"görmedim verdiğini ellerinin güzelliğinden"
Peter Solarz
Cosimo Galluzzi
Keni
🪼
ojovivo

No title available

#extradirty

Origami Around
will byers stan first human second
art blog(derogatory)
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Janaina Medeiros
Monterey Bay Aquarium
h

Kaledo Art
Sweet Seals For You, Always

PR's Tumblrdome
NASA
No title available
No title available
seen from China

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Singapore
seen from Singapore

seen from Malaysia

seen from South Korea

seen from United States

seen from Australia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Lithuania
seen from South Korea
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from Russia
@vanteniz
"görmedim verdiğini ellerinin güzelliğinden"
Blogunuz çok güzel.
yahu çok teşekkür ederim, çok mutlu ettiniz beni,, ❤
kavgayı kes nolur. gözlerinden uyku çağlıyor dişlerini sıkmaktan çenene kramp giriyor saat sekiz oldu kavgayı kes nolur. kime ne anlatıyorsun kime ne anlatacaksın insanların hepsi yamyamdır seni kemirmelerine seni dișlemelerine neden şaşırıyorsun kavgayı kes nolur. uykusuzluk başına vuracak gün içinde ceset gibi dolaşacaksın göz torbaları da cabası. işin gücün gırla senin tasalandığın şeye bak. miden bulanıyor aynı cümleleri tekrar etmekten başın dönüyor şu yaşına geldin hâlâ insanlar seni nasıl şaşırtabilir herkesten her şeyi beklemeyi öğrenemedin mi tamam şaşırmadın tamam üzüldün ama eh yeter yetsin artık. şu kavgayı kes de uyu nolur.
hoş.
yüksekten mi yoksa düşmekten mi korkarsın. cevabı bulamıyorum.
duvarlarımı kırmana ihtiyacım var ama eğer öyle olursa çok savunmasız hissedeceğim. sıkıştım.
kafam konuşuyor. çok ciddiyim, kafam konuşuyor. duvarlarıma gerek kalmadı.
biz çok sakarız aslında. sürekli kırıyoruz. bu sabah su bardağı ellerimin arasından düşüverdi. anneme verecektim. biliyor musunuz biz gerçekten çok sakarız. insanlar çok sakar. mesela babama kalbimi kırdın diyorum ve diyor ki. istemeden oldu özür dilerim. istemeden kırdım seni su bardağı özür dilerim. işe yarayacak mı. bilmiyorum, siz söyleyin, yarıyor mu. eğer yarayacaksa hadi tüm insanlar toplanıp özür dileyelim kırdıklarımızdan. babam da çok sakardır zaten benim. hele annem. istemeden çok kırmıştır kalbimi. sonuçta istemeden. ama ben su bardağından özür dileyince kırıkları birleşmedi ki. onu paramparça ettim, kırıkları topladım ve kendi ellerimle çöpe attım. evet. biz çok sakarız. dünya bile. özür dileriz o zaman. özür dilerim. özür dileyelim ve geçsin.
geçmiyor ve bunu biliyoruz.
iplerden kurtulmak için makasa ihtiyacımız mı var. senin ayak izlerin benim ruhumdan hiç silinmeyecek. dünya karşımda dursa bile seni beklerim. biliyordun. biliyordum. biliyorduk. ışıkları kapatalım. iyi geceler.
bugün bir şeyler oldu. sanırım güzel şeyler oldu.
"alo."
"alo?"
"hey, alo."
"a-alo."
sesi titriyormuş. oysa kulağıma çalınan en güzel ninniymiş gibi hissettirdi. bugün bir şeyler oldu. sanırım güzel şeyler oldu. ama bizi bıraksalar yedi saat daha alo diyebilirdik. çünkü bilirsiniz. ne söylediğin değil de kime söylediğin önemli.
“omurgamı aldın benim.
omurgamı aldın.
omurgamı aldın.
omurgamı.
niye?”
dünyanın bile bize dokunamayacağı bir yerlere gidebilir miyiz artık.
içimdeki boşluktan kaç kelimenin intihar ettiğini sen nasıl. kafamı duvarlara vurmak ve akşama kadar odanın içinde dört dönmek. anlayamazsın. omuzlarımın ne kadar acıdığını. herkesi kendi evine aldın ama beni kapının önünde bıraktın. o kapıyı kaç kere çaldığımı bir ben bilirim. duymayışlarınızı. umursamayışlarınızı. bak, yıllar geçti ama hâlâ dün gibi. kaç kesik attım ruhuma, o kesikleri kaç kez diktim, patlayan dikişlerim kaç kez canımı yaktı. yaraların izi kalırmış, öğreniyorum. annemin, biraz büyü, dediği yerde olmanın verdiği hisle başa çıkmayı deniyorum. bir şeyleri aşıyorum ama sen hep o kapının ardında kalacaksın. beni kapı önünde bıraktığını sanıyorsun ama yanıldığını bilmiyorsun. bir şeyler değişti ve inanır mısın, o eve hapsoldun. üstelik ben tarafından, haberin bile olmadan. geçmiş olsun. bu sefer ben seni duymuyorum.
işte bu. seksenüç.
prenses çok sevdiği prensine şöyle demiş;
"gözleri dolmadığı için sana değer vermediğini düşündüğün bir insanın kalbini göremezsin."
prenses bunu söylediği andan itibaren benim, vante'nin kalbini sahiden görebiliyor. ellerin kalbime uzanıyor. biliyorsun.
bu eller bana ait değil.
eğer uçabilseydim geri dönmezdim.
bu acının fazla gerçek olduğunu bildiğimden kendimi hep senden uzak tuttum.