Kaldıran sensen, ben bu yolda sürekli düşmeye razıyım Behzat.
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Stranger Things
trying on a metaphor
No title available
Monterey Bay Aquarium
Xuebing Du

pixel skylines

Product Placement

@theartofmadeline
taylor price
🪼
will byers stan first human second

Andulka
Cosmic Funnies

Love Begins
AnasAbdin
we're not kids anymore.

titsay
Lint Roller? I Barely Know Her
Today's Document

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Czechia
seen from Malaysia
seen from Indonesia
seen from Italy
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Netherlands
seen from Argentina
seen from Netherlands
seen from Netherlands
seen from Switzerland

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Singapore

seen from United States
@yarinbihtimal
Kaldıran sensen, ben bu yolda sürekli düşmeye razıyım Behzat.
Aradan kaç yıl geçerse geçsin ben her sesini duyduğumda yine ağlayacağım, buda benim ömürlük yenilgim.
En büyük hatayı, kalbimizi kıran insanları affetmek için bahane aramakla yaptık.
Benim gibi yapın, canınızı sıkan kim varsa gömün geçirin. Yıkın dağıtın. Ki herkes bi dursun desin ki haa bunun da bir sınırı varmış.
acı insanı delirtir, bilirim.
Bir şey bir kez dile dökülünce eskisi kadar korkutucu gelmiyor. İlk kaybetme korkunu hatırla mesela, için eziliyordu değil mi, şimdi kaybettin o bile yıkmadı seni. İnsan her şeye alışıyor, alışamam dediği şeylere bile.
“En kızgın anlarında sesini çatallaştırıp seni ele veren şefkatin seni sen yapan en güzel şey, ödün verme.”
Benim bütün bu hataları, yanlışları ve terbiyesizlikleri sindirecek yerim kalmadı. Burama kadar doluyum.
bununla ilgili çok şey okudum ve çok kişiden aynı cümleleri duydum. insanlar yüksek yerlerde düşmekten değil atlamaktan korkuyormuş. o anlık şuur karışması ile atlamak ve sonrasında ölmekten. aslında yani ölmekten. ben çok yüksek bir yerden baktığımda ama çok yüksek, aklın havsalanın almayacağı kadar yüksek, yine de öleceğimi düşünmüyorum. boş bi muhabbet dönüyor “burdan atlasak net ölürüz dimi?” deniyor, ben içimden en fazla omzum kırılır diyorum. yok diyorum, ölmeyiz oğlum, salak mısınız siz, insan düşmekle ölür mü. ölmez. sonra ablam dedi ki sen ölmedin diye ölmem sanıyorsun, insan ölür güzelim. belki de böyledir. insan bir kere kazanınca yenilmem sanır. yaralanmayınca kanamam. kaybetmeyince bayrak çekmem. ölmeyince bir savaşta, bir daha hiçbir savaşta ölmem. ama belki de ölürüm. ama ölmedim. ve bir daha hiçbir uçurum hiçbir balkon hiçbir teras hiçbir pencere ve pervaz beni öleceğime inandıramaz. benim aklım da hikayem de bu kadar.
kapattığınız kapıların anahtar deliğinden bakmayın.
Bazen diyorum ki belki de ben çok büyütüyorum belki de takıntılıyım belki de kabahat benim ama hemen sonra aklıma şu geliyor “Büyütüyorsam da kırılmaya hakkım var. Hak etmediğim her davranışa kırılma hakkım var”
Yürürken sürekli arkana bakıyorsun, demek ki hala beklediğin bir insan var Behzat.
sor bakalım ona inanmışlığım onu da utandırıyor muymuş.
birçok engeli aşıp küçücük şeylerle biten aşklara içiyoruz bugün.