Galata
Merhaba çocuk, ben geldim. Uyuyor muydun, özür dilerim bölmek istemedim.Yıldızlar dolsun rüyalarına ve aydınlatsınlar beni gösteren taşlı yollarını.Bilirim ışıksız da bulursun sen beni, bulursun çünkü çamurludur benim ayaklarım, tozludur.Kaybedersen eğer yolunu kaldır başını göğe çünkü yüreğimin izi kalmıştır gecelerde.Şimdi uyu birgün en çok seveceğim, sana hikaye anlatmaya geldim. Para ile sevgimi ölçmüşlerdi zamanında.Senin paran bu aşka yetmez dediler, ucuz gülüşler bu aileye göre değil.Zekan dediler, kendine yeter; ne yaparsan kendine ne yaptıysan kendine.Göremediler uğraşlarımı, çaresizliğime paha biçtiler.Bir valize doldurdular bütün emeklerimi, gözyaşlarım asma kilit oldu.Adres ver evine gönderelim dediler, sessiz bir sokağa bırakın dedim.Rüzgar birgün elbet getirir bana terkedilmiş umutlarımı.Sonra, sonra onlara inat paranın satın alamayacağı 2 şeyden birini aldım çocuk, zamanı.Zaman satın aldım kendime ama parayla değil, zekamla.Söylemedim sonra olanları, yaşanılanları anlatmadım.Haklıydı ailesi, ne yaparsam kendime ne yaptıysam ‘’Kendime’’, ‘’Bize’’ değil.Dün akşamüzeri düzelttim ben cümlelerini, haklısınız dedim, ‘’Size’’ değil, ‘’Bize’’.Biraz daha erken gelebileyim diye zaman aldım sana çocuk. İnce bir rüzgar esti önce Ankara garında, sonra karardı bulutlar ve aydınlandı gök kubbe.Yağmurdu bu gelen, bilirim.Tanırım eski dostu nerede görsem.Geldiğin zaman, içindeki çocuk koşup eğlensin diye büyüttüğüm bahçenin sakinleştiren ıslak toprak kokusunu nerede görsem tanırım.Öyle bir güleceksin ki bana çiçek açacak tekrar yüreğim.Her ağladığında ise bir çiçek koparacağım bahçemden ve yüzünü örten gece misali saçlarının arasına serpeceğim yapraklarını.Gözyaşların benim gülüşlerim senin olsun. Seyahata gittiğimi düşün, bilirim sevmezsin benden ayrı kalmayı, ayrı uyanmak üzer seni, sevmezsin yastıklara sarılıp uyumayı.Yolcu ederken beni buruk kalır yüzün düşer yanakların.Ah be çocuk bilmez misin senin için ne uçurumlardan döndüm de geldim, gemiler yaktım, küller ezdim, yollar eskittim.Söz sana, yine döneceğim.
Cezvemdeki ikinci yumurtasın sen.Bulaşık makinesinin erken dolma nedeni, ayakkabılık alma sebebimsin.Ne demişti üstad ‘’Ayakkabılarını kapımın önünde görmek istiyorum.’’ Madem çekeceksin yorganı, ver sırtını bana.Arkamda olduğunu, yanımda olduğunu, benim olduğunu hatırlat her gece ve her gündüz bana.Korkma üşümem ben kalbinin yanında. Özlerim bazen seni çocuk, çok özlerim.Gece olur bazen, gündüz olsa da günaydın diyen gülüşünü özlerim.Hasta olursun, iyileştim ben diyen çocuksu şımarıklığını özlerim.Küsersin bazen, kahve yap da içelim diyen masumiyetini özlerim.Ağladığımda mutlu olayım diye gülen ama benimle beraber için için ağlayan merhametini özlerim.Seni beklerken hissettiğim yalnızlığı hatırlarım, az gelir özlemim sarılırım sana.
Keşkelerimin iyikisi, pes etmeyişlerimin ödülü olacaksın bana, bilirim.Merhem olmam belki yaralarına ama sarabilirim yaralı yüreğimle yüreğini.Sadri abinin de dediği gibi, ‘’Seni öyle bir severim ki kiliseye gidip selamun aleyküm dersin.’’ Yağmurların benim umudum senin olsun çünkü sen benim insanlığa dair içimde kalan son umudumsun.















