda olsun ki diye düşünüp duruyorum, annem çok uğraşmış on çeşit yemek yapmış ayıp olacak kadına demekten ve hedeflediğim şeylere ulaşamamaktan da çok yoruldum. Bakın çok güzel kızlar var, eyvallah, öyle herkesin ki ben dahil ağızlarının suyu aka aka baktıkları muhteşem güzellikteki insan dışı varlıklardan olmak değil niyetim, ha olursam ne güzel olur o ayrı.
Hayatım boyunca ‘ya senin yüzün çok güzel azıcık kilo versen dünya güzeli olursun’cu akrabalara/dostlara sahip oldum, evet bunlar işin abc’si biliyorum. Her kilolu genç kız bir gün o meşhur ‘ama senin yüzün çok güzel’ cümlesinin derinliğinde boğulacaktır bu da burada dursun. Asla takmayın onları, bakın ben ciddiye aldım hiçbir şey değişmiyor, kendinizi üzüyorsunuz sadece, bu. Gerçi çocukluk çağlarından beri diyetisyen diyetisyen dolaşıp, annenizin sizin için aldığı yirmi çeşit beslenme kitabını harfi harfine ezbere bilip bunun üzerine tıp okumak gibi bir eylem ile hayatınızı sağlığa adamak gibi şeyler yapabiliyorsunuz. Bir anda dahiliye, endokrin ve genel cerrahi konusunda eski bildiklerinizden bir tık üst düzey bilgiye sahip oluyorsunuz. Ama yine de alınan bunca yola rağmen her şekilde üzülüyorsunuz, çünkü bir anda bayram geliyor, baklavalar aşağıdan, şekerpareler yukarından Türk mutfağının derinliklerinden yüzeye çıkamıyorsunuz. İrade var, irade var demek hiç yanlış olmaz, galiba ben ilkiyim.
Olduğumuz gibi kabul edin bizi, vallahi böyle daha mutlu olacağız, daha insan. Aslında bu daha çok kendime not. Her zaman düşündüğüm şey şu; olduğum gibiyim, olmak istediğim gibi değil. Olmak istediğim gibi olsam yine mutsuz olacak mıyım, mutluluğa ulaşacak mıyım tüm bunlar şuan için bir tabu.
Kendime not: Hayatın akışına bırak kendini ve yaşa, yaşa, yaşamaya başla. Sen güçlüsün, sen gerçekten çok güçlüsün.
Kendini bulma günlükleri gün 1, yüreğinin götürdüğü yere git, bugünün mottosu bu, yüreğinin götürdüğü yeri keşfet.