06.06.26
Canım Annem...
Annemi kaybettim.
Arayan soran, bilen, bilmeyen herkese başsağlığı dilekleri için teşekkür ederim. Kapattım kendim gibi herşeyi. Kendinize iyi bakın.
Today's Document
sheepfilms
noise dept.

roma★

pixel skylines

titsay
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
official daine visual archive
Monterey Bay Aquarium

Love Begins
d e v o n
Three Goblin Art
tumblr dot com

Kiana Khansmith
YOU ARE THE REASON
Cosimo Galluzzi
Show & Tell

PR's Tumblrdome
DEAR READER

#extradirty

seen from Canada

seen from Brazil

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Japan

seen from United States

seen from Netherlands
seen from Argentina
seen from Argentina
@tegmenaldorain
06.06.26
Canım Annem...
Annemi kaybettim.
Arayan soran, bilen, bilmeyen herkese başsağlığı dilekleri için teşekkür ederim. Kapattım kendim gibi herşeyi. Kendinize iyi bakın.
yeşil hayır sarı bir huni alacağım ve şartelleri sonsuza dek indireceğim.
saçına çiçek taksam çiçeği süslersin..
Deniz kokusu camdan içeri dolduysa... Günaydın yaz, hoşgeldin serin sahah rüzgârı.
🌞🌴
En sevdiğim...
Sonunda herşey yolunda! Sabahları enerji dolu uyanmaların zekâtını vereceğim.
"sahip olduklarınızdan verdiğinizde,
çok az şey vermiş olursunuz; gerçek veriş, kendinizden vermektir.
Güne bu sözle uyandım,
Yeni biriyle tanışırken onu görmezken ağzına attığın her lokmanın büyüyüp seni boğmak üzere olduğunu, yaşadığın duygu karmaşası sebebiyle ayaklarının yere basmayışını, varlığıyla üstlendiğin sorumluluk ve hayatına girmesiyle yaşayacağın değişiklikleri düşünürken aldığın korkuyla karışık hazzı, o ilk günlerin karmakarışık, şaşkın, uçucu, mutlu hislerini düşündüm.
Evet...
Güzel bir günün ardından evdeyim, merdivenleri kullandım ve üçer beşer çıktım Empire of the Sun - We Are The People sayesinde...
Şimdi ise ılık esen rüzgar ve sanırım mayıs ayının son yağmuru eylül'e kadar bir daha yağar mı bilmem, balkonumda bu manzaranın tadını çıkaracağım. yağmur için, Thank'sGod!
ansızın girdin hayatıma...
"ben bi taş mı görüyorum" cümlesiyle kalbimin okyanusuna taşı bırakmışsın çoktan...
bu taşın yarattığı dalgalar gönül kıyıma vurduğunda ise sana kapılmışım...
ilk elini tutma gayretimi hatırlıyorum...
yüreğim yerinden çıkacakmış gibiydi, aklımdaki sorular olumsuz cevaplanacakmış gibiydi...
ya elimi tutacaktın ya da "ne yapıyorsun sen?" sorusunu yüzüme tokat gibi vuracaktın...
elimi tuttun...
hep sorular sordun...
"ne yapalım?", "nereye gidelim?", "bak şuraya mı gidelim, yoksa buraya mı?" benimse cevabım hazırdı hep...
"sen bilirsin..."
sinirlendin...
"bana sen bilirsin deme!" dedin...
ben seçtim ama "biz" gittik...
çok güldük...
kedilerin, köpeklerin miskinliğiyle dalga geçtik...
bana sırnaşan kediyi kıskandın...
aç kaldık, sonra karnımızı doyuracak yer bulduk...
sen bana karşı durdun, ben rüzgara...
"2 bira içince" seni toplayacağıma söz verdim... güldük, anlatık, hüzünlendik...
"üşüdüm" dedik...
"rakı içicem" dedin, rakı içtik... çalan müziği beğenmeyip kendi müziğimizi çaldık...
"light rakı" kavramını hayatımıza soktuk...
gözlerine baktım, kendimi gördüm...
eve gitmek istemedik...
sahilde oturduk...
saatlerce oturduk...
elimi hiç bırakmamacasına tutuyordun... mutluydum...
mutluluğumu ne esen rüzgar, ne soğuk hava etkileyebilirdi...
yorgunduk, uykusuzduk ama mutluyduk...
birlikte uyuduk...
sen uyandın beni uykumda seyrettin, ben uyandım seni uykunda seyrettim...
