"Sevgilim, şu korkaklar mesafe diyorlar yan yana olmadıkları anlara. Bizim aramızda bulunan zamanı, ben cennetten çalacağım."
Today's Document

titsay

❣ Chile in a Photography ❣
Misplaced Lens Cap
Peter Solarz
d e v o n
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Origami Around
Lint Roller? I Barely Know Her

shark vs the universe
trying on a metaphor
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Jules of Nature

Kaledo Art

No title available
noise dept.
Sade Olutola
No title available
will byers stan first human second

seen from Japan
seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from Canada
seen from South Korea
seen from Tunisia
@vaostre
"Sevgilim, şu korkaklar mesafe diyorlar yan yana olmadıkları anlara. Bizim aramızda bulunan zamanı, ben cennetten çalacağım."
Rakı, balık, ayvalık
"Seni istiyorum ve biliyorum ki, gönlümce kucaklayamayacağım. Sen, aydınlık ve el değmemiş gökyüzüsün Ben, bu kafesin köşesinde bir kuşum, tutsağım."
-Furuğ, Tutsak
Adını bütün ömrümce aklımda taşıdığım sokaklarda, kendi adımı unutacak kadar kayboluyduğum bir akşamda, ismini fısıldayarak buluyorum yolumu.
Evi yıkık, halısı hasır, döşeği çuldur. Oğlu şehit, torunu yetim, gelini duldur. Neden hep vatanı koruyanlar yoksuldur?
"İnsan sevdiğinin en küçük kusurunu gözünde büyütür, bazen de en büyük kusurunu affeder." der Peyami Safa. Hepimiz biliriz ki günah değildir sevmek fakat bir çeşit cezadır. Sevmek, sevdiğin kadar yenildiğin bir savaştır bütün içsel duyguların ve kalbin arasında. Bilinçli bir sarhoşluktur ve insanoğlu tam olarak bu sebepten ötürü eğilimlidir sevdiğinin en büyük kusurunu affetmeye. Beni düşünmediğini bildiğim soğuk gecelerde, seni çağıramayacak kadar küskün ve çağırsan gitmekten kendimi alıkoyamayacak kadar ihtiyaç duyuyorum sana. Yanı başında değilim belki ama gönlümde ilk günkü gibisin hâlâ. Ne eksik, ne de fazla.
Birbirinden ayrı yerlere koyamadığım üç fotoğrafın birbirinden pek ayrı olmayan hikayeleriyle geldim. Kolaj olarak çok güzel durmalarının beni inanılmaz mutlu etmesinin dışında bu üç fotoğrafta, evden Ortaköy'e diye çıkıp günübirlik Tekirdağ'a gitmemizin ardından çekildiler. İlk fotoğraf arabanın duraksadığı bir anda, dönüş yolunda çektiğim bir fotoğraf. Arabanın o anda yavaşlaması çok güzel denk gelmiş, bence yani. İkinci fotoğraftaki gözün sahibi de kız kardeşim, fotoğrafı çekerken gözünü güneşte tutmak istemediği için bol bol söylenmiş olmasını es geçmek istiyorum. Biraz mızmızlandı fakat sırf ben onu çektikten sonra kendi fotoğrafım olmazsa üzülürüm sandığı için benim de fotoğrafımı çekti, çocuklar ve tatlı kalpleri. Son fotoğraf ise yine dönüş yolundan. Kamp alanının yaklaşık 10 dakikalık yürüme mesafesinde sadece otların ve denizin etrafta boy gösterdiği bir yerde balık tutan iki kişi. Balık tuttukları belli olmamış ama ben şahidim o olaya, inanabilirsiniz. Fotoğrafı çekerken onlara ne kadar imrendiğim başka yazının konusu.
Ufacık şeyler bana dünyanın sonu gibi geldiğinde, dizlerinde teselli aradığım günlere daha derin bir hasretle bakıyorum.
Sensizliği ilk kez seninleyken tattım.
Gözlerinde gördüm bütün İstanbul'u.
Özlemek bu, dokunmakla geçmiyor.
Susturdun beni de, küstürdün hayata.
"Sevmek diğer tüm duyguların annesidir." Der şair. Sevgin kalbime denk gelmediğinden beri öksüzüm ben.
gök yüzünden öptüm, ellerinden