girişimcilik, marcus aurelius, varoluşçuluk
insanın aradığı şeyi aramadığı zaman bulmasının yarattığı mutluluk tarif edilemez. bazen çok ilgisiz konular sayesinde tanıştığın insanlar hayatına dokunabiliyor.
şu aralar girişimcilerin tavsiye ettiği kitaplara bakıyorum. genelde bu kitaplar para yönetimi, organizasyon, zamanı verimli kullanma gibi girişimin kendisi için faydalı fakat girişimci için pek de anlamlı olmayan konularla ilgili olur. fakat benim aradığım şey, o girişimcinin doğumundan bugünkü yaşına gelene kadar geçirdiği sürecin nasıl olduğu, hangi olaylardan etkilendi de bugünkü karakteri şekillendi meselesi. yani o kişinin özünü merak ediyorum daha çok. ve benim bu merakımı az da olsa giderecek kitap tavsiyeleri yapan iki kişi ile tanıştım: elon musk ve elizabeth holmes.
elon musk, çok kitap okuyan biriymiş mesela ve insanın iç dünyasını, hayal gücünü zenginleştiren kitaplar tavsiye ediyor. bunlardan biri, benim de severek okuduğum Otostopçunun Galaksi Rehberi’. elon musk’ın bugüne kadar yaptıkları ve yapmak istedikleri şeyler beni inanılmaz heyecanladırdığı için kendisine hayranım. fakat kitap tavsiyeleri ile hayatıma dokunan kişi elon musk değil.
elizabeth holmes, daha bir yunan mitolojisi ve felsefe ağırlıklı tavsiyelerde bulunmuş. bunlardan biri eski roma imparatoru marcus aurelius’un meditations kitabı. marcus aurelius ile tam bu noktada tanıştım ve onu hemen araştırmaya başladım. adam hem filozof hem imparator. ilham verici bir yönü var. bu kitabın türkçe çevirisi nedense yok. ben de bir diğer kitabı, yani ‘kendime düşünceler’ kitabını aradım. bu kitabın da doğru düzgün baskısı yoktu, epey aradım ama sonunda buldum.
epey zamandır üzerinde düşünmediğim konular üzerine düşünmeye başlayabilirdim artık. fakat sonra başka birşey oldu.
kardeşim, tiyatro metinleri getirdi bugün. bunlardan biri, sartre’ın ‘Gizli Oturum’ oyunu. felsefeye karşı yeniden alevlenen ilgim sayesinde bu tiyatro eserinin ne anlattığını araştırmaya başladım. ‘varoluşçuluk’tan bahsediyordu her yerde, ama neydi varoluşçuluk? tamam sartre’ı biliyorum, kitaplarını da duydum ama derinlemesine araştırmamıştım hiç. sonra varoluşçuluğu araştırmaya koyuldum. araştırdıkça aslında bu zamana kadar düşündüğüm şeylere ne kadar paralel olduğunu gördüm, inanamadım. bu zamana kadar niye sartre okumadıysam?!
sartre’ın varoluşçuluk derken ne demek istediğine dair şöyle bir açıklama var:
“ varoluşçuluk, genel olarak ateist çizgide seyreder.insan dünyaya fırlatılmış bir varlıktır.insan dünyaya gelerek varolur ondan sonra özü oluşur.diğer tüm varlıklar için işleyiş bunun tersi yöndedir.mesela bir sandalye ''oturacak bir araç'' düşüncesinden yola çıkarak oluşturulur.sandalye yapılırken önce onun özü belirlenir ,sonra bu fikre göre sandalye yapılır.yani önce sandalyenin özü vardır,bu öze göre sandalye var olur. insana gelince, insan varolmadan önce hiçbir şeydir.ancak varolduktan sonra bir şeyler olacaktır.yani kendi özünü oluşturacaktır.özünü oluştururken başkalarından etkilenecek,başkalarını etkileyecektir.bu varlığından insanlığa karşı sorumlu olmayı gerektirir.insan özünü oluşturmada özgürdür.esasen varolmayı kendi istememiştir , buna zorunlu bir özgürlük veya sartreın deyimiyle özgürlüğe mahkum olmak denebilir. korkunun da varoluşçulukta önemli bir yeri vardır.insan korku sayesinde evrendeki sonlu yerini görür yani korunmazlığının ve fırlatılmışlığının farkına varır.baştan itibaren elinden kurtulamayacağı ölüm tarafından belirlenen varlığını yaşar. “
dünyaya gelmek kendi seçimimiz değilken, hangi davranışları sergileyeceğimiz bizim seçimimiz olacaktır. burada varoluşçuluk, tanrı fikrinden bağımsız ilerleyerek insanın özgürlüğünü tamamen insanın eline vermekte, bu sebeple de insanın bahaneler üretmesiyle dalga geçmektedir. “insan, yaptığı davranışların toplamıdır”, yani koşullar elverişli değil(!) diye senin yapamadığın şeylerin, bu anlayışa göre hiçbir hükmü yok. bu durum da sanırım sartre’ın neden “bulantı” diye bir kitabı olduğunu açıklıyor.
işte bu 19. yüzyıl akımı makes my day. şimdi üzerine düşünebileceğim yeni bir konum olduğu için mutluyum. başta, ne olduğunu tam bilemediğim bir arayışım vardı, ilgisiz konulardan buraya gelerek neyle ilgilenmem gerektiğini buldum.
sartre, you da real mvp.














