Balkondan İnsanlara Gülümserken
Çayını ya da kahveni al. Balkona git ya da evinin penceresinden dışarıya bak. Ne görüyorsun? Karşıda evler mi var? Yolun üstündeysen yoldan geçen insanları izleyebilirsin. Yabancı yüzler görmek her zaman rahatlatır, bende öyle sizi bilemem. Zamanı seyretmek, gökyüzünü izlemek, kuşlara, kedi ve köpeklere bakmak. O an; birisi size bakarken ve siz ona bakarken kendinizi bulduğunuzda, birbirinize sergilenen o gülümseyiş...
"Kapat gözlerini. Hayal etmeye başla. Çocukların kahkahalarını duyduğunu düşün, günlük olaylardan bahseden annelerin ve ablaların sesini işittiğini düşün, gençlerin sokaklarda top oynadıklarını ve birbirlerinin isimleriyle işittiğini düşün. Çay isteyen babaların, ağabeylerin ve yemek saatini bekleyen amcaları düşün. İsimler neydi? Kimlerdi onlar? Gerçektende hepsi akıldan silindi mi?"
Çocuklar nerede? Şimdi hepsi büyüdüler. Birisi benim. Yaşım artıyor. Bir zamanlar balkondaydım ve şimdi ise artık değilim. Kimse balkonlar da oturmuyor. Balkonlarda çekirdek, kek, çay, kahve yok ve sokaklarda toplar oynanmıyor. Evinin dışarısına çıktığımda çikolata, bisküvi, kek çöpü yerine sigara külleri ve sigaraları görüyorum. Çocuk parklarında Tuborg ve Efes şişelerine bakıyorum. Kahverengi güneşte ne kadar güzel parlıyor. Boş şişeler...
"Kapat gözlerini. Hayal etmeye başla. Kapkara o siyah renkten, görebildiğin o parıltıları günleri hatırla. Herkesin o yaşadığı sade mutlulukları gözden geçir. Ne kadar özlediğini biliyorum. Çocuklar. Gençler. Amcalar. Teyzeler. Akşamsefası çiçeği. Balkonda oturan ablalar, akşam yemeğine hazırlanışları, dedikodular, gençlerin terli terli atletleri, ip atlayan kız çocukları, esnaftaki bekleyen amcaların sürekli tekrarlanan kahkahaları. Aileler, arkadaşlar; gerçeklik. Tatlı anılar. Her birini hatırlıyor musun? Devam et..."
"Kimse gülümsemiyor artık. Perdeler kapalı, açık pencerelerin ise kenarında kül tablası ve uçuşan dumanları. Nerede herkes? Balkonlar boş. Sokaklarda bir sürü arabalar ve motorlar var. Taşların arasında sıkışmış sigaralar duruyor. Gelen geçenler gülümsemiyor; baktığımda ise kafalarını çeviriyor. Terlemiş gençlik yok, kızlar ip atlamıyor, esnaflar hep içeride ve kahkalar atılmıyor. Devlet suçlanıyor. Ekonomi suçlanıyor. Eğitim sistemi suçlanıyor. Teyzeler hasta. Amcalar hasta. Ne oluyor? Neler oluyor? Balkonlar. Balkondan insanlara gülümserken, kimse gülmüyor...
"Aç gözlerini. Görüyor musun? Neden herkes bu kadar agresif? Bir sürü bankalar. Bir sürü çekilmiş krediler. Çık dışarı. İnsanlar kızgın. Mutlu değiller. Bazıları kendilerini bırakmış öylesine yaşıyor, bazıları öyle yaşıyor ki; yaşadığının farkında değil, sürekli iş, sürekli çabalayış. Gelecek pahalı. Geçmişin değeri ucuzladı. Kimse artık kıymet bilmiyor. Herkes gidiyor ve nereye gittiğini bilmiyor, ulaştıkları yerler hariç. Herkes dövecek gibi bakıyor. Amcalar, teyzeler, çocuklar. Hayal kırıklığını görebiliyor musun? Ağırlaştı ruhlar."
Eskisi gibi seven yok artık. Akıllar karışık hep. Şu yönden gitseler o yöne gidiyorlar. Bulanıklaştı hedefler. Sorunlar belirgin hep. Dertler ve sorunlar dışarı çok sergiliniyor, bayram yaklaşırken bile ve bayramdayken sorunlardan bahsediliyor. Saygı yok hiç. Hep küfür, nankörlük, aç gözlülük var. Bu mu büyüyen çocuklar? Bu mu gelişen nesil? Onlar en güzel bayramları yaşadılar; balkon gördüler, terli terli atletleri yıkatıp balkondan astılar, çekirdekleri hep yollara attılar. Çıt çıt...
"Aç gözlerini. Kapat gözlerini. Hayat gözünü açıp kapatıncaya kadar. Geçici işte her şey. Artık balkonda oturmuyorsun. Yolun ortasında gençleri görmüyorsun. Kaldırımlarda ellerinde telefonla gezen, kulaklıklarını takmış, gelecek endişesi ile beslenmiş, aklı karışık nesili izliyorsun. İzlemeye devam et. Amcalar hasta. Teyzeler hasta. Anneler ağlıyor. Babaların yüzü mahkeme duvarı gibi. Kimse gerçek değil. Gerçeklik karıştı. Gereksiz korkular ile doldu dünya. Herkes; gece uyuduğunda bir sonraki gündüzü iyi olur diye dalıyor uykuya."