Yaz Yaz Yaz... 🎼🎸 . . #yazyazyaz #guitar #ajdapekkan #müzik #music #musiqi #türkmüziği

seen from Denmark
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Morocco
seen from United States
seen from United States

seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Uzbekistan
seen from United States

seen from United States
seen from Yemen
seen from United Kingdom
seen from Azerbaijan

seen from United States
seen from United States
Yaz Yaz Yaz... 🎼🎸 . . #yazyazyaz #guitar #ajdapekkan #müzik #music #musiqi #türkmüziği
Sen de YAZ... . . #yazyazyaz #guitar #türkmüziği #musiqi #music #müzik
#yazyazyaz #birkenarayaz#çıkkarşıma #gösterkendini @arzumdemirbilek @caglaadlk #lamaisonbodrum #zeynepsazak (La Maison Bodrum)
Yanılırsam çık karşıma göster kendini #ajdapekkan #ajda #yazyazyaz #yaz #yazyaz #retro #vitage #butterick
Susuşma be Mükremin abi.
Canı acıyor insanın be Mükremin abi. Böyle zamanlarda canı acıyor insanın çok. Hani bayramlıklarını giyersin de yağmur yağmaya başlar ya. İşte öyle be Mükremin abi. Hevesim kursağımda sıkıştı kaldı. Abi ben boğuluyorum her aldığım nefeste. Mesela çok güleç biriyimdir aslında ben Mükremin abi. Hep gülümserim normal zamanda. Hep ağlarımda ben. İkisi birden çok zor be abi.
Annem bağırdığında üzülmüştüm ben böyle en son abi. Hani dedi ya bıktım senin kavgalarından diye işte o zaman çok üzülmüştüm ben. Abi bilmiyordu onların kavga olmadığını sadece biraz öfkeliydim ama kavga etmiyordum ki be abi. Herkesin iyiliğini istiyordum o sıralar, hep iyi olmaya çalıştığımızdan mı bu kadar kötü olduk biz ?
Türkü falan da dinliyorum oysa ben, mesela Neşet Ertaş dinliyordum geçen gün. Zalim dünya diyordu. Zalim insan demeye dili mi varmıyor nedir kendi kabuğunu reddeden kaplumbağa gibi çizgilerini mi sevmiyor nedir anlam veremedim o an. Ama güzeldi.
Ben bazen hayal kurayım diyorum Mükremin abi. Şimdi bir balık olsam hiç bir büyük balık yakalayamaz beni biliyorum inatçıyım, güçlüyüm hatta zeki bile sayılabilirim. Ama bazen en yakın balıkçı ağına atasım geliyor kendimi abi. Süzgeçlerimi bıçakla koparsınlar. Gırtlağımdan girsinler bağırsaklarımı çıkarsınlar löp et kalayım ellerinde, güzelde bir limon ohhh tam ağız sulandıran bir ölüm. Ama benim canım tatlı be abi öyle olur olmadık ölmem ben. Zeki Müren çalıyor zaten gidip ölünür mü şimdi durup dururken. Hiç bir şey yapamadım bari yalnız kalayım diyorum ama bakıyorum zaten yalnızım be abi. Rutinim olmuş meğersem yalnızlık ve spontane olarak gidiyor ben bir şey yapmıyorum yalnız kalmak için. Emek versem gam yemeyeceğim. Emeğimle yalnızım ulan ! diyeceğim.
Pardon abi ne dedin anlamadım. Abi ? Mükremin abi ? Abi anlamıyorum ne diyorsun cam arkasından duyamıyorum.
Neyse;
Geçen gün kendimi gördüm aynada o nasıl bir öfkeyli bakış Mükremin abi. Tamam gülerim ben her zaman yine gülüyordum ama o bakış yok mu, vay anasını be Mükremin abi. Abi ben kötü bakıyorum. Duygusuz bakıyorum abi ben, ben sevgisiz bakıyorum. İçimden haddini bilmez biri var farkındayım ama kendime de haddimi nasıl bildireceğimi bulamıyorum, insan kendini nasıl acıtır abi ? Hoş aynaya baktığımda bayağı acıdım kendi kendime. Bayağı batağa batmış batık bir balina gibiyim. Gözlerimde fer yok abi. Ben aşık değil miyim yoksa Mükremin abi ? Yalnızlık sevgiliyle geçmez mi ? Sevgili olunca yalnız kalınır mı ? He sende haklısın o da yok ki diyorsun. Tamam yok biliyorum olmasa da olur zaten, yani ben şimdi illa bir kadını mı sevmeliyim abi. Sevgili dediğinde aklına kadın mı geliyor senin. Ben geçen gün şurada duran bir martıya aşık oldum mesela. Uçtu gitti. Zaten hepsi uçup gitmiyor mu Mükremin abi ? En azından ben gerçekten havalanan bir şeye aşık oldum havalı bir şeydi benimkisi abi.
