“Bir kadını sabahın 5'inde kalkıp gözyaşlarıyla yüzünü yıkayacak kadar çaresiz, sevgisiz bırakmayın beyler.”
— Melissa Koç

Love Begins
trying on a metaphor
Mike Driver

if i look back, i am lost

Discoholic 🪩

Andulka
hello vonnie
No title available

祝日 / Permanent Vacation

shark vs the universe
taylor price
Alisa U Zemlji Chuda

JVL
todays bird

Janaina Medeiros
h
Monterey Bay Aquarium

JBB: An Artblog!
sheepfilms
he wasn't even looking at me and he found me

seen from Singapore

seen from China
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Mexico
seen from Mexico

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Israel
seen from United States

seen from New Zealand

seen from United States
@titresimmodu
“Bir kadını sabahın 5'inde kalkıp gözyaşlarıyla yüzünü yıkayacak kadar çaresiz, sevgisiz bırakmayın beyler.”
— Melissa Koç
Sonsuz'uma.
Zamanın bir yerinde, bir adamla tanıştım. Hikaye anlatmayı seven, güzel konuşan bir adamla. O farkında olmadan alıştım ona, tanıdım, sevdim. Diğer herkesten bir basamak yükseğe yerleştirdim onu, hep gözümün önünde olsun istedim. Fazla titredim üzerine ancak hiç şikayet işitmedim.
Bende biriken enerji fazlalığını ona aktarmaya çalıştım başta. Bana hep, ben aslında çok eğlenceli adamım, derdi ve bunu kanıtladı daha sonra. Neşesi biraz yerine gelince yandan çarklı güler o, nasıl sevimli olur, bilmezsiniz siz. Zamanla o da bana değer verdi. Değerden kastım, öyle basit değil işte. Her sözüyle, her davranışıyla hissettirdi bunu. Beni korudu, bana destek oldu, benimle gülmeye çalıştı ve hatta benimle gözleri doldu. Gitmedi benden, bırakmadı beni, sözünü tuttu. Bana şiir sevdirdi. Bazı şarkılar var ki, buram buram onu anlatırlar. Bir şarkı var ki, ne zaman dinlesem kulaklarımda onun sesi. O inanmadı bana ama, çok güzel söylemişti, o şarkıyı. Kedileri sev dedi bana. Ne zaman kedi görsem korkan ben, onu severmiş gibi sevdim sonraları kedileri.
Fazla konuşmadı hiç; az anlattı, çok sustu yanımda. Ama bilseniz, nasıl gevezedir gözleri. Anlatılmaz bir adamla tanıştım ben uzun zaman önce. O istemediği sürece, o adam yaşanılmaz da. Bu yüzden ne tam anlatabilirim onu ne de anlatmak isterim, kıskancım sanırım biraz. Bana onu yaşama şansı verdi. Bana şans getirdi. Ki, biliyorum, yine inanmaz buna o serseri. Hayatına beni de dahil etti. Aramızdaki farklılıkları umursamadı hiç. Kendi geceleri severken, bana güne bakmayı öğretti. Yeryüzü ile gökyüzü gibi birbirinden bağımsız, birbirine aykırı; ancak onların birlikteliğiyle güzel olan bir dünyayı gözlerimin önüne serdi.
Yeri asla dolmayacak bir adamla tanıştım ben. Söz verdiğim gibi, hep bir gıdım fazla seveceğim bir adamla.
Bugün, o adamın doğduğu özel gün. Her zaman yanımda olacağını bilmek çok güzel. Sonsuz’a kadar.
Ne mutlu türküm diyene 🇹🇷🇹🇷
Tarihte Bugün; 19 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa Samsun'a ayak bastı. 1922 yılına kadar sürecek olan Türk İstiklal Mücadelesi başladı.
19 Mayıs Atatürk'ü anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
yanımda olsan uyurduk; aklımda olduğundan uyuyamıyorum.
Sen öyle diyorsan öyledir reis
OOOFF oF MUHTEŞEM OLMUŞ !
Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan klip, içinde hem kahramanlığı hem de hüznü birlikte barındırıyor.
“Vakit Gelir”
Ne destanlar yazılır
Hey canım rinna nay rinna rinna nay
Memleket sevdasından
Hey canım hey
Bir emanet canımız
