kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
YOU ARE THE REASON
The Bowery Presents

@theartofmadeline
Xuebing Du
I'd rather be in outer space 🛸

Discoholic 🪩

shark vs the universe

No title available
Today's Document
One Nice Bug Per Day
h

Jar Jar Binks Fan Club
Lint Roller? I Barely Know Her

Love Begins

gracie abrams
Sade Olutola
Show & Tell
he wasn't even looking at me and he found me
Misplaced Lens Cap
Keni

seen from Germany
seen from Israel
seen from Peru

seen from Bangladesh

seen from Bangladesh

seen from United States
seen from Pakistan
seen from Chile
seen from Finland
seen from Lebanon
seen from Australia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from France

seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from Germany
seen from Australia
@vnessayazar
kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
aynı gökyüzü ama farklı yıldızlar
Nasılsın?
iyiyim sanırım sen?
İstanbul çok sıcak 32-34 falan gösteriyor hissedilen 45 derece falan
son iki gündür evet çok sıcak ama ben öncesinde aşırı bunalmıyordum doğrusu
İletilere bakıyor musun acaba?
genelde evet ama Tumblr eskisi gibi değil o yüzden iletilerde olan insanların geneli bir süre sonra kendini belli ediyor, niyeti farklı oluyor falan o yüzden keyif aldığım söylenmez genelde bloğuna bir göz atıp ona göre cevap veriyorum yazdiysan ve dönmediysem genelde bir nedeni olur ama yinede tekrar yaz belki gözden kaçırmış olabilirim.
Instagram kullanıyorsan bakabilirsin. Ünlü bir trans var ona çok benziyorsun. Bunu yazarken düşündüm sen instadaki travesti misin diye adı aklıma gelse söyleyeceğim de ama ikizin kısaca
hiç böyle bir şey duymamıştım, dediğin kişiyi muhtemelen hiç tanımıyorum bile. ama ismini hatırlarsan bana yaz merak ettim
"olmak ne yorucu bir eylem, asırlardır koşuyor gibiyim."
her genç hayatının bir noktasında cellatı ile tanışır. bir çoğu gibi on yedimde tanıştım bende. aslında on beşimde gördüm ilk onu, ama bir şey hissetmedim korkmadım. sinsice bekledi on yedi olmamı. ve ben cellatım tarafından çıkmadım o dar ağacına. kendi ayaklarım ile gittim. o kolunu bile kıpırdatmadı benim için. herkese sunduğu ölümden daha beterini verdi bana. en sessiz ve uzun süreniydi benimki. ve en fark edilmeyeni. ama her kız aşıktı kendi celladına. benim gibi. fark etmedik birimiz bile boynumuza dolanan bize sarılan kollar değilde kalın bir urgan olduğunu. gülümseyerek yumduk son kez gözlerimizi ondan.
başkalarının onunla rahatlıkla konuşmasını gülmesini hatta onu kırıp dökmelerini izliyorum ama ben onunla tek kelime bile edemiyorum.
söylemek isteyip söyleyemediklerim boğdu en çok beni, en çok onlara sarıldım sana sarılmak isterken. çok isterdim sana öylece sarılmayı, kokunu içime çekmeyi parlak gözlerini kafamı kaldırıp izlemeyi saatlerce. ama sadece izledim seni uzaktan, kanadığında kanadım ağladığında daha çok kanadı kalbimde adının yazılı olduğu duvarlar ama depremimi yıkımımı kendim örttüm, ayağa kalktım ve ev oldum sana yeniden, sokağında önünden geçtiğin ama hiç kafanı çevirip bakmadığın bir ev.
Ve güldün rengarenk yağmurlar yağdı.
İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı
Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak
Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı.
Sen geldin benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi üstünde durdu
Marhametin ta kendisiydi gözlerin
Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu.
Konuştun güneşi hatırlıyordum.
Gariptin yepyeni bir sesin vardı
Bu ses öyle benim, öyle yabancı
Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı.
Başka bir yer bulamadın mı gidip kursağımda kaldın
“çok sigara içiyor. bırakamadı bir türlü. ölümle ilgili hiçbir şeyi ciddiye almadığı için diyorlar ama değil. aslında, sadece ellerini nereye koyacağını bilmiyor.”
sigara içmiyorum ama var benimde bir ellerimi koyacak yer bulamadığımda parmaklarımda beliren sigaram.