
No title available
One Nice Bug Per Day

titsay
TVSTRANGERTHINGS
No title available
Stranger Things
taylor price
Game of Thrones Daily
Three Goblin Art
Claire Keane
d e v o n

Andulka
Peter Solarz

No title available

No title available

JBB: An Artblog!

PR's Tumblrdome
art blog(derogatory)

Love Begins

Kiana Khansmith
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Hong Kong SAR China
seen from Bolivia

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Ecuador
seen from United States

seen from Ireland

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Kuwait
seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Brazil
@agmmnn
İnsan ne ise, zamandan bağımsız olarak odur. İdrak eden ise zihindir arzulardan ve korkulardan sıyrıldığında.
S: İdrak etme arzusundan bile mi? M: Bütün arzulara bir son verme arzusu en garip bir arzudur, tıpkı korkma korkusunun da en garip bir korku olduğu gibi. Birisi kapmanıza, diğeri kaçmanıza son verir. Aynı sözcükleri kullanabilirsiniz, ama içinde bulunduğunuz hal aynı değildir. Gerçeğe varmayı arayan insan arzulara bağımlı değildir; o arzulara karşı giden bir arayıcıdır, arzularıyla birlikte giden değil. Özgürlüğe duyulan genel bir özlem sadece başlangıçtır. Uygun vasıtaları bulup kullanmak bir sonraki adımdır. Arayan insan bir tek hedef görmektedir; kendi gerçek varlığını bulmak. Bütün arzular arasında en tutkulu olan da budur, çünkü hiçbir şey ve hiç kimse onu doyuramaz; arayan ve aranılan birdir ve önemli olan yalnızca arayıştır.
S: Arayış bitecek. Arayan kalacak. M: Hayır, arayan eriyip dağılacak, arayış kalacak. Arayış nihai ve ebedi bir gerçektir.
Nedensellik üzerine,
Her şeyin kaynağı ve toprağı her şeyin tek nedeni olduğuna göre, nedensellikten evrensel bir yasa olarak söz etmek yanlıştır. Evren kendi içeriği ile sınırlanmış değildir, çünkü onun potansiyelleri sonsuzdur; üstelik o, temelde tümüyle özgür olan bir prensibin tezahürü ya da ifadesidir.
Zihinsel olan her şey gibi, neden-sonuç yasası da kendi kendisiyle çelişir. Var olan hiçbir şeyin kendine özgü, belli bir nedeni yoktur; en küçük bir şeyin varlığı için bile tüm evren katkıda bulunur. Evren olduğu gibi olmadıkça hiçbir şey olduğu gibi olamazdı. Insanlar, bir olayın gerçekleşmesinde tüm evrenin katkısı bulunmadıkça o olayın gerçekleşmeyeceğini bilseler, o zaman çok daha az enerji harcayarak çok daha fazla şey başarabilirler.
Sizleri nedensellik (neden-sonuç) üzerinde konuşturan şey zamanın bir rüyadır. Geçmiş ve gelecek sonsuz şimdi'de, ortak ve genel bir kalıbın parçaları olarak görüldüklerinde, neden-sonuç fikri de geçerliliğini yitirir ve onun yerini yaratıcı özgürlük alır.
Soran: İnsanın ve evrenin doğası hakkında pek çok kuram var. Yaratılış kuramı, illüzyon kuramı, rüya kuramı - ne kadar isterseniz. Hangisi doğru? Maharaj: Hepsi doğru ve hepsi yanlış. Siz en çok beğendiğinizi seçebilirsiniz. S: Siz rüya kuramını yeğler görünüyorsunuz. M: Bütün bunlar sözcükleri bir araya getirmenin yollarıdır. Kimi birini, kimi diğerini yeğler. Kuramlar ne doğru ne de yanlıştırlar. Onlar açıklanamaz olanı açıklama girişimleridir. Önemli olan kuram değildir, onun denenme biçimidir. Kuramı verimli kılan onun sınanmasıdır. İstediğiniz herhangi bir kuram ile deney yapın - eğer gerçekten isteğinizde samimi ve dürüstseniz, gerçeğe varacaksınız. Bir canlı varlık olarak siz karşı konulmaz ve acı verici bir durum içinde sıkışıp kalmışsınız ve bir çıkış yolu arıyorsunuz. Size tutukevinizin birçok plânı verilmiş, hiçbiri tamamen doğru değil. Fakat eğer siz ölesiye istekli ve içtenseniz hepsi de bir ölçüde değer taşıyor. Özgürlüğe ulaştıran içtenliktir, kuram değil. S: Kuram yanıltıcı olabilir ve içtenlik de kör. M: Samimiyetiniz size rehberlik edecek. Özgürlük ve mükemmellik hedefine olan sadakatiniz size bütün kuramları ve sis temleri terk ettirecek ve siz bilgelik, zekâ ve aktif sevgi ile yaşayacaksınız. Kuramlar başlangıç noktaları olarak iyi olabilirler ama mümkün olduğunca çabuk terk edilmeleri gerekir.
