Yazdığın tüm yazılar artık avuçların arasında
Yeni yaşın ve yeni yılın kutlu olsun sevgilim...
Severdim denize limanı olan şehirleri, yüreğimi iskele bilen insanları daha çok severdim.İşin ironik yanı ,kaptanın birgün demir alabileceği aklıma hiç gelmemişti, bilemedim.Çapa olmuş ona bedenim, özür diledi ve gitti, farkedemedim.Bu yazıyı yazmak zorundayım özür dilerim..
'’Seni son gördüğüm anı hatırlamıyorum Görkem.Yüzün siliniyor anılarımdan, sesini unutuyorum.’’ İnsan ne zaman ölür biliyor musun çocuk, adını hatırlayan son insan öldüğünde.Ona dair son anı da silindiğinde bir insan hiç doğmamış olur.Ölürüm sandın, korktun, kararsız kaldın, tereddüt ettin, ihanet ettin; ölürüm sandın çocuk.Bilemedin siyah bir anka olarak geri gelebileceğimi, ateşi söndürüp karanlıkla ebedi huzura erebileceğimi öngöremedin.Anlatmadım değil mi sana siyah ankanın hikayesini hiç, iyi.Hadi anlat diyorsun değil mi, yine dinlemek istiyorsun, yeter ki yazan Görkem olsun uzaklaştırsın beni bu acıdan diyorsun.Dinle o zaman son kez beni, çünkü sana hiç bilmediğin bir beni anlatacağım.
Unutmak, aptalların işidir.Aptalcadır unutmak, unutamazsın.Unutamadığın yetmezmiş gibi unuttum diye kandırırsın kendini, düşünmüyorum artık, hissetmiyorum, artık sevmiyorum, onu hiç özlemiyorum.Kışa mahpus yüreğime yaz getirmiştin bir Mayıs akşamı.Utangaçtın, tedirgindin, korkuyordun.Sana kızmamdan değil de cevapsız kalmasını istediğin sorularımdan korkuyordun, acılarını deşmemden korkuyordun.Pişman mısın dememden korkuyordun.
Ben ne yaptım ?
Söyle hadi ben ne yaptım ?
Sarıldım.Sadece sarıldım kül kanatlı bedenine.Benim olduğunu, senin olduğumu, hiç gitmediğimi hatırla diye seviştim seninle.Yağmur vardı o gece, ilk defa bir Mayıs gecesi yağmur yağıyordu Eskişehirde.Gökyüzü bile ağlıyordu merhametime düşünebiliyor musun, bulutlar bile mutluydu.Uyuyamamıştık sabaha kadar uyuyamamıştık.Şaşkınlıktan, heyecandan, mutluluktan, ne dersen de işte adına.Sabaha karşı gözlerime bakıp sarıl bana demiştin, yanındayım artık yat hadi göğsüme.Sen öyle diyince hiç beklenmedik bir şekilde ağlamıştım hatırlıyor musun, köpek gibi ağlamıştım.Karanlık demiştim, sensizken çok karanlıktı, yapamadım, özür dilerim.Gözlerin dolmuştu, saçlarımı okyaşıp şşş demiştin, geldim artık sevgilim, yanındayım.Kalp atışların ninni olmuştu seslerime, 23 yıl sonra ilk defa susmuşlardı sakinliğine.Kraliçelerini selamlayan gariban halk misali hoşgeldin diyordu sana sevgiye fakir yüreğim.Bencil varlıktır insan, kibirlidir.Çabuk unutur her şeyi, bende unuttum.Ölürüm sandın sen gidince, amaçsızlıktan, yalnızlıktan, kimsesizlikten ölürüm herhalde.Yabancı olmadığımı hatırladım aylar sonra o karanlığa.Tekilaya baktım, iyiki doğdun piç herif dedim kendime, yeni yaşın kutlu olsun.Vakit, yeniden doğma vakti.
