hayat bazen, dün gece bıraktığın yerden başlamaz.
cherry valley forever
Lint Roller? I Barely Know Her

Janaina Medeiros
noise dept.

Product Placement

★

Andulka
Peter Solarz

pixel skylines
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Xuebing Du
d e v o n
KIROKAZE
Cosimo Galluzzi
he wasn't even looking at me and he found me
ojovivo
Mike Driver

#extradirty
art blog(derogatory)

No title available

seen from United States
seen from T1
seen from South Africa

seen from United States

seen from Australia
seen from Hungary

seen from T1
seen from Germany
seen from T1
seen from Jordan

seen from Jordan
seen from Jordan
seen from Jordan
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@yoncaxx
hayat bazen, dün gece bıraktığın yerden başlamaz.
Size yemin ederim ki sakallarında papatyalar açmıştı
Taze çayım ve taze yaralarım var. Çok zenginim.
Tezer Özlü (via filmlerdeoyleolur)
“Bazen bir söz yoktur. O gün ne olduğunu özetleyecek zekice bir alıntı yoktur. Bazen gün. Sadece. Biter.”
- Tezer Özlü (via eksiklikgazeli)
der ki Tezer Özlü;
Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiçbiri olmadı. Hepsi dar geldi. İnansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim. Okyanuslar kırmızı olurdu. Pıhtılaşmış kanlardan siyah sağlar yükselirdi. Ama inanamadım. Bir türlü inanamadım… Bütün hayat bir ilüzyon.
Okuduğum kitaplarda ki, seyrettiğim filmlerdeki yalnız insanlara özenmişimdir hep. Yalnızlara.
Kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? “Kurtuluş” dedim “Ankara’da bir mahalle.” fazlası değil. Belki bir de Bob Marley’in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok. Kurtulmaya gelmiyoruz bu dünyaya, daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce..
Bu kız büyüyünce napacak? Nasıl taşıyacak onca şiiri yüreğinde?
Sonra içime ve hatta dışıma kapandım. Küsmek gibi bir şey. Bir çeşit gölge fesleğeni. Bir çeşit olmayan hayat. Zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim. Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu..
Bir yığın insan tanıdım. Ama hep yalnızdım..
Didem Madak
Dokunsalar dağılırdı iyi pişmiş kurabiyeler gibi kalbimiz
Didem Madak (via drkitap)
“Belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi.” -İskender Pala
“Demek ki hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi…” -Sabahattin Ali
“Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler.” - Murat Menteş
“Üzerine alınma. Gittin diye yumruklamadım duvarları, Nefs-i müdefa sadece. üzerime üzerime geliyorlardı.”-Saltuk Sermihan
“Bayım; bu gidişleriniz beni şair, sizi şiir yapacak…” — Didem Madak
“Sen yokken bir kaç defa daha sevdim seni, helal et.” — Elif Şafak
“Kalbi acıtan her ne varsa; sen hepsinden birazsın işte.”— Ah Muhsin Ünlü
“Ama unuttuğun bir şey var sevdiğim; sevmek de yorulur. .”— Cahit Zarifoğlu
“Ve biliyorum ki iki yaralı kalp, sağlam bir kalp eder..” — Cemil Meriç
Bağırıp çağırmanın türlü yolları vardır. İnsan yüzüne soğuk sular çarpmalıdır. Belki bir sakinleştirici almalıdır. Belki bir kediyi okşamalıdır. Bir film falan bulmalıdır televizyonda. Kısa ve kesik yazmalıdır. Susup oturmalıdır. Kimseyi çağırmayın, gelmeyecekler. Böylece rabıtaya oturmuş bir mürit gibi, gözleri fotoğraflarda kırmızı çıkan bir albino kediyi çağırıyorum. Pisi pisi.
Vişne bahçeleriyle dolu, Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
Didem Madak (via iyininkotusu)
24 Temmuz 2011 de aramızdan ayrılan Didem Madak ‘ı Anıyoruz
UYKU
Türlü yasaklar vardı. Beyaz peynir de yoktu kavun da. Şiirler yazmadım, kitaplar okumadım. Bir kere haykırmaya izin veriyordu gazete ekleri hafta sonlarında. Bir kere parçalanırsan birleşebilirsin diyordu biyoloji kitapları. İki kere parçalanırsan nerenden kırıldığını bulmak zorlaşır. Sigara da yoktu muhabbet de. Uyumadım. Pencerenin köşesine bir çizik attım. Ne yapacağımı bilemediğim zamanlarda penceremin köşesine çizikler atarım. Susanların adını yazıyorlardı tahtaya susmayı mükafatlandırmak için. Konuşanların adı olmaz. Sükut altınsa söz uçar. Çünkü kimse şikayet edebilecek kadar zengin değildir. Yalnızca bir kere konuşmana izin veriyordu okul. Polis sana polis değil. Polis zenginlere, Polis hırsızlara ve polis kırılgan. Yazmadım. Uzun süre. Pencerenin köşesine bir çizik attım. Her yer paramparça oldu. Son bir şansım vardı haykırmak için. Uyudum.