Sen istiyorsun ki ağlata ağlata göz pınarını kuruttuğun insan; kapının kilidini sesini duyunca açıp seni içeri buyur etsin.
trying on a metaphor
🪼
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
cherry valley forever
h
No title available
Mike Driver
sheepfilms

shark vs the universe
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
DEAR READER
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
we're not kids anymore.

izzy's playlists!

titsay
$LAYYYTER
NASA
Cosimo Galluzzi

Love Begins
Sade Olutola

seen from Chile
seen from Chile
seen from Brazil

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Pakistan

seen from United States

seen from South Korea
seen from Ecuador
@winenightss
Sen istiyorsun ki ağlata ağlata göz pınarını kuruttuğun insan; kapının kilidini sesini duyunca açıp seni içeri buyur etsin.
Bir arkadaşım doğru çağda yaşadığımızı düşünmüyorum demişti. Haklıydı sanırım. Bu çağ insanların birbirine olan küçük oyunları ve hesaplarıyla dolu ve bütün bunlardan çok sıkıldım.
“sevgiden de güzeldi yalnızlık, sevgiden gelen yalnızlık.” Oktay Rifat / Bir Kadının Penceresinden.
ahmed arif, sevdiği kadın olan leyla'ya bir mektubunda şöyle yazmış; “leyla! çaresizliğimden gayri hiç bir kabahatim yok benim…” ne güzel bir kabahat değil mi? kabahati güzel de olsa bahtı pek güzel değilmiş. ama gene de hiç pes etmemiş; “vurun ulan, vurun; ben kolay ölmem” demiş. her şiirinde buram buram anadolu kokan ahmed arif, öyle dizeler yazmış ki şiirlerini okurken veyahut kendi sesinden dinlerken zannederim ki; urfa'da yürüyorum birazdan antep'e varacağım. gül memeleri olan esmer ve güzel bir kıza vurulacağım. çekip gideceğim uçsuz bucaksız anadolu topraklarında… bir cana, bir başa kalacağım; vay vay…
“Kimse için kendinizden taviz vermeyin. Kimse için değişmek zorunda değilsiniz kendi benliğiniz gücünüz olsun. Sizi seven kusurlarınızla sevsin, sizinle olmak isteyen varlığınızın değerini bilsin. Kendinizi sevin. Bırakın, herkes yerini belirlesin.”
Fikrimi önemsemeyecekseniz sormayın, çabam boşa gidecekse beni mevzuya alet etmeyin. Aynı şeyi tekrar tekrar yapacaksanız benden çözüm sunmamı istemeyin. Benim bunlara ayıracak vaktim yok.
Kalbiniz ne kadar temiz olursa olsun karşındakinin düşüncelerine göre yargılanacaksınız. Bu kabulleniş fazlasıyla yorucu.
Ben sana gelemem sen de bana gelemezsin ama bu şehir bizi illa bir sokakta göz göze getirir.
En önem verdiğim şey hayatımdaki insanın yanında olmasam bile beni de hesaba katarak davranması. Duruşu, davranışı bile beni hesaba katarak olmalı. Asıl bağlılık budur, yanında değilken de varlığına saygı göstermek ve bunu yaparsam nasıl hisseder diyebilmek.
hatırladınız mı beni ? aslında çok değişmedim hala o istemediğiniz sevmediğiniz kız çocuğuyum ben.sadece biraz daha kırgın biraz daha sessiz artık..
“Balığı denizden çıkarabilirsin ama, balığın aklından denizi çıkaramazsın.”
“Sen bana güldüğünde, tüm dünyayı karşıma alabilecek kadar güçlü hissediyorum kendimi. Sakın elimi bırakma.”
Bebeğiiim
Ball 😚
“içimdeki çığlıkların en büyüğü sensin.”
Kendinizi rahatlatmak için insanlara uydurduğunuz kılıflara bakıyorum da yazık size, cidden.
eski şarkılar, eski kitaplar, eski şehirler, eski insanlar… bu çağın gerisinde kalan bir sürü şeyin özlemini duyuyorum. sahtelik, kibir, önyargı dünyanın giderek yükselen değerleriyken, murat menteş'e hergün yeniden hak veriyorum: “yanlış çağda yaşamanın stresi içerisindeyim.”