Randevu
Saat kaçta, bedenimi seninkinin yanına getirmemi istersin?
Cookie Run:Kingdom Official!

ellievsbear

No title available

❣ Chile in a Photography ❣
taylor price
Sade Olutola
cherry valley forever
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
RMH
KIROKAZE
Show & Tell
YOU ARE THE REASON
Game of Thrones Daily

oozey mess
No title available

Product Placement
No title available

titsay
untitled

Jar Jar Binks Fan Club
seen from United States

seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from Canada
seen from Canada

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from France
seen from United States
seen from T1

seen from Germany
seen from United States

seen from Russia
seen from Türkiye
@akasrht
Randevu
Saat kaçta, bedenimi seninkinin yanına getirmemi istersin?
(Serhat A.K.A)
(via https://soundcloud.com/serhat_aka/lord?utm_source=soundcloud&utm_campaign=share&utm_medium=tumblr)
Köpeğin Rüyası
Loş ışıkta, şehrin ortasındaki bir parktayım. Renkleri normalden daha iyi ayırt edebiliyorum. Kuru mamalardan yapılmış şu koca dağa bakın, üzerinden patilerim sürtercesine uçuyorum. Arkasındaki göle dilimi değdiriyor ve hafifçe bükerek bir yudum alıyorum. Beni sahiplenmek ve kendi bahçelerinde özgür bırakmak için ellerini açan şu ünlülere bakın, onları görünce kalbimin atışını hissediyorum. Şuradaki ağaçlık alana doğru gidip dolu dolu sıçmak ve işemek istiyorum. Ödül mamama ulaşmak için aptalca hareketler yapmayacak olmak adeta kontes gibi hissettiriyor.
Şu iki ayaklının yanındaki tasmalı hoş kaniş çok ilgimi çekti. Penisim tüylerinin yumuşaklığında ne güzel de gidip gelir. Yere iniyorum ve yanına sokuluyorum. Önce beni görmezden geliyor ve kendimi yalnız hissediyorum. Bir süre uzaktan takip etmeliyim galiba... Bu sırada diğer erkekler etrafını sarıyor ve onlara da kur yapıyor. Ne zeki hayvan.. Sadece beni istemeyişi o kadar tahrik edici ki hormonlarımı bir hayli kızıştırdı. Ona derin derin bakıyorum. Bir süre sonra onunla asıl olmak isteyenin ben olduğumu anlıyor ve gözlerini bana kilitliyor. Ona doğru giderken adımlarımı yüksek fakat küçük mesafelerle atmalıyım. Aksi takdir de koştuğumu düşünür ve bana olan isteği azalabilir. Yanına geldim ve koklaşıyoruz. Umarım kokumdan rahatsız olmaz... Sahibimin olmayışından edindiğim özgüven onu etkilemişe benziyor. Kim temiz bir sokak serserisine hayır der ki... Galiba arkasına doğru bir hamle yapmam için tüm şartlar oluştu. Yavaşça yanaşıyorum ve cinselliğini kokluyorum. Sonra ön ayaklarımı onu rahatsız etmeden beline doğru atıyorum. Ayaklarımı öyle kritik noktalara koymalıyım ki, acemi bir köpek olduğumu düşünmesin. Keyifli anlar başlıyor.. Rüyanın başındaki uçuşum gibi süzülüyorum seksin sıcaklığında.
İnsanların bu sürece, uzun diyaloglar sonucu ulaşacak akla sahip olmalarına acıyarak mutlu oluyorum.
Nasıl olur gittikçe küçülüyorum. Penisim yerinden çıkıyor ve tüm organlarım sıkışıyor. Patilerim acıyor ve kafamı çeviremiyorum.. Hayır, hayır bitemez.
Bunu neden kimseye anlatamıyorum... Sokiyim böyle sekse de, rüyaya da...
(via https://soundcloud.com/serhat_aka/sets/smoke?utm_source=soundcloud&utm_campaign=share&utm_medium=tumblr)
Ya olsaydım?
Evimdeyim.
