artık bu kadar kırık olmak istemiyorum ama acı ev gibi geliyor.
No title available
AnasAbdin
$LAYYYTER

pixel skylines

Love Begins
One Nice Bug Per Day
NASA
almost home
Sade Olutola
wallacepolsom

tannertan36
Lint Roller? I Barely Know Her
Three Goblin Art

PR's Tumblrdome
Keni
todays bird
Mike Driver

No title available
d e v o n
Monterey Bay Aquarium
seen from United States
seen from Algeria

seen from Indonesia

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Australia

seen from United States

seen from United States

seen from Brazil

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Malaysia

seen from Canada

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
@unutulantarihler
artık bu kadar kırık olmak istemiyorum ama acı ev gibi geliyor.
ondan sonra beni seven herkesi, kapıda bırakır öyle girerdim evin içine. bu sıralar ilk defa, birini eşikten içeri alıyorum. gülünce yanaklarım tam belli oluyormuş, gözlerim o ara cilveli bakıyormuş ve ona da ateş basıyormuş. sevilmenin yabancısı değilim. uğruma her şeyi yapacak adamlar tanıdım. ama ben yıllar sonra ilk defa birini öperken heyecanlandım lan. hem, onunla yan yana resmimiz bile var. konserde. alnımdan öpüyor, elini belimden çekmiyor. ayrıca, kokumu çok seviyor. adındaki can'ı hiç kullanmıyor, aşk filmlerinden ve kitap okumaktan nefret ediyor. ama benimle birlikte notebook izledi ve huzursuzluk'u okudu. dizime yatmayı, yeni manzaralar görmeyi ve spor yapmaya bayılıyor. gerçekten sevildiğimi tek bakışta anlarım, yalanın ne demek olduğunu kendimden bilirim. bu çocuk beni gerçekten seviyor. hissedemiyorum, hislerimi geri istiyorum dedikten iki gün sonra geldi. iki yıl önce tanıdığım adamı, tek başına öyle güzel yetiştirmiş ki. bende değişmişim öyle hissetmiş. onunla gülüyorum, gözyaşlarım gelene kadar hem de. arada öpüşüyoruz, kalbim hızlı atıyor. benim kalbim. atıyor.
#k.
evimi kendi ellerimle yaktım, içindeki herkesi kurtardım da bi ben kaldım.
'bir binaya meşale atıyor, yanıp kül olduğunda da harabenin ortasında oturup ağıt yakıyorsun.' frankenstein'in ölüsünün başında ağıt yakan canavar'a bunu dediler. senin yokluğunda kül olmuş evin önünde yıllarca bekleyen bana da. bi zamanlar ömür hanım'ın şükrü erbaş'ı olduğunu zannederdim. hayır canımın ardı, gamzelim, geçmeyen sevdam. özür dilerim. gerçekten affet beni ama sen canavar'ın frankenstein'isin. ay ışığım, mucizem. keşke böyle olmasaydı sonumuz. keşke.
dayanamam dediğim her şeye, en az bir anne kadar göğüs gerdim. şu çocuk aklımla ben seni tanrıya bile şikayet etmedim.
dayanamadım. göğüs geremedim. şu çocuk aklımla ben hâlâ seni tanrıya şikayet edemedim.
ben iyileşemedim.
ben iyileşmek istemedim.
sen beni hep güzel hatırlarsın ancak, ben artık iyi biri değilim.
acılarımı geri istiyorum fikret. duygusuzluğun insan doğasına haykırı olduğunu düşünüyordum. içimde zerre kadar duygunun kalmadığı bir yerden yazıyorum sana. acı yok, mutluluk yok. siktiri boktan hiçbir duygu yok. hissim yok fikret, hissim yok. yaşamak için önümde tutunacak tonla dal var, tutacak heves yok. en kötü gecemde bile vardı hevesim fikret, haklıymışsın. acı en kötüsü değilmiş. hissizlikmiş en boktanı, duyguzlukmuş. fikret bu olmaz, böyle yaşanmaz. yaşam devam ediyorken durulmaz. acılarımla bile yola devam etmişliğim var benim. şimdi, bunları yazarken bile içimde yaprak kımıldamıyor. kımıldasın istiyorum. fırtınalar kopsun içimde eskisi gibi istiyorum. bir şeyler hissedeyim amına koyayım bir şeyler hissedeyim istiyorum. fikret ne olur, eskiden kalan acılarımı geri verin. hissetmek istiyorum. hissizliğin verdiği bu kuş tüyü rahatlık beni mahvediyor. ben acımın içime oturttuğu taşa razıydım, bana geri verin içimdeki yangını fikret. bir şey söyle fikret. artık susma. sikeyim artık, susma.
