İnsanlar bağ kurmak için yaratılmıştır, satranç taşları gibi kullanmak için değil

No title available
todays bird
will byers stan first human second
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

titsay
art blog(derogatory)
RMH
tumblr dot com
he wasn't even looking at me and he found me
wallacepolsom
Cosimo Galluzzi
i don't do bad sauce passes
Claire Keane
YOU ARE THE REASON
Alisa U Zemlji Chuda
Game of Thrones Daily
NASA
No title available
dirt enthusiast

shark vs the universe

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Netherlands

seen from Australia

seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
@ujbejhis-35
İnsanlar bağ kurmak için yaratılmıştır, satranç taşları gibi kullanmak için değil
Okuryazar olmaktan çok okur ve yaşar olmakla nasiplenelim
303 (2018), Hans Weingartner tarafından yönetilen, karavanla Avrupa'yı gezen iki gencin (Jule ve Jan) tesadüfen tanışıp derin felsefi sohbetlerle birbirlerine aşık olmalarını anlatan Alman yapımı bir romantik yol filmidir. Film, kapitalizm, insan doğası ve ilişkiler üzerine sorgulamalar barındırır.
Karakterler: Jule, Portekiz'deki erkek arkadaşının yanına giden bir öğrenci; Jan ise İspanya'daki biyolojik babasını arayan bir diğer öğrencidir.
Hikaye: Jule'ün eski "303" karavanı ile yolları kesişen ikili, birlikte seyahat etmeye başlar.
Temalar: Yolculuk boyunca sevgi, kapitalizm, bağlanma korkusu, insan doğası ve yaşamın amacı üzerine derinlemesine tartışmalar yaşarlar
Atmosfer: Doğa manzaraları eşliğinde gelişen, samimi ve düşündürücü bir yol filmi atmosferi hakimdir.
Film, modern insanın bağlanma korkusu ve ait olma arzusu arasındaki çatışmayı, 24 yaşındaki iki gencin bakış açısıyla ele almaktadır
12.04.2026
Sanat; davranışımızı, karakterimizi,
adalet ve sempati hislerimizi rafine etmeli;
kendi kendimizi tanımamızın,
kendi kendimizi kontrol etmemizin,
diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin
ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet etmeli;
bizi adiliğe, zulme, adaletsizliğe
ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde
geliştirmelidir..
Bernard Shaw
Ne kadar doğru
dünyadaki hiçbir şey sana ait değilken seni kaybetmekten korkutan şey ne?
Ne kadar düşündürücü
Alexander Hartdegen adında bir mucit bilim adamı var ki, zihnini tamamen zaman yolculuğuna adamış. Guy Pearce tarafından canlandırılan bu karakter, zaman yolculuğunun sadece bir hayal olmadığını, gerçekten mümkün olduğunu ispatlamak için günlerini gecelerine katıyor. Onun için bu, sadece bir bilimsel arayıştan çok daha fazlası; adeta bir tutku, bir saplantıya dönüşmüş durumda.
İlk denemesinde, zihnini ve ruhunu tamamen bu makineye adadıktan sonra, Hartdegen kendini 800.000 yıl sonrasında buluyor. Ama burası hayal ettiği gelecek değil. Uzak gelecekte, insanlık tanınmayacak şekilde değişmiş. Toplum, avcılar ve avlar olmak üzere iki sınıfa ayrılmış vaziyette. Bu yeni dünya düzeninde insanlar ya avcıdır ya da av. Hayatta kalmak için sürekli bir mücadele gerekmekte.
Hartdegen, bu yabancı ve vahşi gelecekte hayatta kalmaya çalışırken, aynı zamanda zaman makinesiyle ilgili daha fazlasını öğrenmeye ve belki de insanlığın bu karanlık geleceğini değiştirebilecek bir yol bulmaya çalışıyor. Ancak bu süreçte, zamanın ve kaderin belki de değiştirilemeyecek kadar güçlü olduğunu anlamaya başlıyor. Her adımı, onu bu tuhaf ve tehlikeli dünyanın daha da içine çekiyor. Alexander, bilim ve zamanın sınırlarını zorlarken, aynı zamanda kendisinin ve insanlığın gerçek doğasını sorgulamak zorunda kalıyor. Bu, sadece bir zaman yolculuğu macerası değil, aynı zamanda bir kendini keşfetme ve insan olmanın anlamını araştırma serüveni.
Ben zamanda yolculuk yapmak isterdim ama ziyaret gibi istediğim olaydan etkileneyim istediğimdennetkilenmiyim
2026nın ilk filmlerinden ,film 2002yapımı
Ve kendine soruyorsun: Nerede hayallerin? Ve başını sallıyor, şöyle diyor: Yıllar ne çabuk geçiyor! Ve yine soruyor kendine: Ne yaptın bunca yılı? En iyi zamanlarını nereye sakladın? Yaşadın mı yaşamadın mı?
Fyodor Dostoyevski
Herkese biraz hitap ediyor şu dizeler ..
Yeni güne Merhaba ☀️ Tumbir Canlar
Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz,aşkı öğrenemesekte
Senfoni
Önce sesin gelir aklımaÇaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Güzel olan, dolgun başaklardaki saryşyn sevinçli!
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da beraber ıslansak.
Kırk kere söyledim bir daha söylerim
Savaşta ve barışta karada ve denizde Düşkünlükte ve esenlikte
Zamanımız apayrı bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum.
İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşam üstleri
Üstüste üç kere deniz üç kere çınarlar
Sen yanımdayken ister istemez
Uzak ırmakları hatırlıyorum.
Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum.
Turgut Uyar
Sabah sabah Aslan Soykan 'dan dinlenen şiirle cumartesiye başladık
Günümün anısına
Paylaşımları beğendiğiniz de fark ettim burada olduğunuzu 🙂
Aslında biraz doğru her gün girsem harika şeylerle karşılaşacağım
Uzunca bir aradan sonra hoşgeldiniz 😊
Aslında hep buralardaydım aradan sonra geldiğimi ne düşündürdü
Kemal sayar, beni sessiz de sevebilir misin
Nikaha uygunn şiir geldi hanımmm
Senfoni
Önce sesin gelir aklima
Çaresiz kaldikça hep seni düsünürüm
Güzel olan, dolgun basaklardaki sarisin sevinçli
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gokyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yagmur yagsa da beraber islansak.
Kirk kere söyledim bir daha söylerim
Savasta ve barista karada ve denizde
Düskünlukte ve esenlikte
Zamanimiz apayri bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak aglamayiz biliyorum.
Içim güvercinleri oksamis gibi rahat
Sen yanimdayken ister istemez
Genis meydanlarda aksam üstleri
Üstüste üç kere deniz üç kere cinarlar
Sen yanimdayken ister istemez
Uzak irmaklari hatirliyorum.
Arasira düsmüyor degil aklima
Yabanci kadinlarin sicakligi
Ama Allah bilir ya ne sakliyayim
Yaninda ihtiyarlamak istiyorum.
hopper'ın resimlerindeki insanlar gerçektir, bu insanlar modern yaşamın sağladığı imkânlarla göz alıcı görünürler ama büyük şehirlerde yaşayan modern birey kalabalıklar içinde bile yalnızdır