Geçen gün biraz da kızdım kendime abi. Ulan dedim Can lan 3 harfli geçimsiz. "-Yalnızlık bahardır tomurcuklar baharda açar" dedim bağırdım bir an. Tomurcuk oldum ben abi yalnızlığımda bahar buldum ben ve başka bir şey daha dedim "-Umut olmak için yok olmak gerekir. Umut varlığın gölgesinde ezilmekten azad olmadıktır." dedim. Çok doğru diyormuş gibi hissettim kendimi Mükremin abi.
Aslında bazen senden de korkuyorum abi. Yani gidersin diye korkuyorum. Hafızan bu kadar kısa olmasa sende terk edersin diye ödüm patlıyor be Mükremin abi.
Acıktın mı abi nedir ? Suyun mu kirlendi ? Yem vereyim mi Mükremin abi ?
Yalnızlık mesele değil de, bu kadar insan seni seviyorum derken yalnız kalmak zor be Mükremin abi.
Geçmiş zaman olur ki: Mayıs
1833 — Alman romantizminin büyük bestecesi Johannes Brahms Hamburg’da doğdu
Sadece eserleriyle değil, yaşamı ve ruhuyla da romantik dönemin gerçek bir üyesi olanJohannes Brahms Hamburg’da doğdu.
Brahms’ı bugünün gençleri yakın dönemde bir otomobil firmasının reklamıyla ve Carlos Santana‘nın 1999 tarihli Supernaturalalbümündeki “Love of My Life” parçasıyla tanıyor olsa da, Brahms yıllar bouyunca ve elbette halen, aralarında Richard Wagner‘in de bulunduğu çok sayıda büyük müzisyenin ilham kaynaklarından oldu. Özellikle 2 ve 5 no.lu Macar danslarını ve 3 no.lu senfonisini tanımayan kalmadı.
Örnek Bağlantı
Brahms’ın hayatını ve sanatını yönlendiren en önemli olay ise, dönemin şartlarına uygun şekilde yaşanan kırık bir aşk hikâyesiydi.
1850’lerde tanıştığı meslektaşı Robert Schumann‘la kısa zamanda bir dostluk kurmuştu. Bu arada da Robert Schumann’ın kendisinden on dört yaş büyük eşi Clara’ya ümitsizce tutulmuştu. Bu aşk öyle kuvvetliydi ki, Brahms hayatı boyunca evlenmedi ve ciddi ilişkiler yaşayamadı. Robert Schumann’ın intihar girişimi sonrası bir bakımevine yerleşmesinin ardından, Brahms Clara ve çocuklarıyla aynı evi paylaşmaya başlamıştı. Ancak kendisini müzik çevrelerine tanıtan ve ünlenmesini sağlayan yakın dostu Robert’ın biricik eşine hiç bir şekilde yaklaşmayı aklından geçirmiyordu. Kısa süre sonra Robert Schumann’ın hayatını kaybetmesi, birbirlerine tutkuyla âşık bu çifti daha özgür kılmış olsa da, asla bir ilişki yaşamadılar. Muhtemelen asla aynı yatağı paylaşmadılar. Dönemin Alman ahlak anlayışında cinsellik pek de anlayışla karşılanacak bir paylaşım sayılmazdı.
Örnek Bağlantı
Clara Schumann ve Johannes Brahms, hayatları boyunca bağlantıda kaldılar, tatillerini birlikte geçirdiler ama asla birlikte bir yaşama sahip olmadılar. Başkalarıyla da yakınlaşmaları oldu ancak bir şekilde birbirlerine bağlı oldular.
Bu garip, tutku dolu aşk hikâyesi, Brahms’ın tüm hayatını ve eserlerini etkiledi. Clara Schumann’ın 1896 yılındaki ölümünden çok kısa süre sonra, 1897’de hayata gözlerini yumduğunda, ardında büyük bir külliyat bırakmıştı. Brahms’ın ölümünden tam yarım yüzyıl sonra, Clara ve Johannes’in aşkı, beyazperde de, Song of Love adlı filmde anlatıldı. Filmde Clara Schumann’ı Katherine Hepburn, Johannes Brahms’ı Robert Walker canlandırmıştı.
