#psikoloji #antropoloji #istenç #aforizma #felsefe #filozof

izzy's playlists!
Show & Tell
🪼
tumblr dot com
I'd rather be in outer space 🛸
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Love Begins
KIROKAZE
taylor price

titsay

Kiana Khansmith
Game of Thrones Daily

pixel skylines
NASA

blake kathryn
todays bird

★
Misplaced Lens Cap
Cosimo Galluzzi
trying on a metaphor
seen from United States

seen from Taiwan

seen from Türkiye
seen from Canada
seen from Türkiye
seen from Australia
seen from Romania

seen from Italy

seen from Ukraine

seen from United States
seen from Singapore
seen from United States
seen from United States

seen from Japan

seen from South Africa

seen from United States
seen from Philippines
seen from Australia
seen from United States

seen from United States
@venus-amour
#psikoloji #antropoloji #istenç #aforizma #felsefe #filozof
“Doğası gereği her vücut bulmuş ruh yalnız olarak acı çekmeye ve zevk almaya mahkumdur.”
— Aldous Huxley - Algı Kapıları (via carpe-noctem-mortem)
Akıl ile kuralların arasında hiyerarşi olmalıdır. Bu çoğu ülkeleri iyi hale getirir.
Backwood Philosopher / Havukka-ahon Ajattelija (2009) Kari Väänänen
Stoacılara Göre Çok Eşlilik
Evreni büyük bir organizma olarak düşünen ve panteist bir yaklaşımı benimseyen Stoacılar, ahlaki anlamda tek eşliliğe inanmazlardı. Onlar, özellikle de bilgelerin arasında kadınların ortak olması gerektiği düşüncesindeydiler. Yani herkes önüne gelen kadınla ilişki kurabilme özgürlüğüne sahip olmalıydı.
Platon gibi Stoa felsefesinin kurucusu Zenon da Kynik Diogenes de bu görüşü eserlerinde savunmaktadır. Derler ki; bütün çocukları aynı derecede baba sevgisiyle seveceğiz. Nasıl ki doğada hayvanlar özgürce birleşebiliyorsa; insan toplumunda da bu böyle olmalıdır; bu sayede hem sınıfsal imtiyazlar hem önyargılar hem de kıskançlıklar ortadan kalacaktır.
Not: Bu görüşler Eski Stoa dönemine aittir ve ütopik bir yaklaşım olarak ele alınmıştır.
Diogenes’in Eylemlerinden İlginç Alıntılar
Kinik felsefenin öncüsü olarak bilinen Sinoplu Diogenes, teorik yanı dışında olaylara yaklaşımı ve hayatı ile de ilgi çeken bir filozoftur. Şimdi sizlere Diogenes’in yaşadığı, yaptığı enteresanlıklardan bahsedeceğim.
Zamanında Diogenes, bankada çalışan babasından aldığı paraların üzerinde çalışarak sahte para basmıştır. Bu nedenle de sürgüne gönderilmiştir. Bu durum için ise, etik olup olmadığını eylem öncesi Delphoi tapınağına giderek Apollon’a sordum, danıştım, ondan onay alıp yaptım şeklinde cevap vermiştir. Fakat olayın aslının şu olduğuna inanılmaktadır: daha saygın bir kişi olmak isteyen Diogenes, Delphoi’de asıl en çok hangi yoldan toplumsal hayatta adını duyuracağını, sormuştur. Aldığı cevaplardan birisi de düzenbazlık olmuştur. Bunun üzerine de para basmaya karar vermiştir….
Bir gün de Diogenes, ciddi bir konudan söz ederken, kimsenin ona kulak vermemesine içlenerek, kuş gibi ötmeye başlamıştır… Bu durum herkesin dikkatini çekmiş, çevresinden insanlar birikmiştir. Bunun üzerine de halka veryansın ederek; söz konusu maskaralık olduğunda güzelce gelirsiniz; ciddi konuları ise umursamaz, ağırdan alırsınız diye veryansın etmiştir.
Diogenes’ten övgü alan kişilerin başında ise vazgeçmeyi bilenler olmuştur. Örneğin; evlenmek üzere olup da evlenmeyenleri, deniz yolculuğuna çıkmak üzere olup da son anda karar değiştirenleri, politikaya atılmaya hazırlanıp vazgeçenleri ve bu tür son anda karar değiştirenleri över, saygı duyar; bu durumu şu cümleyle özetlerdi. ‘‘İnsan, dostlarına elini açık uzatmalı, avucunu kapamadan…’’
Bu garipliklere bakıldığında Diogenes’in bir filozof olarak nasıl bir erdeme sahip olduğu konusunda şüpheye düşebilirsiniz. Ancak bu gariplikleri Kinik Felsefe özelinde değerlendirirsek, filozofun aslında benimsediği felsefe anlayışının izinde olduğu, yaptıkları ve söylediklerinin de bu ışıkta akıllıca birer eleştiri olduğunu anlayabiliriz.
Şöyle ki; Kinik Felsefe, erdemin ve mutluluğun dünyevi şeylerden uzaklaşıp, kendini soyutlayarak elde edilebileceğine inanırdı. Diogenes de kendini toplumsal değerlerden, toplumsal yaşamdan, toplumun normlarından uzaklaştırıp, onlarla yeri geldiğinde dalga geçerek dünyevi şeyleri ciddiye almamaktaydı.
Toplum ve maddiyat için, saygı için önemli olan paranın sahtesini basması, maddi şeyler için ciddi ve teorik konulara insanların ilgi göstermemesini eleştirmesi, toplumsal bir statü olan politika, evlilik gibi konularla dalga geçmesi ve onlardan vazgeçenleri övmesi hatta bir fıçıda yaşamış olması tamamen bu durumun pratiğe dönüşmüş halleridir.
* ‘Lovers’ by Joseph Lorusso
“I call on Fate to give me back my soul.”
— By Friedrich Hölderlin
Glenn Gould.