yaşayandan çok ölülerin olacak bir gün. parmaklarınla tek tek sayacaksın yaşayan yanlarını. dünya kocaman bir mezarlığa dönüşecek. doğanlar senden değil, yaşayanlar senden değil artık. sessizce köşende seksen doğmuş seksen ölmüşsün gibi oturacaksın.
official daine visual archive

bliss lane
Misplaced Lens Cap

if i look back, i am lost

#extradirty
No title available
Jules of Nature
RMH
$LAYYYTER
he wasn't even looking at me and he found me

Origami Around
Sade Olutola
Xuebing Du
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

gracie abrams
cherry valley forever
sheepfilms
Interview Vampire Daily

izzy's playlists!
Not today Justin

seen from Bangladesh
seen from China
seen from Saudi Arabia
seen from France

seen from Hong Kong SAR China
seen from Argentina
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from Russia
seen from Indonesia
seen from Colombia

seen from Iraq
seen from United States
seen from Oman

seen from Indonesia
seen from India
seen from Cape Verde
seen from Romania
seen from India
seen from United States
@tanriningolgesi
yaşayandan çok ölülerin olacak bir gün. parmaklarınla tek tek sayacaksın yaşayan yanlarını. dünya kocaman bir mezarlığa dönüşecek. doğanlar senden değil, yaşayanlar senden değil artık. sessizce köşende seksen doğmuş seksen ölmüşsün gibi oturacaksın.
çocuğum öldü. ölmemek için delireceğimi sandım. bir cenazeler evinde doğdum üstelik. ki başarmıştım da herkesi en verimli topraklara gömmeyi, gömmeyi en içime. deneyim seni neyin beklediğini bilmekmiş, birini gömmek gömmekmiş yalnızca. deneyimle gömmeyi, hatta daha iyi gömmeyi, en iyi gömmeyi başarırmış insan da gömülen "şeylerle" açığa çıkan şeyler paralelmiş birbirine.
gömdüklerinle gömüleceksin, yaşayacaksın, yaşayacaksın sevdiklerin bir çiçek gibi seni ektiğinde onları beraberinde götürdüğün kadar yaşayacaksın
İnsan en çok da geri dönmeyeceğini bildiği anların kıyısında durup son kez yaşamak istiyor ve bir duyguyu son defa hissetme arzusu hiç dinmiyor. Çünkü ruh, kapanan kapıların bile bir gün yeniden aralanacağına, vedaların bile tekrar edeceğine inanmak istiyor.
ne melankoli ne şiir duymuyor musunnnn korkmuyorum. sırtımda cümle de taşımıyorum. yürüyorum yürüyorum sanki biraz daha yürüsem yürüyerek varılabilir bir yerdeymişsin gibi dudaklarımı dudaklarına değdireceğim. dalgaları sayıyorum, oturup bekliyorum. ben yazmıyorum bir şeyler yazılıyor içimde. sanki birazdan ağına bir nar takılacak, onu getireceksin sen de.. üç dört beeeş bazı dalgalar kıyıya hiç vurmayacakmış gibi topluyor.. hiç kıyıya vurmamışım gibi sayıyorum hepsini tek tek. her dalga bir daktilo gibi bir şeyler yazıyor içimde. her cümlede kalbim bir ağa takılıyor.. inan hiç çırpınmıyor.. duyuyor musun bir şeyler yazılıyor içimde. her cümlede kalbim bir ağa dönüşüyor ve narı arıyor her yerde.
oturup bekliyorum. ben yazmıyorum bir şeyler yazılıyor içimde. birazdan ağıma bir nar takılacak.. onu getir bu gece.. sadece bir gece.. kalbim atsın yerinde..
bir daha bir daha bir daha
kırmızı meyveler kalp damar sağlığı için önemli. narı tercih ediyorum. bin tane küçük boncuk bir tane büyük boncuğa eşit değil bende. pamuk taştan ağır. kalbime benzediğinden mi..kalbime bu ismi koyduğumdan mı bilmiyorum. nar dendiğinde aklıma pazardan aldım bir tane eve geldim bin tane nar gelmiyor. narı özlüyorum. nar yerken narı daha çok özlüyorum. narı yerken ve narı özlerken narı değil kalbimi yiyormuşum gibi hissediyorum.
biliyorum, bazı insanlar bizde bizden gittikleri gibi oturuyorlar bir köşede. hiç yaş almıyor, hiç değişmiyorum. aynı yüzle, aynı gözle bakıyorum sana.. aynı cümleleri kuruyorum. aynı şekilde kalbini kırıyor, aynı şekilde beni affediyorsun. ama ben orada oturmuyorum, sen de burada oturmuyorsun..
