Direksiyon Başında Arabesk : Türkiye’de Şoförlerin Vazgeçilmez Müzikleri ve Yol Hikâyeleri
Türkiye’de taksiye binen çoğu insan fark eder: Direksiyonun ardında dönen bir dünya vardır… Biraz yalnızlık, biraz sabır, biraz da hüzünle yoğrulmuş bir dünya. Ve bu dünyanın fon müziğini büyük ölçüde arabesk oluşturur.
Uzun yolların, gece mesailerinin ve şehir kalabalığının en iyi yol arkadaşı çoğu zaman dinleyene anlamlı gelen bir şarkıdır. Kimine göre dert ortağı, kimine göre yoldaş, kimine göre de hayatı anlatan en dürüst ses…
Bu yüzden taksi şoförlerinin, servisçilerin, otobüs kaptanlarının müzik listelerine baktığınızda karşınıza hep benzer isimler çıkar: Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Bergen… Adeta direksiyon kültürünün görünmez bir playlist’i vardır.
Müslüm Baba: Direksiyonun Sessiz Ortağı
“Müslüm Baba” sadece bir sanatçı değil, uzun yolların duygusal ritim ayarıdır. Gece 03.00’te TEM otoyolunda ilerlerken bir taksinin içinden şu ses yükselirse sürpriz olmaz:
“İtirazım Var”
“Hangimiz Sevmedik”
“Adını Sen Koy”
Birçok taksici, Müslüm Gürses’in şarkılarının onları “dinlediğini” söyler. Çünkü arabesk aslında bir tür iç dökme kültürüdür. Taksicinin trafikte yediği selektör, müşteriden gördüğü saygısızlık, rızık telaşı, gurbet, evde bekleyen çocuklar… Hepsi Müslüm Baba’nın bir dizesinde yankı bulur.
Ferdi Tayfur: Uzun Yolun Şairi
Şoförler arasında “Ferdi’yi açınca yol akar” diye bir inanç vardır. Belki de TRT’de yayınlanan o eski “Çeşme” dönemi arabesk filmlerinin bıraktığı etki… Belki de Ferdi’nin yol hikâyelerini anlatan sesi…
Yolda sık duyulan şarkılar:
“Ben de Özledim”
“Huzurum Kalmadı”
“Çeşme”
“Emmoğlu”
Özellikle servis şoförleri ve otobüs kaptanlarının sabah 05.00 seferlerinde Ferdi Tayfur çaldığını duymak neredeyse bir gelenektir. Kışın buz gibi sabahında kalorifer yanarken, Ferdi’nin sesi camlardaki buğuya karışır.
Orhan Gencebay: Sabır Taşı Olanların Rehberi
Taksici camiasında Orhan Gencebay’ın bambaşka bir yeri vardır. Onu dinleyen şoförler genelde “hayatı tartan”, “sabırla yoğrulmuş”, biraz da “felsefeye düşkün” abiler olur.
En çok çalanlar:
“Batsın Bu Dünya”
“Dil Yarası”
“Bir Teselli Ver”
Orhan Baba’nın şarkıları bir nevi trafik psikolojisi ilacı gibidir: Korna sesleri arasında “Bir Teselli Ver” çalınca sanki direksiyonun tansiyonu düşer.
Bergen: Yollara Karışan Bir Kadın Hikâyesi
Kadın şoförler arasında da erkek şoförler arasında da Bergen’in bir “iç sızısı” vardır. Bergen’i dinleyen şoför, genelde bir anıya dalmıştır:
“Acıların Kadını”
“Sen Affetsen Ben Affetmem”
“Yıllar Affetmez”
Bir taksici şöyle demişti: “Bergen çalınca yolun sesi bile değişiyor.”
Arabesk Neden Şoförlerin Vazgeçilmezi?
Bu soruyu yıllardır taksi duraklarında, otobüs garajlarında, servis bekleme alanlarında duydum. Yanıt hep aynı noktaya çıkıyor:
Gece yalnızlığına iyi gelir.
Uzun yolun monotonluğunu kırar.
Dert anlatır, dert dinler.
Yorgunluğa sabır katar.
Her şarkı bir hatırayı çağırır.
Arabesk müzik, Türkiye’de direksiyon başındaki insanların bir ortak duygusal dili hâline gelmiştir. İstanbul trafiğinde 12 saat direksiyon sallayan bir taksiciyle, Ankara-İzmir arasında koridor yapan bir uzun yol otobüs kaptanı aynı şarkıda buluşabilir.
Bu yüzden arabesk sadece bir müzik türü değildir; direksiyon kültürünün ruhudur.
Direksiyonun Sesi Arabesk, Arabeskin A












