Uzun bir yolculuk,seninle,radyo da çalan güzel şarkılarla...

JVL
KIROKAZE
Sweet Seals For You, Always

Product Placement
🪼
I'd rather be in outer space 🛸

❣ Chile in a Photography ❣
almost home
noise dept.
$LAYYYTER
Stranger Things

Andulka
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
taylor price
Peter Solarz
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

izzy's playlists!
Not today Justin

JBB: An Artblog!
Jules of Nature

seen from Malaysia

seen from Russia
seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from Peru
@youngxdevil-blog
Uzun bir yolculuk,seninle,radyo da çalan güzel şarkılarla...
Gönlünüz de kim varsa kaderinizde de o olsun
Pencereyi aç
Soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye
Pencereyi aç
Sesin sarsın dünyayı
Duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır
Sevdiklerinize zaman ayırın,yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır
Ne olur dön, mecalim yok
Belki ansızın güneş doğacak
Gör artık, yararlandım
Soğudu havalar,
yıkıldı anılar birer birer
Her şeyden önce bir eğmemiz, bir sevgimiz var, insan bunun hatırına sabreder çabalar ama sen, düzeltmek yerine bitirmeyi seçtin. Senin ne kendine ne de sevgine güven varmış..
Şu sıralar sinir hastası olmamak için çaba sarf ediyorum lütfen beni zorlamayın ağzınıza sıçarım
“Açan en güzel çiçektin oysa gönlümde.”
ne kadar sürerse sürsün, tüm hikayelerin sonu bir eve dönüş yolculuğudur.
insanın yürüdüğü tüm yollar sonunda kendisine çıkar.
nasıl geçirilmiş olursa olsun, “yaşamak” yarım bırakılan bir şeydir.
Sevmek için sebep aramadım hiç.Sesin yetti kalbime.
Salve ⚫
Sen varya sen içtiğim sigara gibisin yanışı gözlerin ateşi dudakların kulu sanki hayalin gibi aradaki tek fark sigarayı ben yakarım benide sen
“Suya bakıyorum, berraklığına.. İçimi bir hoş edişine, bardakta efsun efsun duruşuna. Göz gezdiriyorum odamın her bir zerresine. Anılara, eşyalara,kitaplara.. kendime.. sesim çıkmıyor bir köşe de öylece duruyorum. Bakıyorum gidişata. Giden her enkaza dönüp bakıyorum. Hücrelerimdeki depreme bakıyorum. Sesimin tok kocaman bir insanmış gibi çıkışına bakıyorum. Kalbimi ellerimle uyuttum en çok buna bakıyorum. Söylediğim masalların etkisini tartıyorum. İnsan büyüdükçe ne değişik basamaklar çıkıyor içten içe. Kayboluyor sanki. Kayboldum, yüreğinin bilmediğim sokaklarında, yerini yadırgayan eşyalar gibiyim. Evet biliyorum sendeyim ama sende değil gibiyim de üstelik. Işığım olsana. Sen ise içinde yürüdüğüm yollarından habersizsin, baksana ortalara doğru nasıl zıplıyorum. Sesleniyorum duymuyorsun. El sallıyorum görmüyorsun. Uçurtma uçuralım mı diyorum hatta gel de yeniden tanışalım mi? Yok. Sen hangi taraftasın kestiremiyorum. Gözlerimi kapatıyorum, işte buradasın. Açıyorum, hala durmaya devam ediyorsun. Kokunu alamıyorum caddelerdeki insanlar da olmasa. Ellerinin ellerime dokunduğu andaki hissi, başka herhangi bir şeyle hissetmem ihtimal dahilinde bile değil. Bir tüyün üzerime düşmesi gibi bu, öyle naif, öyle hassas, öyle özledim. İnsanlar sevgilerine emek harcarlar ve de emeklerini severlermiş. Tam olarak hangisinden kaynaklı bilmiyorum, sen ziyadesiyle daha iyi anlatırsın. Seni seviyorum. Öfkemi rafa kaldırıp, sesimle bardakları doldurur gibi, soğuk bir kış günü sokakta ateş yakıp etrafında doludizgin koşar gibi. Bir çiçeğin en çok dalında durmasını istemek gibi, bir karıncanın da ailesini düşünür gibi adım atarken. Seni seviyorum, içimin içimden daha da içinde olduğu gibi.”
— Raziye Tokgöz