Artan şiddet, cinayetler, sosyal medyada şantaj, zorbalık, hayvanlara işkence…
Her köşede –halkımızın deyimiyle- bir ali kıran baş kesen.
İnsanlık durumuna ilişkin kaygılar öne çıkıyor.
Maymunlar Cehennemi’nde başrol oynamaya doğru gidiyoruz.
Sosyal medyaya bakıyorum. İnsanlar endişeli.
Herkes kendince çözüm bulmaya çalışıyor.
Seçenek aynı: Bireysel silahlanma.
Zaten caddeler, sokaklar, okullar barut fıçısı gibi. Herkes patlıyor.
Orman kanunu yerleşiyor.
Sorunu, sorunla çözme fikri gelişiyor.
Silahı, silahla bastırma.
Türkiye’nin en büyük sorunu devletsizleştirme ve yoksulluk. Bununla birlikte çürüme, gerilim, zorluklar, cehalet artıyor.
Adalet geç geliyor, kanunlar caydırıcı değil, polisin hükmü yok.
Çünkü bunun sebebi, kamu yönetiminde denetim ilkesinin olmaması.
AK Parti, arkada kalan 22 yıl boyunca kazandığı siyasi başarısını ve elde ettiği siyasi gücü, kendisini denetlenemez hale getirmek için kullandı.
Şiddetin sebebi korkutulmuşluk ve şımartılmışlık.
Korkutulan, çözüm olarak bireysel silahlanmayı gösterenlerde olduğu gibi, şiddet sarmalının içine düşüyor.
Fırsatçı, ahlaksız, egoist ve benzeri küçük insanlar da şımartıldığı için devlet kurumları hiçbir sonuç alamıyor.
Bu duruma yine hükûmetin çözümü muhafazakârlaştırma.
12 Eylül bunu ortaya koydu. Liberaller bunu ortaya koydu.
Ahlâki çürümeye karşı muhafazakârlaşarak kurtulmaya, insanlar ikna edilmeye çalışılıyor.
Ama 40 yıllık neoliberal politikaları, yani üretimden kaçışı, yoksullaşmayı, borçlanma kültürünün mirasını sahiplenerek ahlaki çürümeyi besleyen sosyo-ekonomik temeli sabit bıraktılar.
Görüldüğü üzere ekonomik temel değişmeden, kültürel üstyapı değişmiyor.
İşte bu kültürel iklim değişmedikçe, buradan çıkış zor.
Bir gerçeği bilmek zorundayız.
Çağımızda insanlığın ortak sorunlarını çözmek için kullanabileceğimiz milli devleti aşan küresel bir siyasal yapı yok ve kısa süre içinde de olmayacak.
Elimizdeki en işlevsel örgüt milli devlet.
Ancak devlet dediğimiz, son tahlilde bir araçtan ibaret.
Esas olan o devletleri yöneten, onun imkânlarını kullanan dünya görüşü ve programı, hem millet hem de insanlık için sorunun değil çözümün bir parçası haline getirebilmekte.