"Bana, başka bir gece daha görmeden öleceğini bilen kelebeğin neşesinden bahset; çok yorgunum..."
Cahit Zarifoğlu
Claire Keane
Mike Driver
No title available
sheepfilms
todays bird

bliss lane
we're not kids anymore.
Xuebing Du

Kiana Khansmith
will byers stan first human second
NASA

No title available
Sweet Seals For You, Always

Love Begins
h
The Stonewall Inn
Fai_Ryy
TVSTRANGERTHINGS
trying on a metaphor
EXPECTATIONS
seen from United States
seen from Colombia
seen from South Africa

seen from Greece
seen from Australia
seen from United Kingdom
seen from Malaysia

seen from Jordan
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Albania

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
@viskizm0
"Bana, başka bir gece daha görmeden öleceğini bilen kelebeğin neşesinden bahset; çok yorgunum..."
Cahit Zarifoğlu
canın sıkkın gibi. neden seni tam ortadan bölen şeye teğet geçmiş gibi davranıyorsun?
saat gecenin bilmem kaçı. hiç geçmeyecek adlı bir duvar örülüyor göğsüne. tuğlalar çok tanıdık değil mi?
ucu yanan bir kağıt gibisin. yandığın için değil de kağıt olduğun için kaybetmişsin belki de.
hadi uzan şöyle. buz tutmuş ellerin. ellerini taşın altına koymak değil de koyduğun taşın üstüne daha da taş konulması yormuş seni.
sen de beklemişsin. bazı bekleyişlerin adı beklemek ama dünyanın bir ucundan bir ucuna volta atmak gibi değil mi?
inananlar gözlerini kapatırlar. sen de bir ara inanmıştın.
yerlerde sürünen bir uçma hevesi seninki. şimdi sen karşıya geçsen dahi o trafik içinden gitmez artık.
kalbin sıkışıyor sanki. üstelik yana kay da diyemiyorsun kimseye.
hiç tadın yok. gözlerinin içi gülerdi eskiden. eskiler ne sert bir yumruk değil mi?
şu baktığın boşluğu nelerle dolduruyorsun kim bilir? bir boşluğun altında ezilmenin fizikte belki yeri yok ama sende fazlasıyla var.
kaç gündür hiçbir şey yememişsin. yıkılmadım ama ama'lar diyorsun kendi kendine.
yoruldun da epey. attığın kulaçları görenler seni karaya ulaştıracak sanıyorlar. ama sen boğulmanı biraz daha özümsüyorsun o kadar. bilmiyorlar, hiç bilmediler ki. dimi?
şu köşeye kıvrılsam biraz diye geçiriyorsun içinden. ama biliyorsun, insan nereye kıvrılmak istese oradan da taşarken buluyor kendini.
bir fotoğrafı birkaç parçaya ayırmışsın. tüm dağınıklıkların yerli yerinde. senin de artık düzenin bu.
bir mektup yazmışsın şu tükenmez kalemle ama biliyorsun yazmak tekrar canlandırmaz. üstelik tükenen başka bir şey daha var.
bi yanık kokusu sarmış etrafı, yazıp yazıp yakmışsın bir şeyleri. her şey aksi, küllerinden birkaç defa daha ölmüşsün sanki.
boş boş tavanı izliyorsun kaç gündür. kaybettiğin bir şey mi var? ama biliyorsun; bir yıldız kaybedenler, bir yıldız arayanlardan daha yorgundur.
her şeye sıfırdan başlamak bile eskisi kadar cazip gelmiyor artık. sana ne yaptılar?
Çocukluğumuzu ateşe verdiler, külleri gençliğimize sıçradı...
Az yanan bir çakmakla bütün vücudum şarkılar eşliğinde kül.
Şu kaldırım kenarları bana morarmış gözlere mâl oldu.