Migrenim ve ben tüm gün böyleyiz
Xuebing Du

@theartofmadeline
Cosimo Galluzzi
Sade Olutola
Sweet Seals For You, Always
Today's Document
todays bird
Monterey Bay Aquarium

❣ Chile in a Photography ❣
almost home

JVL
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
trying on a metaphor

Discoholic 🪩
styofa doing anything
Not today Justin

#extradirty
Show & Tell
Peter Solarz
he wasn't even looking at me and he found me
seen from Morocco

seen from Uruguay
seen from Indonesia
seen from Uruguay

seen from France

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Philippines
seen from Spain
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Canada
seen from Honduras

seen from Argentina
seen from United States
seen from Honduras
@acargizlilik
Migrenim ve ben tüm gün böyleyiz
Hep orada olursun sanmıştım'
Bizi boğan gürültü değil, içimize sustuklarımız.
Senin yapraklarını koparmışlar, ben toprağımdan edilmişim.
"DÜŞTÜMSE SANA BAKARKEN DÜŞTÜM"
Sana asla yapmaz demiştim..
Hatalarınla yüzleşmediğin ve seni hayatının her alanına koymuş bir insanı tek bir cümlenle nasıl mahvettiğini görmeden seni affedebileceğimi düşünmüyorum
Her mutsuz olduğumda tumblr'a giriyorum, ruh emicilerle dolu burası. Herkes viran.
Neler oluyor hayat! Dur biraz, nefes al.. Yetişemiyorum sana. Bekle beni. Seni yaşamama izin ver..
"Sükun ile arınmak lazım gelir şu gönlümüze"
"Oturur öyle bir ağlaşırız ki, kıskanır kahkahalar"
"Her nereye baksam evvela senin orada olmayışını görüyorum."
Eskiden her şey çok güzeldi. Böyle iki üç sene öncesi değil ama on yıl öncesi. Sekiz yaşındayken mesela. Tek derdinin televizyonda istediğin çizgi filmin çıkmamış olması,annenin pazardan istediğin meyveyi getirmemiş olması,öğretmeninin defterine pekiyi yazmamış olmasıydı. Ne çok özlüyorum çocukluğumu bir bilseniz. Akşam ondan sonra uykumuz gelirdi mesela,erkenden uyurduk. Mahalleden bir sürü arkadaşımız olurdu. Kimin bahçesi varsa orda toplanılırdı. Hava attığımız tek şey oyuncaklarımızdı. Hem şimdi ki gibi aşk meşk peşinde de değildik. Karşı cinsten de arkadaş olunabileceğinin en iyi örnekleriydik sekiz yaşındayken . Şimdiki gibi 14 Şubat telaşı değil 24 Kasım telaşımız vardı. Şimdi hiçbir anlamı olmayan 23 nisan telaşımız vardı. Ah be sekiz yaşım. Gelsene bir kere yanıma. Baksana bana. Ağlar mısın beni görünce ben büyüyünce bu mu olucam diye? Ah be sekiz yaşım, tutar mısın yine de ellerimden? Olsun ben hep senin yanındayım der misin? Ah be sekiz yaşım gel öldür beni. Ben hep sekiz yaşında kalayım..
dostoyevski öyle bir laf etmiş ki, yirmi kere falan sesli şekilde tekrar ettim: “gücümü, içimdeki güçsüzlükle boğuşurken tükettim.”
bir mayına bastığını farkedersin ve ölmemek için ayağını çekemezsin ya, işte senden gidememek
Dostluğa herkesten çok önem vermek ama yıllardır da Dostluk konusunda en büyük hayal kırıklığına uğrayan insan olmak.