#k.
ümit dediğin hep bir gece sigara dumanının altında bitmiyormuş kaptan. bazen sabahın dokuzunda, otobüste zar zor bulup oturduğun cam kenarında açtığın sait faik abasıyanık, havada bulut sayfa otuz yedi de, 'o gelmemiştir, onu beklemek ne zor,' diyor. yine otobüs şoförü birden bire önüne çıkan birine küfür ediyor, amcalar siyaset yüzünden sabah sabah kafa ütülüyorlar ve bunların hepsini duyuyorsun çünkü kulaklığının bir tanesi bozuk, diğerinde de ahmet aslan, 'vuruldum, düştüm yere gidemedim uzağa,' diyor. o gelmemiştir, onu beklemek ne zor. zar zor altını çiziyorsun gri bir kalemle. sonra bi dışarı bakıyorsun, bi önüne, bi yanına. her şey, herkes her zamanki gibi. ahmet aslan devam ediyor türküsüne. bir de bakıyorsun ki içinde zerre ümit kalmamış. az biraz şaşırıyorsun çünkü ümidin bitince ölüceğini sanırdın. ölmüyormuşsun kaptan. asuman haklıymış, yıllar sonra anlıyormuşsun. her ümit tükeniyormuş er ya da geç. saat ona geliyor, ahmet aslan başa sarıyor, tükendiğini anladığın ümidi siktir edip devam ediyorsun okumaya.
#k.
bir yer vardı. bazıları liman, bazıları ufuk der ama güneş ev, nilüfer okyanus derdi. müzeyyen. güneş ve nilüfer'in bir yeri vardı, artık yok.
yersiz, yurtsuz.
bir yer vardı. bazıları liman, bazıları ufuk der ama güneş ev, nilüfer okyanus derdi. müzeyyen. güneş ve nilüfer'in bir yeri vardı, artık yok.
ay ışığım, can içim özür dilerim. bir ömür yaktığın evimizin alevlerini içimde taşırım sandım, ama öyle olmuyormuş. gün sonunda bir şekilde her yangın kül oluyormuş. gamzelim, ela gözlüm, canımın ardı. affet, ben artık yanmıyorum evimizi düşününce. affet, ben artık geçmişte yaşamak istemiyorum. kaptan. geçmişim, sevdam. affet, ben artık seni gerçekten unutuyorum. kül olmuşum kaptan, kül. ben artık küllerimden doğmak değil, bu külleri denize saçıp gitmek istiyorum. ben ve gitmek. evet, canımın ardı. nasıl da garip değil mi. ben ve gitmek. ben, buna şuan gitmek diyorum ama bu sahneyi kurgumda yazıyor olsaydım yaşamak derdim. canımın içi, mucizem. iyi ki vardın. ama artık yoksun, kabulleniyorum. evimiz artık yanmıyor, ben artık yanmıyorum. ev kül, ben kül. artık ben gitmek istiyorum kaptan. sevdam, yürek yangınım. affet. o yangın artık beni yakmıyor.
#k.
adım züleyha değil. verilmedi ikinci bir yaşam. birincisinde de yusuf'un arkasından ağlayıp âma olduğumla kaldım.
#k.
yine bir yerden gidiyorum bugün. ve gideceğim bir kişi değil, bir yer. günlerdir günlüğüme olsun, kendime olsun, arkadaşıma olsun bir şekilde herkese ve her şeye yazıp söylüyorum gideceğimi ve bunun hüznünü üzerimde öyle bir taşıyorum ki. küçücük bir balkonum var mesela, her gün burada oturup kahvemi içip kitap okuyorum -yarından itibaren okuyordum olacak,- ve manzaram bana göre öyle güzel ki. bazen günün batışını izliyorum, bazen doğuşunu. ama şunu fark ettim ki ben gerçekten vedalardan nefret eden biriyim. söyle şimdi canımın ardı, sen bunu bile bile nasıl veda ettin bana. sen biliyordun kaptan. ben bir odaya dâhi veda ederken böyle canım yanarken senin vedana kırk gün kırk gece yas tutacağımı biliyordun. nasıl için el verdi ay ışığım, ben bile kendi bu hâlime günlerdir acıyorum. ulan diyorum bu kadar anı biriktirdim ben bu balkonda, benden başkası nasıl değerini anlayacak. canımın ardı, kaptan, geçmeyen yaram. küfür etmek istemiyorum ama ben senin bana sevdalı olduğunu söylediğin o kalbi sikeyim. ben bir balkona böyle ağlarken, senin vedana nasıl kan kusmuşumdur değil mi. biliyordun kaptan, biliyordun. bilmeseydin avuturdum kendimi ama biliyordun tanıyordun sen beni. bak ben şimdi bu balkonda son gecemi yaşıyorum, yarın gideceğim buradan, buraya da veda edeceğim. saat biri iki geçiyor, köşede valizlerim, arkada sessizliğin içinde kıraç gidiyorum diyor. ben yine bir yere veda ederken sanki sana veda ediyormuşum gibi yazıyorum. canımın içi, özüm, sevdam. sen bana nasıl kıydın. bunu böyle zamanlarda fark etmek öyle koyuyor ki. canımın ardı, kaptan, geçmeyen yaram. küfür etmek istemiyorum ama sana ezelden sevdalanmış bu kalbimi sikeyim.
