Yokluk ve boşluk. Yeri doldurulamayanlar ve doldurmak bile istemedikleriniz. Yaptıklarınız ve yapacaklarınız...
Duygular yok savaş var. Yaralı bile olsan devam etmek zorundasın çünkü hayatın özeti bu. Mutlu ol,yaralan,yürü,Bi daha yaralan ama koş...
Ölmek istedim ilk yaramdan değil ve son yaramdan da olmayacak. Kendimden ölmek istedim. Kafamın içinde ki hastalıktan ölmek istedim. Kurtuluş ölümdür dedim. Başkası sordu "Kurtuluş nedir?" Diye "Kurtuluş yaşamaktır" Dedim. Sadece yalancı değil aynı zamanda umut vericiydim. Kumarbaz değil aynı zamanda bir yaşamın cellatıydı düşüncelerim. Kimsesizliği iliklerime kadar hissettirici soğuklara bıraktı beni. Gözlerimi kapatıp geceye ışık istedim. Tanrı'ya yalvardım "günahsız kıl beni" Dedim "Sen şeytanın ta kendisisin,sen ateşsin. Sen toprağa,suya ait olamayacak kadar kirlisin" dendi.
Ben ateş olamazdım. Günah oldum,cehennem benim içime verildi,içten içe bitirdi. İnsan benim için yandı. Şeytan benim için vardı. Ölmek bir elmadan oldu, ölüm bir yanlışa doğdu.
Ne siyahtım ne beyaz. Grinin en koyu tonuydum. Kalbim birini kendine ev görmek için çırpınırken sokaklarda kaldım. "Belki de ben kimseye ait değilimdir" Dedim. Şartlar zordu,güldüm. Sorguladım "Neden?" Diye sorguladım. Şeytan başladı konuşmaya "Sen kirlettin beyazı,sen kıydın bir aşığa,sen bitirdin bir kalpteki evini,sen mahvettin ya her şeyi." Her göz yaşına pişmanlıklarımı sığdırmaya çalıştım. Çok ağladım. Ben mahvetmiştim. Şeytandan gelemezdim. Geceye yalvardım "Tanrım beni bağışla!"
Geceye aktı göz yaşlarım kaldırım taşından taşlı yollara. "Tanrım beni bağışla!" Su ilerledi,ilerledi,ilerledi birinin ayak ucunda bir papatya..."Tanrım beni bağışla!" Ve papatyanın yanında küçük bir Açelya. Tanrı affetmek istediklerinin canını yakar. "Tanrım canım çok yanıyor!" İçinde ki cehennem kaynıyor. Kalbin patladı. Gözlerin yorgun,ruhun terk etti bedeni. Geceye artık fısıltılar "Tanrım benim bağışla..."











