'' Birkaç gün sonra 34. ''
Sayı olarak kısa bir şey belki; ama içinden geçerken insanın omzuna yıllar değil, hayatlar birikiyor. Bazen dönüp bakıyorum da, yaşım 35'e geliyor ama yaşananların etkisi sanki 35 yıldan da eski.
Taşınmalar geçti hayatımdan.
Kutular, anahtarlar, boş odalar, yeni pencereler...
Her ev biraz ben oldu,
her vedada biraz ben kaldı.
İnsanlar geldi.
Tam yerleşiyor sandığım bir mevsimde.
İnsanlar gitti.
Tam alışıyorken seslerine.
Şimdi oturduğum bu giriş katındaki tatlı site hayatına bakıyorum bazen. Sabahları çimen kokusunun camdan içeri süzülüşüne...
Ayaklarımın yere daha sağlam bastığını hissettiğim bu günlere. Sanki hayat burada biraz daha yavaş akıyor, ya da ben ilk kez bu kadar acele etmiyorum.
Ve sonra bir kadın geldi hayatıma.
Turuncuyu sevmezdim aslında.
Bir renk işte der geçerdim.
Sonra onunla birlikte turuncu; gün batımına, kahve fincanlarına, sonbahar yapraklarına ve bazı güzel ihtimallere dönüştü.
34'e birkaç gün kaldı.
Eksiklerim var.
Yarım kalanlarım da.
Ama artık biliyorum ki hayat biraz da bundan ibaret:
Bir yere taşınmak,
bir yerden ayrılmak.
Belki büyümek tam olarak budur:
Kaybettiklerinin ağırlığını taşırken,
güzel olanları da yanında götürebilmek.