Yaklaşık iki saat önce amaç edindiğim oturma aktivitemi bırakıp yavaşça ayaklandım. Gözlüğümü çıkardım ve camlarını sildikten sonra kılıfına koydum. Kılıfında kirlenmeyeceğini biliyorum fakat kirli şekilde kılıfa koysaydım kılıf kirlenecekti. Evet, bazen kılıfını göstermek için gözlüğü kullanmak istediğim oluyor, ayrıca insanların yanında gözlüğümü çıkarıp camlarında sperm kalıntıları varmış gibi gizlice silmek istemiyorum. Gözlük seksi bir objedir ve çabuk kirlenir.
Sağ elimle sol bel kısmından, sol elimle ise sağ bel kısmından yakaladığım tişörtümü birkaç zahmetli hareketle çıkardım. Daha önce bu şekilde çıkarmamıştım fakat yapacağım aktivite öncesi havalı olacağını düşündüm. Sonra donumu lastiğinden gevşeterek elli santim kadar indirdim ve ayaklarımı içinden çıkardım. Evdekiler yaklaşık bir saat önce yattıkları için şu an derin uyku evresindeler. Beni bu şekilde görmelerini istemem. Evin anahtarını yanıma aldım ve evden ayrıldım. Çıkmadan önce baktığımda saat gece 01:28 idi. Bir elimde anahtar, diğer bileğimde ise kırmızı renkte bir ip bileklik var. Bilekliğe sonra değineceğim. Dışarısı biraz soğuk olduğu için penis ve testis derim büzüşüyor. Çırılçıplak halde dışarı çıkmak; çıplak ayakla dolaşmak kadar endişe verici değil çünkü ayağına batanlardan daha fazla problemi düşünmek endişemi dağıtıyor. Beni bu şekilde görecek insanları arıyor gözüm, onları görmemeyi umarak.
Havanın biraz soğuk, semtin biraz sapa ve saatin biraz geç olması sebebiyle, dışarıda diğerlerini görme ihtimalim düşük. Birkaç adım sonra, penceresinden uzanarak sigara içen bir kadının beni gördüğünü fark ettim. Üç katlı binanın birinci katında olduğu için üstünde fazlaca baskı hissetmeden beni izlemeye koyuldu. Evdeki bir erkeğe, dışarıda çıplak bir adam gördüğünü söyleyecek utancı yaşamak istemediği için ne yapacağını bilemiyor. Ona göz kırpacak kadar cesur değilim ve yürümeye devam ediyorum. Biraz ilerde bir kadın daha evinin balkonunda sigara içerken beni gördü. İnsanlar boş manzaralardan aksiyon beklemeyi sever, ona bu hikayeyi sunuyorum, muhtemelen parmak içleri kaşınıyordur. Bir önceki ev olayının etki alanından çıktım, biraz sonra aynı durum bu ev için de geçerli olacak.
Yavaş yavaş ayaklarımın acısını ve soğuğun can sıkıcı batışını hissediyorum. Evinde yürüyebilmesine rağmen, evin dışında ancak emekleyebilen çocuğun gelişim evresini yeniden yaşıyorum. İnsanların bakışlarına alışırken, vücudum kendi acılarını tattırıyor. Biraz ilerden devriye atan polis arabası yaklaşıyor. Muhtemelen araçta iki polis vardır ve ne yapacakları konusunda karar verme vaktini kazanmak için benim onlara yaklaşmamı bekliyorlar, bozmadan aracın yanından geçiyorum. Kullanıcı olan polis camı açtı ve beni sesle durdurdu.
Her şey olabilirim, dolayısıyla temkinli yaklaşıyorlar. Birkaç mahalle sakini de bu sırada cam da(pencere içinde kapalı şekildeki cam). Polisler onların baskısını da hissederek beni kesinlikle araca bindirip ifademi almak üzere karakola götürmek isteyecekler. Üzerimde kimliğim yok. Polislerden biri karakola götürme arzını iletirken, diğeri o sırada sivil ceketini üstüme sarmamı istedi. Ceketi giymemi isteme şekli ise sert ve buyurur cinstendi. Bunu kibarca söylemesi için kadın olmam gerekirdi, aksi takdirde cinsel tercihlerinden endişelenme sorumluluğunu taşıyamazdı. Diksiyonum ve halime uzak beyfendi tavrım onları bekledikleri kadar tutarsız bir adam olmadığıma inandırdı. Aynı diksiyonum ve halime uzak beyfendi tavrım, neden bu hareketi yaptığım endişesini de arttırdı. Araca bindim, karakola gidiyoruz. İfademi almak isteyecekler, orada bu şekilde olmam çok can sıkıcı olacak, yaptığım şeyden pişmanlık duymaya başladım.
