geçmişe özlem duyduğum günlerde geçmiş parçalarımı yan yana getiriyorum, tezer özlü de bunların içerisinde. oysa onu hiç iyi anımsayamamıştım, belleğimdeki yeri diğerlerinden biriydi. her zaman iyi hatırlananlar değildir zaten hayatın gelgitlerini oluşturan. karşı balkonda oturan dört kadını izliyorum bir haftadır. dünyayı saran salgında evde bir ayı geride bıraktım. kendimi bırakamıyorum. onları izliyorum ve attıkları kahkahaları bile kıskanmıyorum. yan yanalıklarını düşünüyorum. kendimi arıttığım tüm arkadaşlarımı, kapısını açıp içime dolduramadığım denizi, yaktığım defterleri.. yan yanalığı, bir otobüste kollarının birbirine değişini, bir parkta dizlerine uzanmayı, aynı cümlelerin altını çizmeyi, uzak şehirlerdeyken bile hemen bir kapı ötedeymiş gibi hissetmeyi. dört kadını izliyorum şimdi. ne çok isterdim oysa şimdi kentte hiç bir şey düşünmeden yürümeyi, gözlükleri takıp, tüm dünyayla aramdaki bağlantıyı kesmeyi, düşünceleri dalıp çalan kornalarla kendimi cadde ortasında ölümle burun buruna bulmayı, unutmayı. oysa dışarı çıkmam bile yasak şimdi, denizlerde bile boğulamıyorum, arıyorum. sızmış, başka akıntılara karışmış. oysa şimdi bir otobüse binip hiç kimseyi tanımadığım bir şehirde iyice yalnızlaşmak istiyorum. sahilde oturup şimdiye kadar yazılmış tüm anlatıları yeniden yazmak istiyorum. ansızın yanıma yaklaşan bir yabancıya, belki ona benzeyen birine intihar edeceğimin belirtilerini vermek istiyorum. çünkü içini seni tanımayan bir yabancıya dökmek öylesine kolay, öylesine meşakkatsiz. ama her şeyin yanında, ölmek istemiyorum. kendi başarısızlığım beni yalnızlaşmaktan koruyor olsa da iyice yalnızlaşıyorum. hiç kimseleri tanımadığım şehre yerleşmek istiyorum, sonucunda iyice yalnızlaşacağımı, kalabalık odaları arayacağımı, o odalarda balkonda yalnızca oturacak olsam bile, sesleri arayacağımı biliyorum. o zaman delireceğim, akan akıntılara yürüyüp bir daha geri dönmemeyi düşüneceğim, en acısız gidişleri hesaplayacağım. tepkilerini ve iki gün sonra akıllardan silinişin acısını duyacağım. oysa şimdi, yapacaklarımı düşünüp pencereden o dört kadını izliyorum. asla o kadınlardan biri olamayacağımı, o yan yanalığı hissedemeyeceğimin bilincinde.