1958 — Efsane müzisyen Ahmet Adnan Saygun, Londra’da Jean Sibelius Ödülü’nü aldı
Osmanlı İmparatorluğu yıkılıp, onun küllerinden yokluklar içindeki Türkiye doğarken, yeni seküler cumhuriyetin radikal lideri Atatürk, ülkesinin yönünü batıya çevirmişti. Topyekün bir değişim geçirmekte olan toplumun kimlik arayışı da her alanda devam etmekteydi. Savaşlarda kaybedilmemiş yetenekli ve eğitimli az sayıdaki gencin, hem ülkenin kuruluşuna hem de kültürel kimlik arayışına katkı yapması gerekliydi. On dokuz yaşında müzik öğretmeni olarak göreve başlayan, ud ve piyano çalan, İngilizce ve Fransızca bilen Ahmet Adnan Saygun da o gençlerden biriydi.
Yeteneği, devletin ilgisine mazhar olmasını ve 1928’de Fransa’ya eğitimine devam etmek üzere gönderilmesini sağladı. Müzik teorisi ve kontrpuan çalışmalarının ardından, 1931’de ülkesine geri döndüğünde, bizzat Atatürk tarafından batı standartlarında bir müzik eğitim müfredatının hazırlanmasıyla görevlendirildi. Çok geçmeden Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın şefliğine getirildi ve ilk Türk operası Özsoy‘u besteledi.
Çok üretken bir sanatçı olan Saygun, yıllar boyunca, aralarında 1946 tarihliYunus Emre Oratoryosu gibi, çok ünlülerin de bulunduğu sayısız eser verdi.Yunus Emre Oratoryosu‘nun Leopold Stokowski yönetimindeki NBC Senfoni Orkestrası tarafından Birleşmiş Milletler’de İngilizce olarak seslendirildiği 1958 yılında, Saygun, Jean Sibelius beste ödülünüe de layık görüldü.
Türkiye’nin ilk Devlet Sanatçısı unvanına sahip olan Saygun, 1991’deki vefatına kadar çalışmalarına devam etti.
1985 — Sansürcüler görev başına
Daha sonra Amerika’da başkan adayı olacak olan, dönemin Tennessee senatörüAl Gore‘un eşi Tipper Gore, üç kadın arkadaşıyla “Ebeveyn Müzik Kaynakları Merkezi” adlı bir merkez kurdu. Bu kararı Prince‘in “Darling Nikki” adlı “ahlaksız” parçasını dinledikten sonra vermişlerdi. Hedefleri, genel ahlakın korunabilmesi için albüm, konser ve filmlere derecelendirme getirilmesi, gerekiyorsa albüm ve video kasetlerin poşette satılmasını sağlamaktı.
“Darling Nikki”, bu grubu provoke eden ilk parçaydı ancak etraf engellenmesi gereken müzik videoları ve albümleriyle doluydu. Judas Priest’in “Eat Me Alive”, AC/DC’nin “Let Me Put My Love into You”, Madonna’nın “Dress You Up”, W.A.S.P.’ın “Animal (Fuck Like a Beast)”, Cyndi Lauper’ın “She Bop” parçaları cinsel içerik taşımaları sebebiyle kara listeye alınmıştı. Ancak tehditler bunlarla sınırlı değildi. Mötley Crüe’den “Bastard”, Twisted Sister’dan “We’re Not Gonna Take It”, Venom’un “Possessed” parçaları da şiddet taraftarıydı.
Ancak tüm çabalarına rağmen elde edebildikleri tek şey, söz konusu albümlerin üzerine “sert sözler içerdikleri” yönünde bir etiket yapıştırılması oldu.
Kısa kısa:
3 Mayıs 1989: Michael Jackson, kafasında bir peruk ve takma sakalla California’da Simi Valley’deki bir mücevherciye gitti ve kendisinden şüphelenen güvenliğin çağırdığı polis tarafından sorgulandı.
13 Mayıs 1992: Public Enemy üyeleri arasında yer alan Sister Souljah adlı bir rap müzisyeni, Washington Post gazetesindeki bir habere göre, “Hep siyahlar siyahları öldürüyor, bir hafta sonu da beyazları öldürseler fena mı olur?” mealinde bir demeç vermişti. Dönemin başkan adayı Bill Clinton, siyasi bir risk alarak bu söylemi eleştirmişti.