Onlara uyur-gezer olduğumu, kontrolsüzce dışarı çıktığımı söyledikten sonra, üşüdüğümü ve ailemin beni merak etmemesi için eve gitmem gerektiğini de söyledim. Ayrıca biraz sert bir tonla, bazen görevlerinin asayişin aksamamasını kontrol etmekle yeterli olabileceğini söyledim. İkna olmuş görünüyorlar haliyle. Bir feminist, ona seksi olduğunu söylediğinizde şehvetini dizginleyebilir fakat bir polise mesleğini haykırdığınızda size teslim olacaktır.
Evi tarif ettim ve gidiyoruz. Polis aracında bulunduğum süre zarfında, cebinde az parayla yola çıkan orta hallinin taksimetreyi kesmesi gibi penisimi kestiler. Çıplak birini görmenin acemiliği!
Evin önüne gelince araçtan indim ve ceketi teslim ettim. Eve girdim, odama geçtim, donumu giyindim, tişörtümü giyindim ve yatağa uzandım.
Bunların hiçbirini yapmadım fakat muhtemelen yapsaydım aynı şeyler olacaktı.
Diş ipi kullanacak kadar hayatın içinde olmak istemiyorum. Sadece, diş ipi kullanacak kadar...
(via https://soundcloud.com/serhat_aka/sylvatica?utm_source=soundcloud&utm_campaign=share&utm_medium=tumblr)
(via https://soundcloud.com/serhat_aka/discolor?utm_source=soundcloud&utm_campaign=share&utm_medium=tumblr)
GERÇEK
Elim kesildi ve kan aktı. Başka ne olabilirdi ki...
Özgürlük
Sözlük; birinin engellenmeden ve sınırlanmadan istediğini seçmesi ve yapabilmesi durumu olduğunu belirtiyor.
Ben de; insanın dünyaya mevcudiyetidir ve her hareketinde bir başkasını engelleme şeklidir diye betimliyorum. Böylece kendini - ancak başkalarının alanında gerçekleştirebilir.
Her halükârda, birinin daha çok özgürleşmesi zıttını köleleştirecektir. Bu durum da kapris duygusunun özgürlük alanıdır.
Sex Crimes
Düşünceli biri olmak, karşınızdakini koymak istediğiniz yere göre önemsiyor olmanızdır. Biraz bencilce gelir fakat, onun hakkımdaki düşüncelerini, ona duyarlı olduğumda belirliyorum. Gerçekleri saklayarak saçma bir pozitif ayrımcılık yapıyorum. Karşımdakini düşünme çabaları kendimi belirleyici unsur olarak ortaya koyma amaçlı narsist tavırlarımdan ibaret.
Mesela bir kızın benden iğrenmesini istemiyorsam, öpüşürken uzun burnumu kızın gözüne sokmamam gerekir.. Bu, sonrasında gelecek tüm fantezilerin de temelidir.
Burnumu ilk aşamada kontrol etmeliyim ki, ona ileriki safhalarda burnumla neler yapabileceğimi gösterebileyim...
Her zaman iyi yazamamak üzerine
Öncelikle bunun güzel bir şey olduğunu belirtmeliyim çünkü beni makinenin donukluğundan korur. Ben bazen yazamadığımla eksik, müdahale edilemediğimle bakir ve kusurumla ilgi çekiciyim. Hoşlandığınız mükemmel oluşum değil, kusurumu mükemmelleştirmemdir. Beyaz bir tende boyundan göğse doğru etkisini yitirerek gelen ve gün ışığında yüzde de ortaya çıkan çiller neden bir kusur olsun ki. “Best Model Of The World” birincisi yalnız böyle düşünenler için tatmin edicidir. Dolayısıyla bazen kötü veya bazen hiç yazamıyor olmamı kendime salık veriyorum.
Yukarıda izlediğim görüşün tatmin edici fakat iddiasız oluşunu fark ettiniz mi? Bazen yazamıyor olmamın altını kulağa hoş gelen metinler ve ritimlerle örmem beni ne denli sıra dışı yapmıştır. Tabi ki ergen bir çabayla sıra dışı davranmamla ilgilenmezsiniz fakat yine de beni ayrıştıracak orijinalliği beklersiniz. Sıçmak; milyarlarca insanın yaptığı en benzer şey olduğu için ondan iğreniriz, bu yüzden kokar ve pis görünür. Hayvanlar bilinçsizlikleri sayesinde bunun bir süre sonra farkına varırlar.