İnsan ayrıldığı zaman, terkedildiği zaman özellikle önce bütün iyi anıları silip kötülere odaklanır.Ayrılık acısının morfini gibidir öfke, kabullenmeye korkan yüreklerin geçici dopamin etkisidir.Kızarak geçirmeye çalışır bu dönemi, bahane biriktirir, hak arar, suçlu arar beyin.Ne zaman ki mantık devreye girer ve canlanır anılar hah, işte o zaman başlar ayrılık.Güzel anılar yavaş yavaş tekrar yeşerir zihinde, özlemeye başlarsın, kederlenmeye başlarsın, daha da ileri gidip ağlamaya başlarsın.Öylesine ağlarsın ki içine gün gelir neden terkedildiğini hatırlamazsın, öyle lanet bir şeydir öfke, öyle mucizevi bir organdır beyin.
Kabullenmektir ayrılığın çaresi, dinmez belki acılar, pişmanlıklar ama sakinleşirsin huzura kavuşursun kısmi bir miktar.İşte bu gece, aylar sonra, sensiz sonsuzluğa yarışan akrep ile yelkovanı bir kenara çektim ve ne kadar düşünmüyorum desem de rüyalarımdan çıkmayan seni affettim.Affetmez isem bu öfke bu ateş bu kin yokedecek beni.Kabullenmek unutmaya çalışmaktan daha acıdır çok daha acı.Ama bilirsiniz ki büyütür insanı, güçlendirir, yetiştirir kaybettiği zamana.Bana bunu söylemek için mi yazdın bunu, hayır sana şunu söylemek için yazdım :
Senin için katlandığım onca derde onca stres ve uykusuzluğa rağmen, uğraşlarıma rağmen yetmedi sana.Farkettin mi cümledeki bencilliği, farketmedin.Benim sana harcadığım zaman kadar hatta daha fazlası süre boyunca bana zaman harcadın, beni büyüttün, sevdin, yanımda oldun.Benim gibi çekilmez bir adama sabır gösterdin.Teşekkür ederim, bilirsin teşekkür Yabancıya edilir.Affettim seni.
Birgün başarılı olacağından, hırsından, özgüveninden hiçbir zaman şüphem olmadı ki nitekim beni haksız da çıkarmadın ama gelgelelim başarı konusunda ben de seni haksız çıkarmadım ancak sen benden şüphe ettin.Yolun başındaydım oysaki, güzel de bir yola benziyordu ama istemedin.Sokak lamban idim ben senin, unuttun.Sağlık olsun, tereddütünü affediyorum.
Yıllar önce uyarmıştım annen konusunda seni bilirsin görürüm ben geleceği çünkü çocukluktan beri severim ihtimalleri düşünmeyi.Söz vermiştin bana, zaman bizim, biz ne zaman istersek o zaman olur demiştin.Önce anneni sonra seni affediyorum.Babanı affediyorum.Umarım bensiz geleceğin konusunda, seni öngörebilme konusunda benim kadar iyilerdir, haksız çıkarsınlar beni söz veriyorum kabulleneceğim.
Para değiştirir insanı ama sen değişmezsin demiştim kendime.Bu hayatımdaki en büyük yalanlardan biriymiş, çok fena göte geldim öngöremedim.Arada kendimi de affediyorum.
Çok şey için affediyorum seni yazmak ile bitmez burada.
Ama
Son bir şey daha var.Kanser ile birbaşıma bıraktın beni, hastalığımla yalnız bıraktın.Belki korktun belki aynı acıyı tekrar yaşamak istemedin belki bu yükün altına girecek cesareti bulamadın ve tereddüt ettin bilmiyorum, artık bilmek de istemiyorum açıkçası çünkü sana şunu söylemeye geldim :
Hastahane koridorlarında bi köşede ağlarken yanımda yoktun
Doktorun yanına gidip her test sonucu dinlediğimde ellerimde ellerin yoktu
Saçlarımı keserken bana sarılıp beraber atlatacağız diyen sesin yoktu
Tartıya çıktığımda köşeden basıp bak kilo vermemişsin daha iyisin diyen mizahın yoktu
Ağlama.Affediyorum seni.Şimdi sen de beni affet çünkü artık istemiyorum seni. Madem sensiz savaşağım, madem sensiz kucaklayacağım karanlığı ışığım olmanı istemiyorum.Cefasını çekmiyorsan sefasını süremezsin, sana söylemiştim.
Hoşçakal Eski Dostum