S: Sahte kişilik maske gibi bir şey midir? O: İnsanlar şu tür veya başka bir tür maske takarlar ve gerçekte tamamen farklı olmalarına karşın aynı olduklarına inanırlar. Her birimizin bir değil birçok maskesi vardır. Kendi maskelerinizi ve diğer insanların maskelerini gözlemleyin. Farklı durumlarda farklı maskeleriniz olduğunu fark etmeye ve onları nasıl değiştirdiğinize, hazırladığınıza ve bu gibi şeylere dikkat etmeye çalışın. Herkesin maskeleri vardır, ama işe kendilerinizinkilerden başlayın.
Sık sık, tapınağın korusunda ve kalenin gölgesinde, aranızda en özgür geçinenlerin, özgürlüklerini bir boyunduruk ve bir kelepçe gibi taşıdıklarını gördüm. Ve kalbim kanadı; çünkü ancak özgürlük arayışında hissettiğiniz derin arzu size gem vurduğunda ve özgürlükten bir amaç ve bir bütünleniş olarak bahsetmeyi terkettiğinizde, gerçekten özgür olabilirsiniz.
Haz, aslında bir özgürlük şarkısıdır... Bu şarkıyı tüm kalbinizle söyleyin, Ama şarkıda kalbinizi yitirmeden... Gençliğin büyük bölümü hazzı arar, sanki haz herşey gibi; ama yargılanır ve azarlanırlar. Ben onları ne yargılar, ne azarlarım. Bırakın arasınlar... Çünkü onlar arayışlarında yalnızca hazzı bulmayacaklar. Hazzın yedi kızkardeşi vardır ve en küçükleri bile hazdan daha muhteşemdir. Bitki kökleri için toprağı kazarken hazine bulan adamın hikayesini duymadınız mı?
Göklerin ufkunda belirmen ne kadar güzeldir, Ey! Hayatın temelinde yaşayan Aton, Sen doğu göğünün ufkunda doğduğunda, Tüm memleketi güzelliğinle doldurursun, Uzaklaşsan da, ışınların dünya üzerindedir.
Ne yaparsan yap. Bu bir kurgudur ve çelişkilerden oluşur.
Körlük görme derecelerinin en üstün noktasıdır. Keşke hiçbir şeyde ayıp göremeyecek kadar kör olsaydınız. Ne zaman sevgi gözlerinizi temizlerse o zaman gördüğünüz her şey sevginize layık olacaktır.
İnsanların, kendileri olarak gördükleri şeyin, gerçekten de bir makina olduğunu fark etmesi, uzun zaman alır. İnsan, eninde sonunda, bir hiç olduğunu açıkça fark ettiği noktaya gelmeli. Ondan sonra, bir şey haline gelebilir.
Kendinizden verdiğinizde gerçekten verirsiniz. İhtiyaç kaygısı ihtiyacın kendisinden başka nedir ki? Kuyunuz dopdoluyken susuzluktan korkmak dindirilemez bir susuzluk değil mi? Gerçekten verenlerin elleri aracılığıyla konuşur O ve onların gözlerinin ardından gülümser gökyüzüne.
Zihniniz sakinleştiğinde diğer her şey gereğince ve doğru şekilde gerçekleşecektir. Güneş yükselirken dünyayı nasıl aktifleştiriyorsa, öylece öz-farkındalıkda zihinde değişimler meydana getirir. Öz-farkındalığın sakin ve devamlı ışığı içinde, içteki enerjiler uyanır ve sizin hiçbir güç harcamanızı gerektirmeden mucizeler yaratırlar. Bütün yapmanız gereken iş, akılsız zihnin yaratmış olduğu engellere dikkatinizi vermek, onları fark etmektir.
Hayatı tek işiniz olarak ele alırsanız ve kendinizi bedeninizden ibaret görürseniz, gözlerinizin gördüğünü ve bir şeyin onlar aracılığıyla görmediğinizi düşünürseniz, yaptığınız, hissettiğiniz ve düşündüğünüz her şeyin bedeninize ait olduğunu düşünürseniz, kendinizi hatırlayamayacaksınız. O zaman cennetin yukarıda, cehennemin de aşağıda olduğunu düşünen ve cennetin de cehennemin de içlerinde olduğunu anlayamayan dindar insanlar gibi olacaksınız.
Şimdi şiddete meyili bir insan olduğum benim için aşikar olmalı. Şiddeti tecrübe ettim. Öfkedeki, cinsel arzularımdaki, nefretteki, düşmanlık yaratırkenki, kıskançlıktaki vb. şiddeti tecrübe ettim, tanıdım ve kendime şunları söylüyorum: “Bu problemi bütünüyle anlamak istiyorum. Sadece savaşta kendini gösteren kısmını değil; insandaki -hayvanlarda da bulunan- benim de bir parçası olduğum bu saldırganlığı anlamak istiyorum.”
Şiddet yalnız bir başkasını öldürmek değildir. Sivri bir söz söylememiz, birisini geçiştirmek için bir el hareketi yapmamız, korku yüzünden itaat etmemiz de şiddettir. Yani şiddet; tanrı, toplum ya da ülke adına yapılan organize katliamdan ibaret değildir. Şiddet çok daha zor anlaşılır, çok daha derin bir şeydir. Biz de şiddetin en derinine inmeye çalışıyoruz.
Kendimizi bir şey olarak adlandırdığımızda şiddet uygulamış oluruz. Bunun neden şiddet uygulamak olduğunu görebiliyor musunuz? Çünkü kendinizi insanlığın geri kalanından ayırmış oluyorsunuz. Kendinizi inanç, milliyet veya geleneğe göre diğerlerinden ayırdığınızda bu şiddet doğurur.
Onun için şiddeti anlamaya çalışan bir kişi hiçbir ülkeye, hiçbir dine, hiçbir partiye ya da taraflı bir sisteme ait değildir; insan bütünüyle anlamakla meşguldür.