Paylaşmazsam olmazdı :)
Sweet Seals For You, Always
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Today's Document
noise dept.
I'd rather be in outer space 🛸
occasionally subtle
Cosmic Funnies

Kiana Khansmith
Mike Driver
we're not kids anymore.

oozey mess
he wasn't even looking at me and he found me
RMH
Monterey Bay Aquarium
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
NASA
Keni

Origami Around
d e v o n
todays bird

seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
@alibakin
Paylaşmazsam olmazdı :)
Hair - Let the Sunshine In Gerçekten çok etkileyici...
Sana dün bir tepeden baktım aziz #İstanbul...
Yağmalamadıkları bir Yedikule bostanları kalmıştı. Oraya da el attılar...
İşte bu yüzden dünyanın en pahalı bensinini tüketiyoruz. Rafineri çıkışı 1,5 TL olan benzini 5 TL'ye satmak insafsızlık değil de nedir?
Tabii ki Yiğit Özgür'den...
Madımak olayında can verenler
Sivas'ı unutma, unutturma!
Do you hear the people sing
Gerçekten çok etkileyici...
Direnişin en marijinal 5'lisi AFP muhabiri Adem Altan'ın Ankara'da çektiği fotoğraf. Müthiş bir kare..
Duyuyor musun bizi? İşte Çapulcunun Sesi / v2.0 Tek kelimeyle olağanüstü... Çapulcu Korosu'na saygılarımla...
Twitter'da rastladığım, tikin yaptığını bilmediğim için belirtemediğim güzel çalışma.
Bu gidişle Yenilmezler'e yenileri eklenecek.
Gazi Direnişi'nin süper kahramanlarından biri: Talcidman.
Gördüm - Bir Gezi Parkı Direnişi Belgeseli
Everyday I'm chapulling...
Gezi Direnişi'nden tarihe geçen kareler... Elbette bunlar gibi daha onlarca, hatta yüzlercesi de var... #direngezi
Gerçek anlamda bir halk eylemi: Gezi Direnişi
Son bir haftadır gerçekten Türkiye siyasi tarihine damgasını vuracak, gerçekten inanılmaz olaylar yaşanıyor. En baştan söyleyeyim. Bu AKP iktidarını düşürecek bir "Türk baharı" değil. Yüzde 50 veya değil, ama AKP'ye kayıtsız koşulsuz (özellikle Anadolu'da) desteğini sunan önemli bir kitle bu. Ama bu eylem, AKP'nin daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan'ın yenilebileceğini ilk kez gösteren, polisin vahşi terörüne karşın korku duvarının aşılmasını sağlayan zihinsel bir devrimin ilk adımları.
Evet bu gerçek anlamda bir halk eylemi. Çünkü eyleme katılanlar ve örgütleyenler çok farklı politik çevrelerden, hatta daha da önemlisi bugüne dek "gururla" kendini apolitik olarak niteleyenlerden oluşuyor. Elbette başta devrimcilerin (özellikle Sırrı Süreyya Önder'in ilk andaki emekleri unutulmasın, sonradan eylemi sahiplenmeye çalışan ulusalcıların değil) ciddi katkısı olmuştur. Ama abartılı politik tahlillere gerek yok. Bu eylem ilk kez sokakla tanışan, yaşam biçimlerinin baskılanmasına karşı tepkisini ortaya koyan orta sınıftan kentlilerin eylemi. Eylemin içinde yer alan sanatçılar (Okan Bayülgen'inden Halit Ergenç'ine, Memet Ali Alabora'sından Şebnem Sönmez'ine, daha onlarcasına), gazeteciler, (hatta) reklamcılar, entelektüeller gerçek anlamda direnişin içindeydi.
Evet, sadece birkaç ağaç söz konusu değildi olan. İktidarın son derece barışçıl bir tonda başlayan bir eyleme, rantını korumak uğruna vahşice saldırmasına tepkiyle başladı bu eylem.