bir uçurumun kenarında başladım bir şeylere, bir taşın hareket etmesine bakıyordu her şey.. ben burayı terk ettiğimde, burası da beni terk eder sanmamla benzer bir yanılgı. olsun. böyle diyorum artık.. olsun.. ne olacaksa olsun.. korkmuyorum. hiç korkmuyorum. geceleri yatak beni yerken de korkmuyorum. rüyalarımda kapılar kilitlendiğinde dua etmiyorum, dilim dönene kadar olsun diyorum.. olsun.. ne olacaksa olsun. ne olursa olsun sabah uyanıp bitkilerimi sulayacağım.. kahvaltı etmeden kahve içmek kalbim kırılıyormuş gibi hissettirdiği için yemek yiyeceğim, dışarıyı izleyeceğim. mesela çok şaşıracaksın ama sigarayı artık içmeyeceğim. kafelerde kışın sıcacık içeride oturacağım. bu dünya kahrı için ciğerimi bile kirletmeyeceğim. suya anlatacağım. anlayacağım.. bir zamanlar suya karşı ödediğim bedelin, kanın suya karışmadan bana geri dönebilmesi için olduğunu. anlayacaksın.. başka bir denize karşı hayatın ne kadar şahane tesadüfler eseri sürdüğünü..
korkmuyorum. korkmuyorum. korkmuyorum. nolursa olsun.. artık biliyorum.. hataların bedeli olduğu kadar bedeli ödenmiş hayatı.
bir uçuruuuuuum bile dolar..
bir uçurum nasıl dolar
sorma bana
bir uçurum nasıl dolar
fazla beslediğin karga kendi gözünü bile oyar.
ve ben yavaş yavaş eriyen şeylerin yalnızca mumlar olmadığını biliyorum, bundan beri. hazırlıksız değilim, hazırlıklı hiç. siyah kar taneleri masallara konudur ama buraya bir tane konduruyorum. unutmamak için değil, hatırlamak için hiç değil. ben onu gömmek isterdim benden ayrı hiçbir yere. göğüs kafesime bir el boşluk, tekrar doğurmak için rahmime dua. ben onun öldüğü ve yeniden doğduğu yer olmak isterdim. bir sarı boncuk, iki sarı boncuk.. hep görmek isterdim.
Mario Giacomelli (Italian,1925-2000)
Spoon River, 1968
seeking, yearning, reaching hands
bir laboratuvar faresi en fazla beş adım ileri beş adım geri kucaklayabilir dünyayı.
NUA: "Bir azap koy etmişse yüreğine, dalgayı hatırla. Yeryüzünde tek bir dalga koy oluşturmaz deme, tufanı unutma. Bir dalga nasıl devirir bir medeniyeti, bir acı öyle baştan başlatır seni. "
Sevgili Kan, sırattan sağ çıkılır, parçalarım bitişir fakat koparılanlar tekrar bitişmeyi değil, koparılmamış olmayı diler. Yolun dışına atılan her şey kendi yolunu inşa eder. Bir su ırmaktan ayrılır. Daha az acılı değildir doluluktan kopmak doluluğa geri dönmekten.
Tanrı küsürat yaratmaz! Her şey tamamlanır, tamamlanmayan her şey kader defterine kazınır.
Ne yazdığını sorma, fallara inanma. Telveden seslenir biri, fısıldar sana doğuştan bildiğin şeyi ihanetin denklemini.
Bir düğüm çözülmezse elbet kesilecektir. Naylon iplerin birbirine bitişmek adına uçlarını kaynayana dek karartmasına denk bu kavuşma.
Kaynayacaksın! Kaynayacaksın! Bir daha doksanın da, noksanın da su olduğunu asla unutmayacaksın..
-
NUA: "Kendinizi bulasınız diye sizi size hapsettik."
NUA: "Bitiştiğinizde, boyutunuzun farkına varacaksınız."
sevgili Kan, günler aylar, mevsimler ve yıllar sayılıdır sonsuz sayılamayanın yanında saydığımız birkaç ömür muvakkattır. ömür yitirilir, çakmadan iki kol, iki bacak iki minyatür ömür taşınabilir bir boyuttan öteki boyuta. bir boyuttan öteki boyuta taşınır zaman. ben sana çoktan kavuştum. ben sana çoktan.
hayır. canım ne zaman isterse konuşamam. yanılıyorsun, canıma susayan sesler uykudayken, o dağınıklıktan çıkarttığım öznesi eksilerek tamamlanan bir cümleyle sana varabilirim. bir akşam salıncak ararken, bir çocuk parkında korkuluğa dönüşebilirim. kafamdaki sesler uyanmadan sana varamazsam yolda kaybolabilirim. beni bulmayacağını biliyorum.
ve
artık
sorun
etmiyorum.
şiirlerde okuyunca edebi gelen şeylerin günlük hayattaki beyhudeliğini yakından tanıyorum.