https://soundcloud.com/ulastemel/red-housewav
he wasn't even looking at me and he found me
sheepfilms
Show & Tell
i don't do bad sauce passes
Three Goblin Art
trying on a metaphor

★
Today's Document

izzy's playlists!
Game of Thrones Daily
🪼

Love Begins
YOU ARE THE REASON
Lint Roller? I Barely Know Her

blake kathryn

Andulka

❣ Chile in a Photography ❣

JBB: An Artblog!
cherry valley forever
taylor price
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Finland

seen from Germany

seen from United States
seen from Singapore

seen from Japan

seen from Australia
seen from Brazil
seen from Brazil

seen from Singapore
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from France
seen from Germany
@unuslu
https://soundcloud.com/ulastemel/red-housewav
Waiting is painful. Forgetting is painful. But not knowing which to do is the worst kind of suffering.
Paulo Coelho, By the River Piedra I Sat Down and Wept. (via wordsnquotes)
Retro & TSMRetro style typographic posters with quotes from TSM (Türk Sanat Müziği / Turkish Classical Music)
https://soundcloud.com/unuslu/arif-sag-musa-eroglu-bozlak
https://soundcloud.com/delirmesanati/turgut-uyar-palyaco
Het vierkante fotoboek 19 x 19 cm is met hard of softcover. Kiest de passende maat en oppervlak naar eigen wens uit.
Onlangs heb ik bij #SaalDigitaalNederland een bestelling geplaatst voor een fotoboek 19x19. Er waren heel veel mogelijkheden tot het ontwerpen van het fotoboek. In het begin heeft het even geduurd totdat ik onder de knie kreeg hoe alles werkte, maar nadat ik gewend was wilde ik alles uitproberen. Ik ben ook heel erg blij met het resultaat. Zeer hoge kwaliteit van de kaft en de foto's maakten mij erg tevreden. Alleen wat ik jammer vond was dat de afmeting 19x19 tegenviel. Ik had wat groters in gedachten, omdat je als voorbeeld steeds op je scherm iets groots hebt. Misschien is het een idee om aan het eind wat realistischer beeld te geven van het product. Voor de rest heel erg bedankt!
Anna Razumovskaya Paintings, Russia
- Sevgilin mi?
- Sevdiğim.
Biz, bizi sevene bakamazdık, ağlardık sevemiyoruz diye, Ama sevdiğimiz de ağlatırdı bizi sevmeyerek. Denk getiremedik… hep ağladık, severken de, sevilirken de.
Kötü bir alışkanlık gibi kadın, Saçı falan var böyle uzun.
Adamlar - Kadın
Gündüz Vassaf - Cehenneme Övgü - Konuşmak ve Sessizlik
VI Suskunluk, duyuların yoğunlaşmasına yol açar - insanlar arasındaki sessizlik, iletişimin çoğalmasını sağlar. Çünkü sessizliğin içinde, ikimizden ya da üçümüzden daha büyük olan bir şeyi paylaşırız. Sessizlik, duyularla algılananların tümünün doruk noktasıdır. Söylenen sözcük, sessizliğe yapılmış bir müdahale, bütünlüğe yapılmış bir tecavüzdür. Sözcükler toplam deneyimimizin küçücük bir bölümünü bulandırır, farklılaştırır, sınıflandırır ve en sonunda onu yeni baştan düzenler. Bu, durgun suya bir taş atıp oluşan halkalar yüzünden suyu eskisi kadar açık seçik görememeye benzer. Bu bağlamda sözcük, taşın kendisidir. Konuşulan söz totaliterdir. Buyurur. Sahiplenir. Öteki sözleri dışarıda bırakır. Ağzımızdan çıktığı anda, hiyerarşik bir ilişki yaratır: Bir konuşan, bir de dinleyen vardır. Söz alışverişine dayanan tüm ilişkilerde, birinin ötekine egemen olma durumu vardır. Konuşulan söz, bizzat konuşma eylemi, insanın insana hükmettiği düzenin çok önemli, ayrılmaz bir parçasıdır. Sözcükler, insanların denetlenmesi ve birbirlerini denetlemeleri için şarttır. Sessizliği ilk kimin bozacağını belirleyen hiyerarşik düzenler vardır. Sessizliği ilk bozan, çoğunlukla, hâkim durumdaki kişidir: “Sana söz verilmeden konuşma!” Karşılıklı konuşma sürecinde, konuşma sırasını, yani hâkim rolü ele geçirmek için, çoğu zaman bir yarışma başlar. “Haklısın”, “anlıyorum” sözcükleri, görüş