Hey canım rinna nay rinna rinna nay
Vatan uğruna feda
Hey canım hey
Kahramanlık şanımız
Hey canım rinna nay rinna rinna nay
Tarihi biz yazarız
Hey canım hey
Vakit gelir gideriz
Hey canım rinna nay rinna rinna nay
Dualarda yaşarız
Hey canım hey
Hem hilal hem kanımız
Hey canım rinna nay rinna rinna nay
Al bayraktır adımız
Hey canım hey
Benim de bu cihandan gidişim
Hey canım rinna nay rinna rinna nay
Memleket sevdasından
Hey canım hey
ig: @roomvibes
Tamam beni sevme. Ama başkasını hiç sevme.
Beni bırak bu köhne şehirde, sen git… Alıştım ben buraların isli havasına, kimsesizliğine. Sen zaten niye geldin ki bu şehire. Ne güzel mutsuzdum kendimce. Köşebaşlarında içerdim, sigarayı derin derin çekerdim ciğerlerime. Çok bağıran seyyar satıcıya küfrederdim, kaldırımdan giden motorsikletlere… Her şey boktandı… Seni ciğerlerime çekene kadar… Parfüm kokmazdın sen. Papatya kokardın, çocuk kokardın. Sesinde kaybolurdum ben senin.
Sen git en iyisi! Bana bir haller oldu seni gördükten sonra. Sever oldum bu şehri. Hiç sevmediğim adamlara bile selam verir oldum. İs kokusu bile seni hatırlatıyor bana. Sen git! Yabancı ol. Ellerim çirkinleşsin yine. Bilirsin ellerim bir tek seninle güzel ve ellerinden alamıyorum ellerini. Gülüşün unutturuyor bana tüm acılarımı, çocukluğumu hatırlatıyor. Gecelerde yıldızlarda değil de senin gözlerinde kaybolur oldum. Oysaki bir tek yıldızlarını severdim bu şehrin. İs pus içinden kendini göstermeye çalışan yıldızlarını… Şimdi gözlerin var, içinde kaybolduğum.
Sen en iyisi git! Geç olmadan, hüzün ve ayrılık bizi bulmadan git. Büyüsü bozulmadan git! Beni bırak kendimle. Yine söveyim köşe başlarında seyyar satıcılara. Boğazlarım ağrısın isten… Ya da kal. Bahçeli bir evimiz olur, yaşarız orada son nefesin zamanı gelene kadar. Ama n’olur; gideceksen bugün git.
Ben, sen olmadan git!
– Fatih Alıç - İçimdeki İnsanlar (Kal En İyisi)
Çok garip. Şey.. bunu nasıl açıklasam bilmiyorum ki ?
Sanırım artık seni hafızamın dibine kitlememin zamanı geldi.
Sanırım artık zaman geldi hatta geçiyor, kendiliğinden yok olmaya başladın.
Yanlış anlama, seni gerçekten çok seviyorum, ama duygular ve anılar artık öylesine uzak gelmeye başladı ki onların peşinden koşmayı ya da aramayı bırakmam gerekiyormuş gibi geliyor bana.
Çok üzgünüm, ama senin peşinden yeterinceden fazla koşmadım mı ben ?
Kayboluyorsun , bu çok garip bir duygu.
İçimde bir şeyler buruluyor düşününce ama kayboluyorsun işte, sönüyorsun.
Bu zamanın geleceğini biliyordum, en çok korktuğum da buydu: bir anı olarak kalacağın ya da aşkımı derine kitlemem gerekeceği.
Ama oluyor işte , sevgilim..
Karşı da koymayacağım çünkü yaralarım da iyileşiyor böylece.
Beni hatırla, ben seni hatırlarım.
Ama kayboluyorsun artık, uzaklaşıyorsun.
Rıhtımdan yelken açan bir tekne gibi, önce arkandan bilinmez süre boyunca bakarsın, ufukta kaybolduktan sonra bile beklersin bir şey için, ne olduğunu bilmediğin bir şey için , mavilerden çıkar diye bir beklentin vardır belki ?
Bitirdiğin mükemmel bir kitap gibi, son sayfayı da bitirince içinde bir boşluk olur, o sondaki boş sayfaya bakarsın sanki birden kelimeler belirecekmiş gibi, rafa kaldırdıktan sonra bile üzerinde düşünürsün, sayfaları ve kelimeleri parmak uçlarında hissedersin.
Ama sonra rafındaki o güzel, unutulmaz kitaplardan sadece biri olur.
İşte aynen öyle oluyor seninle de.
Sanırım bırakıyorum artık, çok üzgünüm, uzaklaşıyorsun.