Orijinallik veya özgünlük demişken, bu bir hayli risklidir. Bu kararla artık bir zümreye aitsinizdir. Bir sanatçı ne kadar geniş zümrelere hitap ederse o kadar siyasete bulaşmıştır. Nihayetinde, sadece kendine sunduğu en iyi eser, gerçekten en iyisidir. Bencilliği takdire şayandır. Eserini kitlelere açar ve onlara uyarlamaya kalkarsa, üflemeliler hiddetlenir, telliler sınırlarını zorlar ve vurmalılar yerçekimini azdırırlar. Kitleler bundan hoşlanır gibi görünür fakat kitleler senfoninin sakin geçişlerinin sıkıcılığından kurtulduğu için ve yeniden sakin geçişlere dönüleceği bilgisi yüzünden hoşlanır.
Bir yazarın suskunluğu, yakaladığı orijinalliğidir. O an yazıya geçireceği her karakter, artık saf düşüncelerinin popülere uyarlanmış kopyaları veya kabızlığın sancılarıdır.
Kurgu
Eğer yazılarımla ilgili kendime bir söz vermem gerekirse; bu onları hiçbir zaman kurguya teslim etmeyeceğimdir.
Bir oyun; onu kuran kişi için, bir film senaristi ve bir hikaye de yazarı için oldukça basittir. Üretici kişinin edilgen dışavurumunu görmek sadece bize karmaşık gelir. Bilgi alanım dışında kalan yaratılış örneklemini açıkta bırakarak söylemliyim ki, kurgu olağan bir eğretileme biçimidir.
İlişki düzeyindeki bir kadının veya aptallığı kusur olan bir erkeğin entrikalarına karşı tek çıkar yol, kurgunun içine sızarak sonuca ulaşmaktır. Bir kurguya çözüm aramak ona tam anlamıyla teslimiyet yoluyla elde edilir ve çekici taraf, daima kurguyu oluşturandır. Oyuna dahil edilen kişi ise, ilişkiyi tamamlayan pasif elemandır - eksi kutup gibidir. Onun, hür iradesiyle bu kurguyu kabul etmesi, yeni bir entrika doğurur.
Senaristin bana sunduğu karmaşık ve ilgi uyandırıcı yapılar; tabiiki beni içine çekecektir. Benim bu kurguyu çözmek için kafamda tasarladığım hikayeler, senaryo oluşurken düşünülmüştür ve planlı ihtimallerin bir diğer alternatifidir. O da olmasa, üçüncü ihtimal beni gizemli dünyasına çeker. Ben pasif durumda olan bu üçüncü ihtimali düşünmüş olsam da, işin tadı kaçmaz. Aksine bir senarist gibi düşünerek ince detayları görebildiğimi hisseder ve beni daha çok içine çeker. Ben de bu kusurlu kurguya dahil olan, diğer kusurlu taraf değil miyim?
Belki de belli ölçüde fantastik kurgu, dram, roman veya özlü sözlerden ve sahip oldukları çıkarımlardan uzak durmamın nedeni budur. Tanrı tarafından bize sunulduğu düşünülen bir hayatta bocalıyor olmamın da kutsal atfedildiği gibi. Halbuki, bocalıyor olmam berbat, başarıyor olmam da güzel bir durumdur. Belki bunların hepsi bir arada berbat bir durum olabilir fakat sevişiriz ve kurgulardan uzaklaşırız.
Tıpkı bu yazıda olduğu gibi, hikayenin çekiciliğine kapılan metinlerim sadece bir ön sevişme kadar uzun sürecek ve fallusun vajinaya ulaşmasıyla sona erecektir. Biraz uzatmış olmama karşı savunmam ise, bazen ön sevişmeyi daha uzun tutma hazzını insani olarak istiyor olmamdır.
Ortada bir kurgu varsa, birinin canı yanmıştır ve ben buna katlanmak istemiyorum. Bu kurgu seni daha çok içine çeker, biraz daha çeker, biraz daha.... ve işte vajinal orgazm. Daha ne olsun ki, kan mı istiyorsun?
Özgürlük Üzerine
