
blake kathryn
h

No title available
One Nice Bug Per Day
🪼

Kiana Khansmith
Show & Tell
The Bright Sessions
I'd rather be in outer space 🛸
Color Me Curious
Not today Justin

bliss lane
★

tannertan36
almost home

❣ Chile in a Photography ❣
sheepfilms
Lint Roller? I Barely Know Her

if i look back, i am lost

Jar Jar Binks Fan Club
seen from Brazil
seen from Germany
seen from United Kingdom
seen from India

seen from United States

seen from India

seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Germany
seen from Belgium
seen from United States
seen from Norway

seen from Malaysia
seen from Indonesia

seen from United States
seen from Canada

seen from Malaysia

seen from Poland

seen from Singapore
@yineseverimseni
Baya baya sevmemiş diye bile kızamıyor insan. Çünkü biz de birilerini baya baya sevemedik.
Vanilyakokanbayan (via vanilyakokanbayan)
Ya nasıl anlatılır bilmiyorum ama çaya kaç şeker attığım, kahveyi nasıl içtiğim gibi küçük detaylar bilinsin istiyorum. Güneşe baktığımda neden gülümsüyorum, kolumdan çıkarmadığım o bileklik neden bu kadar değerli, kitap okurken hangi satırların altını çiziyorum bilinsin istiyorum. Ben artık keşfedilmek istiyorum.
O yüzden mi acaba bu kadar kalp kırıklığı
Yorum çok güzel değil mi
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden… Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları… Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. “O benim.” diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin… Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
Can Yücel (via sokaktakiyazar)
“Eski kocamın annesi ölümünden önceki üç ayı bizim evde geçirdi. Karaciğer kanseriydi. Zamanla rengi koyulaştı, çok zayıfladı, uygulanan ilaç tedavisinden saçları, kaşları, kirpikleri döküldü. Günler geçtikçe bizim eve gelip giden erkek nüfusunda bir azalma oldu. Ağabeylerim de uğramaz olmuştu. Bir gün dayım haber göndermiş ”… hanımı o halde görmeye dayanamayacağım için gelmiyorum" diye. O zaman da düşünmüştüm, cinsiyetci iş bölümü, bakıcılık işini kadınlara dayatıyor, ama bu iş bölümü sadece yapılacak pratik işlerle ilgili değil. Çok daha derinliklere kök salmış bir şeyler var. Kadınlarla erkekler arasında acıyı taşımaya ilişkin bir iş bölümü de var. Hastalıkta, ölümde ortalıktaki kadın sayısı hep artar, erkekler piyasaya cenazede çıkar. Çünkü onlar bu acıyı taşıyacak olgunlukta değiller. Şu ya da bu gerekçeyle kaçarlar. O çok duygusal, dayanıksız olduğu iddia edilen kadınlar, ağlaya ağlaya da olsa, yapılması gerekeni yaptırmayı sürdürürler. Hastadan ürkmek, kaçmak, ölüm korkusu duygusal iş bölümünde erkeklere düşüyor. Tüm bunlar erkeklerin dayanıklı, güçlü kadınlarınsa dayanıksız, zayıf varlıklar oldukları efsanesini en azından sarsıyor" (Beden Emek Tarih - Gülnur Acar - Savran 82 83)
Hislerini söylemeden önce “acaba"lara sığınıyorsun, söyledikten sonra “keşke"lere. Bu aşka mı dahil yoksa çağımızın insanlarına mı bilemem.
(via beklentileruzer)
gereksiz ayrıntılara o kadar takıldınız ki. ama o kadar çok. nerelisin . kaç yaşındasın.
en bombası en aşikar olanı. gözlerin mavi mi? evet mavi amına koyayım ama dünyayı mavi falan görmüyorum. keşke renklere değilde nasıl baktığıma odaklanabilseydiniz.
ben konuşmayı beceremem zaten . bakışarak anlaşsak olmuyor mu? bi kere gülünce kahve yapsak uzun bakınca sigara uzatsak.
gözlerimizi kaçırınca utanıyor olsak. kelimeye dökmek beni yoruyor. hepimiz yeterince yorgun değil miyiz.
o nefesleri boşa harcamasak?