Tek kişilik cam kenarından "anlam"
Anlam vermek kendinden eksiltmekmiş aslında. Biraz da kendine katmak, Kendine karıştırmakmış. Bu koca evrende var olan herşeye anlam verilirmişte, en çok bir insana anlam vermek yorarmış. O insanı anlamlandırmak onu içine almakmış... Kimine de öyle anlamlar verilirmiş ki hayatımızın ön koltuğundan cam kenarını ayırırmışız. (Niyeyse...) İnsana anlam vermek yorarmış da deniz manzaralı tek kişilik cam kenarlarımızı hiç hak etmeyenlere ayırmak, yüreğimizi tüketirmiş. İçimize çektiğimiz o anlamlar,ellerde heba olunca karnımızdan bizi deşmeye başlarmış. Hayatımız da en önem taşıyanın yaptığı bu vuruş sözlüklerde "hainlik" anlamında geçermiş. En zoruda anlam verdikçe renklenirmişiz. Zaten bir insana anlam vermek, boyama kitabında siyah beyaz olan resmi boyamak gibiymiş. Eğer, biri size anlam yüklüyorsa bilin ki onun renkler içindeki resmi sizsiniz. Ve onun boyası olmadan siyah beyazdan öte değilsiniz... Kimsenin verdiği anlamı kirletmemek gerekirmiş. Çünkü sözlükte geçen hainlik kirleteni de üzermiş. Dünya belki anlam verilcek kadar güzel değil. Hatta anlam verilmeye değecek kadar temiz de degil. Ama ömür anlam verilecek kadar değerliymiş. Birileri için değerli olup anlamını yitirmeden yaşayan insanlardan olmak gerekirmiş. İşte o zaman gün gelip ölüm meleği bizi kolumuzdan tutup götürse de geride kalanın içinde hala var olucakmışız. Çünkü anlam; var oluşumuzun en büyük yaşam sebebiymiş...