Askerde veya hapishanede,(bu mekanları şimdilik bir takım maddi ve manevi arzuların kısıtlandığı yaşam alanları münasebetiyle düşünelim) sigara içme süreci diğer yerlere göre farklı tezahür eder. İçilme kararı verilmiş sigara dalı, paketin içindeki diğer yirmi adet sigaradan herhangi bir tanesi değildir. O, tek başına önem arz eden ve o büyük göreve adım atmak için diğerleri arasında sırası gelendir. Sigarayı tutan el, diğer fiziksel aktivitelerden bağımsız olarak harekete koyulur ve sigarayı paketinden alırken molekülleri ile özdeş hale getirerek dokunma arzusunu tatmin eder. Sigara dudaklara yaklaştığı sırada; onun soğuk, keskin ve kısa süreli de olsa etkileyici aromatik kokusu burun reseptörlerine hücum eder. Dudaklar çok kuru ise ufak bir dil darbesi ile ıslatılır ve yine dudakların iç bükey kıvrılması ile fazla ıslaklık giderilir. Nem dengesi sağlandıktan sonra sigara, iki dudak arasına alınır ve burada hacmen oluşturduğu alan, dudakların mengene işlevini görmesi ile sıkıştırılarak belirlenir.
Yakma sırası geldiğinde, dünyanın en iyi ve en pahalı çakmağı ile en ucuz kibritinin maddesel öneminin eşit düzeye çekildiği an gelir. Sigara yanar! Artık pahalı ve kaliteli olan çakmak işlevini yerine getirdikten sonra yeniden eski itibarını kazanır. Çekilen ilk dumanın yüzde yirmisi kadarı dışarı bırakılarak israf edilir. Bu durum, sigara içme aktivitesinin en özel anlarından birisidir. Öyle ki, insanın kendine mutlu olmak için bazı fedakarlıkların veya israfların yapılması gerektiğini hatırlatır. Her şey iyi giderse, mutlu olmak için kendimizi kandıracak zıtlık bulamayız. Bir israf bazen sadece israf değildir.
Bundan sonraki her içe çekişte, sigaranın ucundaki kül, kağıdın yanarken çıkardığı düşük frekanstaki çıtır çıtır sesleri ve filtre ile süzülen dumanın sıcaklığı birbirine karışır. Dumanın kimyasal etkisi beyine ulaşmadan önce beyin diğer etkilerle beslenerek temiz bir sekse hazırlanır. Bazen aralar verilir, sigara biraz soğutulur sonra yeniden çekilir ve aktivitenin sonuna gelirken artık bir sonraki sigara yakılmadan önceki zaman değerli kılınarak farklı aktivitelere geçilebilir.
Dışarıda ise bu nasıl mı olur? Sigara paketten çıkarılır, yakılır ve içilir. Bazı istisnai durumlara göre anlık hazlara bölünerek yine farklı şekillerde içilebilir.
İçerde(hapishane, asker ocağı) sigarayı bu kadar değerli kılan şey, etrafta yapacak daha güzel başka şeylerin olmayışıdır. Dolayısıyla tekrar eden şeyler bir süre sonra farklı boyutlarda anlam kazanmaya başlayacaktır. Özgürlük alanını sana verilen kadarıyla belirler ve basit olanlara verdiğin değerleri arttırmaya başlarsın. Dışarıda sigara içmek yapacak diğer yüzlerce şeyden sadece biridir, ufak bir parçası. Diğer yüzlerce şeyi yapmasan da, sigara hala ufak bir parçaları olmayı sürdürür. Anlıyoruz ki her iki durumda da, bir özgürlük alanına mahkum edilmişizdir. Bu alanın genişlemesi daha özgür olduğumuz anlamına gelmez, sadece daha özgür olduğumuzu düşündüğümüz anlamına gelir. Daha çok şeye sahip olmak ya da basit ve daha az şeye sahip olmak; ikisi de daha özgür olmanın kıstası değildir. Özgürlük bir duman çekerken sadece dumanı çekmek, suç işlerken sadece suç işlemek, sevişirken sadece sevişmek, para sayarken sadece para saymak, keyif çatarken sadece keyif çatmak veya yazarken sadece yazmaktır. Bir tavır ve ideoloji barındırmamalıdır. Özgür olduğunuzu düşünemezsiniz, bunu sadece yaparsınız. Askerde ve hapishanede, düşünceler dışında bağ kurulan tek şey bir nesne ile etkileşimdir. Ne kadar çok şeye sahipseniz o kadar özgürsünüz fakat özünde ne kadar az şeye sahipseniz o kadar özgürsünüz.