Ancak kazançlı çıkan Clinton oldu. Sister Souljah, kendisine sert çıkan Clinton’ı ırkçılıkla suçlamış, bu durumu da siyahları üye kabul etmeyen bir golf kulününde golf oynamasıyla açıklamıştı ancak Clinton seçimi kazanmayı başarmıştı.
29 Mayıs 1987: Yine Michael Jackson, yine bir tuhaf hikâye. 1890 yılında ölen “Fil Adam” lakaplı John Merrick’in “kalıntıları”nı satın almak isteyen Jackson, kemikler için 50.000 dolar ödemeyi önerdi. Jackson’ın menajeri, sanatçının Merrick’in anısına büyük saygısı olduğunu belirtti. Michael Jackson, Merrick’in kemiklerini saklayan Londra’daki hastaneyi, hayatı boyunca birden çok kez ziyaret etti.
İçim çıksa dışımı döver.
İç sesim bildiğin Ferhan Şensoy.
Hayır rahatsız değiliz kesinlikle hatta aksine içim benden daha net cümleler kuruyor. Yani içim dışımı döver sayın abiler. Kesin bilgi yayalım. İçimdeki yankı asabi biraz ama taşı gediğine koyuyor. Ama dedim ya içim dışımı döver diye hele bir ben var benden dışarı. Bu aralar her boka "Peki" demekle geçiyor ömrüm. Bu aralar dediğim de bir belki iki hafta. Ömürden sayıyorum ya ben hani kısa zamanları da. Uzunlarından hayır görmedik kısalarıyla huzur arıyoruz.
Mesela geçen gün bozuk sütü iade edemedim ben. Beceremediğimden değil fişi de yanımdaydı ama iç sesimin sesi de çok açıktı içim dışıma çıkmıştı. Kasiyere bağırmak da neyin nesiymiş dedim hiç gitmedim markete. İneği kasiyer mi saydı ahmak dedim oturdum götümün üstüne.
Sonra bankaya gittim 89,90 kuruş tutan faturamı ödedim ve veznedeki yavşak 10 kuruşumu vermedi geriye çok kızdım. İstedim tabi istemez olur muyum bozukları biriktiririm ben kitap alacaktım çocuklara. Şu on kuruşu bankadaki hesabıma aktarın o zaman dedim. Kötü kötü baktı yüzüme densiz it. Neymiş en düşük 3 liralık işlem yapabiliyormuş o zaman benden çaldığın para için polisi aramam gerektiğini söylediğimde götünü kaldırıp yan bakkaldan para bozdurup geldi. 10 kuruşumu aldım sorun yoktu ama 10 kuruş için elli liralık öfkelendim Ferhan abi bunu da bono hesabına aktaralım dedi gülümsedim iç sesim Ferhan abiyi duyunca sessizce çıktım bankadan.
Çok peki'ciyim bu aralar aslında ama bazen pekilerim bitiyor. Pek iyi olamıyorum delirme saatim gelince hele ki hava kapalıysa birde üstüne yağmur yağmışsa romatizmalarımdan aldığım yetkiyle giydiriyorum en haketmeyene bile kırmızı bir noel baba kostümü. Taksimde sakalından tutup sabaha kadar dövesim geliyor ama sonra dindar olmadığım aklıma düşüyor sakinleşiyorum. Türlü türlü huylar da ediniyorum asabileşince. çaya 3 şeker atmak gibi yersiz. Sevgiliyi özlemek gibi acıtan.
Böbrek taşı da düşürüyorum belki ondandır bu pekiler, hayırlar, öfkeler, bela okumalar ama dedim anneme geçen gün -Kızım birine beddua etmek istersen "allah sana böbrek taşı versin" de. daha başka da beddua gerekmez imana gelir en büyük putperest dedim. Güldü geçti o da. Kadın işte nereden bilecek egosunun arkasında ezildiğimiz şu ufacık bir çükün ne kadar ağrı yaptığını. Hükümetten beter pezevenk.
Hükümet demişken yeni başbakanımıza baktım dün ne kadar minnoş bir tipi var aslında tipitip amcaya benziyor. Gözlüklü sempatik. Ama tam bir atar adamı. Yakında Tayyara atar yapar o görürsünüz bak. Hoş partisini de sevmezdim zaten eşşekoğlu eşşeğin.
