Yapma, onları sorma. Bana tutundular; kırıldım. Düşmemek için atladılar. Tüm dayattıklarına dayandım, bu semanın altında bir korkuluk kadar dik ve yalnızdım.
Yapma, ne olur sorma onları, onlar cevapsızım. Her yalnızlıklarında aradılar, her aradıklarında yalnızdım. Çünkü ben bu semanın altında bir korkuluk kadar dik ve işte eni konu; Bir şeyim yokmuş gibi durmak ve her şeyim varmış gibi kollarımı açmaktı tek maharetim Ne olursa olsun, kim olursa olsun fark etmeksizin biliyor musun, Durduğum yerde tökezleyen yürüyüverirdi Arsızlar uslanır, dünkü bacaksızlar ayaklanırdı Herkes devam etti ben öylece kalakaldım Çokça zamanlar önce, tevatüre göre Şifa verir, başıma bela alırdım
Ama şu kadar koymazdı bana inanır mısın, madem illa ki bir dram arıyorsun geçmiş karşıma Erkekler pek sever kurcalasın dünü, sonra dağıttığını toplarsın, hele bi’ de o göstersin sana gününü Mazi bu ya, sanki kendi ilk kez benimle var olmuşcasına Alırım geçmişimi arkama, koyarım önüne ama ben nelerle doydum bak nelere tokum Sen kendine bunları yedirebilecek misin Bu semanın altında bir korkuluk kadar dik durabilecek misin, oturduğun yerden üstelik Ben gocunmam çünkü bu semanın altında daima bir korkuluk kadar dik ve yalnızdım
Karşılığım olmayan kargalara sapla samanımı ayırdım, tuttum sonuna kadar araladım. Onların değerlerini yargılamazdım fakat onlar muhakkak bir yargıda bulundular değer verirken. Boyun eğmezdim hiçbirine çünkü bu semanın altında bir korkuluk kadar dik ve anla artık; yapayalnızdım. Yüzlerine de bakmazdım çünkü kayıtsız ve kayıptım. Elim tutar, hissetmez benim Üzerime tünerlerdi, kımıldamazdım ki onlar için Ben herkese, herkes gibi davrandım Hepsine aynı muameleyi yaptım Onlar niyesiyle ilgilenmezdi ki hiç, sonuca bakarlardı Ben bir sonuç değildim, ben her şeyin müsebbibiydim Onlara sorsan yeri yerinden oynatırdı der, yalan Onlar ne bilsin yerini, onlar benden ne anlar be Gözüm bakar, görmez ama yine de önümde hünerlerini sergilerlerdi Köşe bucak kaçar saklanır, aramasam da beni bulur ama hiçbiri hiçbir zaman hiçbir sonuç alamazdı Ağzım açar, dilim dönmez söyleyemezdim Ağzım açar, dilim dönmez soramazdım Vaziyet ortada, ben ortadaydım.
Ama niye demli olana, koyusunu açığını kaçığını saklamayana, rengi olana Şöyle ya da böyle bir çizgisi olana niye farklı davranarak herkes gibi hissettirirlerdi Çünkü onlar herkes gibiydi yoksa öyle olmasa Bana her iliştiklerinde kendilerini farklı hissederler miydi İyi ya da kötü olan diyemem, onlar gibi olmayandım ben
Birgün ben benden sıyrılmışken kargalardan biri dedi ki “ruhun dışarıda” Çünküsünü biliyorsun.
Çok sordular, sorgulamadım Herkese herkes gibi davranırken Bu arpaları, bahçeyi, her dönümünü korudum kolladım Ne toprağı ekine küstürdüm Ne de bir günden bir güne ekinimi kargalardan birine yem ettim Fakat daha kötüsü kuruttu beni Esirgediğim koruduğum ne varsa gençliğim pahasına Bir arpa boyu yol alamadım koca arpa tarlasında
Yalvarırım artık hiçbir şey sorma, Sen, “sen her şeyi biliyorsun” demeye getiriyorsun Her şeyi biliyor olmak insanı nasıl hırpalıyor peki Sen bunu biliyor musun Karacahil gibi rahat rahat konuşamıyorsun Bilmeyeni incitmekten korkuyorum, seni üzmekten Çünkü bu semanın altında ben varya, bir korkuluk kadar dik ve kök söktüren
Erkekler hep inkâra, kadınlar kabullenmeye hazırken Sen de açık sandığın yere saldırırken bende O dram diye gördüklerinin için için hayalin olduğunu biliyorum Yine de ben o geçmişi bugünüme referans almıyorum Ama çok istersen her şeyi öğrenmek O mazide birbirinden ağır toplar vardı, kime orospu olduysam hakkıydı
Yine de hiçbirini kimseye Hele ki onları asla kırdırmadım birbirine Bir zararım dokunduysa da, ayrı ayrı harcadım onları Beni idare etmeyi beceremeyenler, benden sonra ellerindeki ile idare etmeyi öğrendiler Bana onları sorma artık yeter Şükret uzlaşamadık da sana kısmet oldum Kader bizde nasip olmayana derler Sen şimdi kalkmış beni mi kırmaya çalışıyorsun Ben ki bu semanın altında yedi kat gökleri yere çaldım
Senin anlamadığın ve öncekilerin kabullenemediği şu; Ben kendimi törpülemedim, beni rahatsız eden o tırnağı söküp attım Kimsenin yapamadığını kendime yaptım Evcilleştirdim kendimi, bunu fark edemediler O sadakatsiz, acıtınca zevk alan biri yok içimde artık Ben tertemizim, bunu ben bizzat biliyorum.
Duruşum baki, dilim zehirdir benim, çünkü ben bu semanın altında bir korkuluk kadar dik ve yalnızım.
Sen şimdi beni, bana mı kırdıracaksın. Biraz kırılınca bıçak gibi bileniyorum, yapma bana kendini harcatma. Varsay ki kaplan, terbiyecisini yiyorlar, neden, Çünkü alanına giriyorlar hayvanın. Mesafeni bileceksin, kana susamış değilim ama doğam gereği alanıma gireni. Ama gerek var mı bunlara Bana hiçbir şey sorma, yeter.
Eninde sonunda her insan bir gün aslına rücu eder.