birliğini doğrulamaktan çok, konuşmayı kesmek ve sözü devralmak için kullanılır. Konuşmadaki güç ilişkisi, toplumsal sınıf, yaş ve cinsiyet farklılıklarını yansıtır. Konuşma eylemi, bütün bu ilişkilerdeki hükmetme-boyun eğme düzenini güçlendirir. Sömürülen, ezilen kişi, eşitlik sağlamaya çabalarken aynı ilişkiye öykünür, ezenin sözlerini kullanarak onun pozisyonuna sahip çıkmaya uğraşır ve böylece, biçimsel olarak, ezenin yerine geçer. İnsanı şaşırtan, hayrete düşüren, tedirgin eden şey sessizliktir. Düzenlenmemiş olan şey, sessizliktir. Tehlikeli ve bilinmeyen olasılıklar vaat eden şey, yine sessizliktir. Hayal gücümüzü zenginleştiren, sessizliktir. Deneyimleri sözcüklere dökmek, o deneyimlerden bir şeyler alıp götürür. Daha az sözcük kullanmak iletişim kuramadığımızı, birbirimizi daha az anladığımızı göstermez ille de. Daha ziyade, dilin “dışlama” eylemiyle tezat oluşturan bir paylaşma sürecidir bu. Sessizlikte daha çok şey izleyebiliriz. Sessizlikte geçmişi, bugünü ve geleceği görürüz. Konuşma sırasında, her şeyi zaman içine ve genellikle de içinde bulunduğumuz ana oturturuz. Konuşmak, “geçici bir ölümsüzlük” peşinde boşu boşuna koşmaktır. “Ben varım” çığlığıdır bu. Sessizlik, zamanla ve sonsuzlukla olan ilişkimizin bilincidir. Aynı zamanda hem sonsuzluktur, hem de bir toz zerreciği. Sessizlik çok boyutlu, çok duyumludur. Konuşma, kategorik v.e buyurucu üslubuyla, beş duyumuzun ancak bazı deneyimlerini aktarabilir. Sessizlik ise beş duyumuzla algıladıklarımızın toplamıdır, hatta bundan da fazlasıdır. Sessizlik, olanca aczimizle söze dökmeye çabaladığımız bir şeyi, “duyum-ötesi algılama” diyebileceğimiz durumu da içine alır. Sözler, hayatta ölçülemeyen ya da kıyaslanamayan kavramları belirler ister istemez. “Daha az ve daha çok özgürlük”, “güzel, daha güzel, en güzel”. Hayır! Belki “hızlı, daha hızlı”, ama “en hızlı” ya da “en güzel” asla olamaz. VII Konuşmak da bir deneyim biçimidir. Ama ille de sessizliğin yerini tutması gerekmez. Sözler gereklidir, ama bir düzen duygusu vermek için değil. Sessizlik sözlerin yokluğu demek değildir. Doldurulması gereken bir boşluk değildir o. Sessizlik sözcüğü bile yanlış. Ozanlar, sessizliğin seslerine kulak verirler. Sözcükler, deneyimleri arttırmak içindir, onları sınırlamak için değil. Bu, bizi kısıtlayan daha az söz dizimi ve semantik, daha çok “sebze salatası” denilen şizofrenik konuşma demektir. Biz birbirimizin deneyimlerini genişletme yoluyla anlaşacağız. Algılarımızı, standartlaştırılmış sözlerle aynı ortak öğelere indirgeyerek değil. “Merhaba” demenin, “Seni seviyorum” demenin birden fazla yolu var; özgürlük demenin ise hiçbir yolu yok. Çok boyutlu, çok duyumlu deneyimimizi tek bir sözcüğe indirgediğimiz anda, bizi çevreleyen sonsuz zenginliği bozmuş, insanoğlunun hayal gücünü iğdiş etmiş ve totaliter bir düzeni zorla kabul ettirmiş oluyoruz. Dünyayı sözcüklerle tutsak ettik. Bu süreçte biz de, kendi sözcüklerimizin tutsağı olduk.
Inception-Like Digital Manipulations of #Istanbul Landscapes by Aydın Büyüktaş http://www.fubiz.net/2016/02/04/inception-like-digital-manipulations-of-istanbul-landscapes/ via @fubiz
https://soundcloud.com/leylajf/aydin-s-suleyman-l-mni-axtar-darixanda-cover
https://soundcloud.com/okaber/qocalmisan
Kış Uykusu
-Orjinalini mi taktırayım camın, yan sanayi mi?
-Onun orjinalini nereden bulacaksın, Hidayet?
-Bulamam, onun için soruyorum ya.
-Hı?... Hadi Hidayet!
The Band's visit http://www.imdb.com/title/tt1032856/
Eğer insanoğlu, bir ömür boyu aynı kilometrelik toprak parçasında dönüp dolaşmaya, dolapbeygiri gibi hep aynı yerleri görmeye, hep aynı yerleri arşınlamaya, orada yaşamaya zorunluysa, bu uçsuz bucaksız, bu çekici dünya neye yarar?
Sünger avcısı - Panait İstrati