Şimdi değil.. ama bir gün. / Not yet.. but one day
Cosimo Galluzzi

★
Claire Keane
Peter Solarz
art blog(derogatory)
Alisa U Zemlji Chuda
occasionally subtle
Today's Document
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

祝日 / Permanent Vacation
NASA
taylor price

blake kathryn

No title available
RMH

Product Placement
Not today Justin

Kaledo Art
Jules of Nature

Andulka
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from France
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil

seen from Colombia

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@uurkorkut
Şimdi değil.. ama bir gün. / Not yet.. but one day
Suretler / faces
https://www.behance.net/gallery/15713379/Melez-At-adam-Horseman
"…Bazen hayatınızdan çıktıktan birkaç ay, birkaç yıl sonra birden varlıklarını anımsarsınız, müthiş bir berraklıkla.”
Charles Bukowski
Onca “tape”ye, hükümeti, bizzat kendisi ve ailesini rezil rüsva etmesi beklenen onca ifşaata rağmen Erdoğan’ın pes etmemesinin öyle “sağlam iradeyle” falan alakası yok. Onun için havlu atmak demek, sadece siyaseten emekli olmayı değil, kendisinin ve birinci dereceden yakınlarının...
Oğuz Atay
Ara Guler, Cotton workers on the roadside, Adana, Turkey, 1968.
Ara Güler, Yol kenarındaki pamuk ırgatları, Adana, 1968.
ne güzel gözlerin var, dedim. onlar benim değil, dedi.
ferit edgü
her yer gri bir örtüyle kaplıydı. silahları omzumuza asmış, etrafımızı toza boğarak çakıl taşlarıyla dolu eğitim alanına uygun adım bir marşla dönüyorduk. pim pim çek çek bomba bomba at at. alana geldiğimizde istirahat için dağıldık, küçük gruplara bölünüp sigara sardık, bazısı kendi meşguliyetine daldı. sonra rüzgar bulutları Sipil Dağı'nın üzerinden geçirip bulunduğumuz alana bıraktı. koca meydan banyoya hazırlanır gibi tozu toprağı üzerinden sıyırıp attı. yağan yağmurla ağaçlar boyunlarını eğdi. aheste aheste uçuşan böcekler köşelerine çekildi. yarı açık amfi demin koşturan askerlerle doldu. akan suları izlemek için sıralandık. bazen amfinin kıyısından silahını bırakmış bir avuç uzanıp damlaları topluyor, marşlar söyleyen diller yanaklardan akan yağmuru içeri çekiyordu. arada bir, bir iki asker yağmurun oluşturduğu minik derelerin başına geçip botlarının ucunu suya sokup çıkararak oyun oynuyordu. sanki bir el başımızı okşayıp kulağımıza güzel sözler fısıldamıştı.
bir çam koruluğuna uzandım. palaskamı gevşetmiş, gömleğimi altıma sermiş, çoraplarımı, botlarımı bir yana bırakmıştım. güneş çamların dantellerinden üzerime serpiliyordu. gözlerim ışıklarla oynuyor, uzaklardan içtima sesleri geliyordu. rahat, hazır ol, dirsek temas aralığı hizaya gel. arada bir hoparlörlerden ziyaretçisi gelenlerin isimleri belli belirsiz duyuluyordu. bir cırcır böceği sanki konuşacak bir dost bulmuş gibi anlattıkça anlatıyordu. yirmi adım kadar ötede bir ağaç dibinde, üç dört kişilik bir grup kuru çam iğnelerinden yaptıkları öbeklere yaslanmış, biraz çekingen, bir türkü mırıldanıyorlardı. sarı saçlarını bağlamışım gönlüme.. bağlamışım çözülmüyor..
mirror / istanbul, kadıköy passage / 2013
father and daughter / backyard / 2013
kendi kendine portre
tarlada - II
tarlada - I