Tutku
Öyle ki duygusal biriyim. Her ne kadar yazılarımı açık fikirlilikle ve çoklu bir perspektiften oluşturmaya çalışsam da, içimdeki duygusallığın ve aktarma tutkusunun sonuçları olarak açığa çıkar. Belli oranda hesaplara ilgi duymam da mantığın sertliğiyle zaaflarımı temizleme çabaları olsa gerek. Duygularını yoğun tutkularla sanata dönüştürmek, içeriği her zaman uysallaştırır ve politize eder. Mantığını yumuşatarak despotluğunu ezecek bir deha da aynı şekilde bu tepkisel sürece maruz kalır. Ne olursa olsun bir şeyi yalnız kendim için yapabilirsem bu kaygılardan kurtulurum. Güç arzusunun hayatını kemirmesine karşı gelebilen ya da ezikliğini görünür kılabilen birini bulmak zordur. Buna bir zaaf denilecekse ki denilebilir, bu zaaf tutkunun sonucu olduğu için yok etmeye çalışmak sonuç vermeyebilir. Daima, olmayan yanımızı tamamlamaya çalışma arzusu ile acıyı da kabulleniriz. Sürece katlanmak, amacın bir açığı kapatma rolünü üstlenmesiyle keyfe dönüşür.
Peki ya modernite tutkuyu yenebilir mi? Hayvani sesler çıkarmadan sevişebiliyor olmamızın milyonlarca yılın başarısı olduğunu düşünürsek, yenemez! Göründüğü üzere ancak montajlanabilir. Tutkuyu yenmeye çalışma çabası, ilişkide doğru kararlar verilmesi için elzem kılınır ya da hislere bırakılarak tutkuyu yenme dürtüsünün aşıldığı sanılır. Oysa tek bir şey itilmeye maruz kalarak direnç kaybetmez, işte bu tutku değildir. Bu tatmindir. Tutku bir şekilde tatmine evrildiği için onu yenemeyiz. Ne yazık ki bu bilgi bizi rahatlatmaz fakat kurallara karşı gelme aptallığınızı söndürebilir. Böylece sevişmeyi kibarca ve rahatlıkla talep edebilirsiniz. Bu aşağılık duygusu değil, tam anlamıyla modernitedir. Tutku, size acizliğinizi ve acizliğin üstünü kapatmak için yöntemler verir.
Nota okuyarak sesleri işitmek, matematiğin soğukluğundan haz etmek veya penisle vajinanın buluşmasına aşk katmak aynı eksikliği eritme çabasıdır. Yani deha dediğimiz, örtbas.
Seks tipi cezaevi
Ağlıyordu o sırada yakınlarını görenler ve onlara bir hediye olduklarını biliyorlardı. Mahkumlar; çapını görebildikleri özgürlüklerinden çıkamıyorlardı fakat yakınları sayesinde dışarıda neler olduğunu öğreniyor ve umutlara kapılıyorlardı. Hapis içindekiler, temel ihtiyaçlarını karşılama lüksünden başka bir şeye sahip değillerdi. Dışarıda olanlar ve onlara hüküm verenler bir araya gelerek tasarılarını adalet denilen formüllerde tükettiler. Kamu vicdanı adına, mahkumlara en çok istedikleri şeyi vermeyi kararlaştırdılar ve ilan ettiler. Hakimler, güçlerinin farkında olan kişilerdir. Kararlarında içtenlik beklenemez.
Ne mi yapıldı sonra? Onlara sevişme odaları açıldı hapishanelerde ve denildi ki, bir süre olsun insan olduğunuzu hatırlayın, neredeyse bu cezaya alışacaksınız ve acı çekmeyeceksiniz. Onlara insan oldukları hatırlatıldı ve denildi ki, şimdi çekin cezanızı, seks kokuları burnunuzda tüterek. Biz de size tanrının yaptığını yaptık. Ne bekliyordunuz! Onun yaptığından daha adil koşulları yaratabileceğimizi mi? Din; size yaratmak sadece ona mahsustur demedi mi? Biz peygamber olduğumuzu mu iddia ettik. Biz sadece sizden aldığımız kanunlarla yine size dönenleriz. Bakınız konu nereye gidiyor, galiba biz de günün birinde peygamber olduğunu düşünmüş olanlarız.
Ve kapatacaksınız tüm hapishaneleri, hapis içinde hapis olamayacağını anladığınız zaman.