He birde biliyor musunuz bugün benim ölüm yıl dönümüm. Öyle her mutsuz olduğumda öldürürüm ben kendimi bir kere. Korkmayın kesmem bileklerimi canım tatlıdır hem zaten kan tutar beni. Kendimi bir arkadaşımın gönlünde öldürürüm ben sıklıkla. En lazım olduğum anda olmam yanında. En gönlü kanadığı anda koymam elimi göğsüne. Kötü olduğumdan değil elbet geç kaldığımdan. Bir şeylere birilerine geç kalmanın tillahıyım ben. Ama sever beni arkadaşlarım önce öldürür sonra gözümün yaşından doğururlar beni. Ağlamaktan çekinmem hiçbir zaman. Ağlamak ruhu yıkamaktır. Temizlemek. Paklamak. Arabamızı bile haftada bir kez yıkıyoruz. Ruhu pislikten kokmuş insanlar var aranızda görüyorum. Yıkanmak iyidir.
He birde sevmek iyidir. He birde sevilmek pek iyidir. Bak yine pek iyimser oldum sevilmek dediğim zaman. Ferhan abi çıktı yine meydana hafif kızgın ses tonlu ama köküne kadar yâr gönüllü.
Sevmek iyidir.
Sevin.
Ki.
Sevilesiniz.
Az sakin ol baba.
Ne olursa olsun yaşa sözü o kadar da geçerli bir cümle değilmiş bunu anladım son zamanlarda, keşke babalar boşalmadan önce iki kez düşünse, anneler artık minik bir hapın hayat kurtarabileceğini bilse fakat en kötüye rağmen yaşamak istiyor arada sırada insan, insan bu ister tabi hep ister.
Boş ver be baba bırak yaşayalım yine aynı boktanlıklarla. Zulümlerle cinayet ve tecavüzlerle, başımıza gelene kadar sesimizi çıkartmayalım. Nede olsa insanız, böyle yarattın demi bizi. Bize jazz ve blues’i öğrettin yetmedi birde Orhan babayı katık ettin, he birde afrika var sahi ya onu neden yolladın he şu vazgeçemediğin gazabın sahi pardon baba unutmuşum ama halkı yanlış seçmişsin sanırım, onlar sana inananlar ama sana inanmayanlar hep tok be baba.
Dur iki dakka dur! öyle hemen almak yok canımı daha yağmurda ıslanmadım ben doğru düzgün en güzel rüyamı defalarca görmedim ben daha, henüz annem seninle gurur duyuyorum demedi bana. Ben daha sevdiğim kadına evlenme teklif etmedim.
Dur iki dakka dur! Vermem öyle hemen iki damlalık canımı, dedemi aldın ya yetin onla biraz, he bu arada seni yakın zamanda görmem lazım yoksa dinsiz öleceğim sen kendi oğlunu çarmığa gerdirttin ya baba, aşk olsun kim bilir üvey oğluna yani bana neler yaparsın.
Dur bi dakka hemen celallenme dur ! İsa hiç kötü bir insan olmadı baba neden izin verdin ki çarmığa, yada musa senin için dünyanın tüm cesaretiyle geçti iki deniz arasından asla gerçek insan olmak kuralından çıkmadılar be baba onlara neden eziyet ettin, öz oğullarını mı unuttun yoksa yada yeni bir yer mi yarattında görmüyorsun buraları ama gözün arkada kalmasın be baba, biz insanlara her türlü gazabı yaşatıyoruz hala.
Anlayacağın Tanrının gazabı demode oldu artık hırs ve para diye birşey bulduk biz hiç zahmet etmeden sırf ikisi için birbirimizi öldürüyoruz zaten, yani yeni trend insanın gazabı, çerkezleri öldürüyoruz, arapları asıyoruz, afrika zaten aç ama hep izliyoruz hiç ellemiyoruz, türkiye de kocalar karılarını öldürüyorlar sopayla döverken, fransada ırkçılar yine kol geziyor özgürce, amerikaya da bir planın var gibi duruyor ama adamlar aşmış olayı biraz, baba bu arada aramızda kalsın ama yavaş yavaş tüm gazabı yöneten olmaya başladılar yakında sana da gelirlerse şaşırmam üvey oğlum söyledi dersin.
Anlayacağın artık sana pek gerek kalmadı be baba biz bize yetiyoruz.
He birde baba, sendeki cehennemi kapatabilirsin biz burada yenisini yaptık.