#k.
ismail abi, asuman bir zamanlar günlüğüne şöyle bir şey yazmış; 'ama ben veda edeceğim yere günler önceden hüzünle bakmaya başlıyorum. sen benden bunu bile esirgedin. bilseydim bir veda olacağını, evimize hüzünle bakardım. ama öyle keskin bir vedayla bıraktın ki bizi, ben bunu bile yapamadım.' sonra eklemiş asuman, 'keşke en azından günler önce bilseydim kovulacağımı. birkaç tane dudağının değdiği sigara küllerini sıkıştırırdım cebime ya da en azından hüzünle bakıp son bir kez dolaşırdım evin içinde.' ismail abi, bakma öyle sende biliyorsun asuman biraz salaktı, biraz patavatsız, biraz da aşık. ondandır ki her cümlesinde bir sitem, bir beddua saklıydı. ismail abi, asuman için ölmüş diyorlar. günlüklerini yakamamış ama kendisini yakmış diyorlar. bu kadar kolay mı deme abi, yakmak dediğin nedir ki. bir çakmak, bir kibrit. bakma abi öyle, haklısın. asumana ne çakmak ne kibrit, bir çift ela göz yetmiş diyorlar.
#k.
bana bakıp kocaman gülümsediğin, bir yatakta sımsıkı sarılıp geceyi noktaladığımız, deli gibi gülüp eğlendiğimiz günler vardı. seni dizlerime yatırdığım, manzara diye bana baktığını söylediğin, kucağına yerleşip yüzümü boynuna gömdüğüm günler vardı günler. işaret parmağımı doğru yere koyduğumda ortaya çıkan bir gamzen, kavgalarımızla ateşe verdiğimiz kalbimizi öpüşmekle söndürdüğümüz günler vardı. sikmişim yeni düzeni ben seninle geceler boyu seviştiğim o evden kovulmuşum. yetmemiş o evi yakmışsın yıllar geçmiş gelmişim hâlâ her gece önünde oturmuşum. ama beni de anla kaptan, o kül olmuş evde senin bana aşkla baktığın günlerimiz vardı. üstesinden yıllar geçmiş kaç yazar. ben o günlerden sonra hangi cehennemde huzur bulabilirim. bulamam ki. sikeyim gezilen her ülkeyi, edinilen her bir anıyı ve geçen her bir yılı. yıllar geçmiş, benim sevdam hâlâ bitmemiş. yeni dil öğrenmişim, bir sürü yeni yer gezmişim, bir ton yeni kitap okumuşum ama bir gün olsun birini bile gelip kucağına sinip sana anlatamamışım. bak buna acı denir. buna yanmak, kül olmak denir. eskiden olsa ağlardım, şimdi sadece bahçeme ektiğim çiceklerden birini suluyorum. eskiden olsa gözyaşlarımla kendimi boğardım, şimdi bir kahve içip siktiğimin hayatıma devam ediyorum. acı geçmiyor kaptan, ama artık acıma rağmen kahvemle balkonda oturup kitabımı okuyabiliyorum. karşımda kül olan evimiz, önümde kafka'nın kitabı yanında simsiyah gözüken o kahvem. nasıl da o günlerle hiç alakası olmayan, nasıl da gri günler bunlar ama değil mi. senin beni öptüğün günler vardı kaptan. şimdi kısa saçlarım, kahvem ve kitabımdan başka hiçbir şeyim yok. ha bir de bir bahçem var. içinde bir karanfil, bir nilüfer var. bir gün gelirsen belki birlikte bir gün ağaç olacak fidanlar dikeriz. sen severdin ağaçları, ormanı. gerçi sen beni de severdin. artık sevmiyorsun değil mi. beni yani.
hiç mi.
#k.
çok ihtiyacım var. bak yıllar geçti. beş yıl.. koskocaman beş yıl geçti ama ben hâlâ üzgünken yanımda seni arıyorum. kalbimi sikeyim, unutmuyor. böyle kalbi sikeyim, ama her olayda en çok senin yanımda olmayışına ağlıyor. yoksun amına koyayım. belki de hiç olmadın bilmiyorum. ama nolur gel. yaralı bıraktın gittin, ölmedim. beni öldürmen gerekiyor. bu sevda beni yaşatmıyorsa, öldürmeli. çok ihtiyacım var. nolur gel, öldür beni. yaşanmıyor bu siktiğimin hayatında. hiç yaşanmıyordu zaten. bi' an yaşanır sandım. sadece bi' an. şuan, başım dizlerinde yaslı olmalıydı. çok ihtiyacım var. gel, sık şu kafama. andım olsun, böyle yaşanmıyor.
#k.