Herkes için dökülecek kelimeler aynıdır. Herkes duygularının kurbanı olduğu vakit işi arabeski hatırlatan sözlere ve isyanlara bırakır. Onlar için kaderin ta kendisidir bu ve olmayan bir ilişkinin acısını hep aynı kelimelerle anlatırlar birbirlerine. hep aynı sözler, aynı klişe laflar, "seviyorum" kelimesinin iyice bayatlaması...
Farklı olmak feci bir şeydir. Verdiği rahatsızlığı en alakâsız durumlarda bile hissedersiniz ve evet bunu sen de yaşatanlardansın bana, yani öyleydin.
Bak şimdi ilk görüşte aşk diyeceğim gene bayat bir ifade olacak. Çok mu laf kalabalığı yaptı bu konularda insanoğlu nedir, ama gerçekten bu ifadeyi sana "aynen böyle oldu" diye anlatmam gerek. Öyle asi asi bir noktaya bakman ve benim ağzım açık şekilde bakakalmam, ardından "bu nasıl bir şey" demem kendi kendime.
Aramızda bir duvar vardı sadece ve birkaç gün geçti ve sen artık önümde oturuyordun. Çizimim iyi değil diye ne kadar aklıma gelen şarkı sözü varsa sıraya yazıyordum, yanımdaki de araba falan çiziyordu, ara sıra kız resmi de çizerdi ve eğer güzel çizmişse ona "bu o olsun" derdim, altına da beni çizerdi sonra...hayaller...hayal etmesek ne yapardık kim bilir??
Ama nasıl istenmezdin ki sen? Sonuçta bu beden içine kısılıp kalmış ruhun diğer ruhlardan farkı yok. Kabuğu yüzünden karartılmış olması dışında. Deli gibi arzuluyordum seni. Çözmem gereken onca test bana sadece o upuzun güzel saçlarından tesadüfen sırama düşmüş bir saç telini arasına koyduğum kitabı hatırlatıyordu... Ne acizlik... Ne büyük zavallılık... Nasıl bu kadar düşebildim, bilmiyorum.
Ardından kandırıldığımı bile bile bazılarının telkinlerine kulak verdim, neye güvendiğimi hala bilmiyorum ve "o"nu devreye soktum. Bekleyişe geçtim... Burada kahkaha atmam gerek. Bir zerre kadar bile ümit taşıdığım için kendimden hâlâ utanıyorum.
Ama çok çabuk sindirdim seni. 31 Aralık günü öl desen ölecek olan bu beden, sadece iki hafta içerisinde seni sadece becerilebilecek sıradan bir bünye olarak görmeye başladı, bu derece dönüşüverdin, -anlamsızlaştırıldın- yani. Acıyla eğittim ben kendimi, kimsenin asla yapamayağını yapıverdim. Nasıl bir büyüydü acaba uyguladığım, sanırım kaynağını biliyorum; "konuşmuyorum senle" ya da "konuşma benle". bunlardan birisiydi...
Sonuçta bana the gathering'i hatırlatan her şeyden uzaklaşmama ve hiçbir zaman bu grubu dinleyecek, o sesi duyacak güce sahip olamamama neden olmuş, içilip söndürülmüş bir sigara misali geçtin üzerimden. Bana gerçekleri hatırlatarak, bana neyi istememem gerektiğini -farkında olmadan- da olsa öğreterek.
içimden güneş ışığı çekildi artık
tek sen varsın gözlerimin önünde
ama şimdi bir şey var
onların bilmedikleri
öyle ya körüm göremez gözlerim
yine de oradasın, ruhum duyuyor
Karanlıkta bile olsam, oradasın değil mi?
loş ışıklar eşliğinde,
o sıcak zeminde çırılçıplaksın.
sen ve ben
hafifce öpüşüyor, koklaşıyoruz
ve sen o sırada ağlıyorsun
artık ölebilirim
mutlu bir şekilde
Malum yarın bayram...
Babam atalarının kabrini ziyarete gitti...
Bana güzel bir bayram hediyesi olarak doğduğum ama büyüyemediğim, izlediğim filmlerin büyüleyici atmosferini yansıtan Kefrun Vadisi'nden bir video gönderdi. Bir an önce gitmek şart oldu...
imkanın olan herşeyi geride bırakıp, hiçbir şeyle güçlü bir bağ kurmadan hafif yaşamalı insan.
En son ne zaman seviştin?
Kapattım anonimi, yersiz, gereksiz ve beyinsizce kullandığın için.
mayıs'ta izmir'de şort terlik giy güneşten kavrul, yağmur yağsın ıslanıp don gülerler tabi...
Doğum günün kutlu olsun.
🌹
Teşekkür ederim...
30'a merhabâ..