Ama bu eylemin kökleri daha eskiye dayanıyordu. Taksim'i tamamıyla sermayenin hizmetine sunarak ticarileştirmeyi, buradan sosyalistleri, gençleri, RTE terminolojisiyle "ayyaşları", entelektüelleri, "marjinalleri" kovmayı hedefleyen AKP, niyetini zaten ilk yayalaştırma projesiyle açık etmişti. Nitekim 2013 1 Mayıs'ında "güvenlik" gerekçesiyle Taksim'de kutlamalara izin verilmemesi, bunun için 14 ton biberli gaz ve su sıkılarak (Bu bir resmi açıklamadır: http://goo.gl/ckgzz) terör estirilmesi ilk adımdı. Sonrasında mayıs ayı boyunca Taksim'de nefes aldırılmaması, (Galatasaraylıların şampiyonluk kutlaması istisnaydı, o da muhtemelen boş anlarına denk geldi) en ufak barışçı gösteriye dahi biber gazı ile saldırılması, niyetin güvenlik değil, Taksim'i boşaltmak olduğunu gözler önüne serdi. Tüm bu polis vahşeti en apolitik dediğimiz kitlede bile yavaş yavaş bir tepki birikimine yol açıyordu. Nitekim bardak ilerleyen günlerde taşacaktı.
Ama bu eylemin kökleri daha eskiye dayanıyordu. Özgürlüklerine ve yaşam alanlarına dair artan kısıtlamalar ve aşağılamalar, bu kitleleri harekete geçmeye zorladı. 3 çocuk nasihatleri, 4+4+4 ile eğitimin islamlaştırılması önemliydi ama alkol yasakları ve sonrasında Erdoğan'ın dalga geçer gibi açıklamaları daha önemliydi. Belki de Türkiye'de laiklerin en önemli "kurtarılmış" bölgelerinden biri olan Taksim'e yönelik tüm bu saldırılar, Gezi Parkı'na Topçu Kışlası adı altında AVM dikilmesi girişimiyle birleşince, ortaya doğan tepki sert oldu.
Hükümet ve polis şunu hesaba katmamıştı. Bu kez karşısında daha önceden sokağa çıkmış, dövüşmüş ve ne yazık ki çoğunlukla yenilmiş bir kitle yoktu. Bu kitleleri dağıtmak çok daha kolaydı. Karşısında henüz ilk kez sokağa çıkmış, dolayısıyla hiç yenilmemiş, dövüşmesini bilmeyen bir kitle vardı. Üstelik bu kitlenin içinde yukarıda bahsettiğim entelektüellerin olması, harekete meşruiyet de katıyordu. Bu yüzden planlar tutmadı. Plan, 31 Mayıs Cuma sabahı "şafak baskınıyla", gaz ve bombalarla eylemcileri dağıtmak ve onları bir daha Taksim'e sokmamaktı. Ama dediğim gibi bu kitle henüz yenilgiyle tanışmamış kitleydi. Nitekim o gün yerlerine on binler geldi.
Ve biber gazı. Polis son dönemde o kadar vahşice kullandı ki bu kimyasal silahı, hem tepkileri artırdı ham da insanlar buna bir çare buldu. Talcid'li sütler, amatör mucitlerin gaz maskeleri, bu gaza duyulan korkuyu azalttı.
Ve geleneksel medya. Biz medyayı zaten tanıyorduk. Her birinin sermaye grubuna bağlı olduğu için kırmızı çizgilerinin olduğunu, ama daha önemlisi "gerçeği" tamamen kendi bakış açısına göre saptırabildiklerini biliyorduk. Gezi Direnişi, bu kitlenin bu gerçeği kendi deneyimiyle öğrenmesini sağladı.
Ve sosyal medya. İtiraf ediyorum. Her ne kadar sosyal medya uzmanı olsam da Tahrir Meydanı örneğini hep abartılı bilirdim. Ama Gezi Direnişi sırasında sosyal medyanın ne kadar önemli bir güç olduğunu bir kere daha gördük. Elbette yer yer dezenformasyon vardı. Elbette ki yer yer manipülatif haberler yayıldı burada. Ama özellikle Twitter, örgütlenme ve bilginin paylaşımı konusunda önemli katkılar sağladı eylemcilere. Zaten bu yüzden Cumartesi günü TTNet "çaktırmadan" sansürlemedi mi sosyal medyayı.
Peki, bundan sonra ne olacak? Açıkçası bilmiyorum. Bundan sonra iktidarın politik anlamda bir karşı taarruza geçeceği kesin. Nitekim "çapulcu" edebiyatı başladı. Ama bunun kibrin ve kendini beğenmişliğin zirvesinde olan, başkanlık sistemiyle diktatörlüğünü kalıcılaştırmak isteyen Erdoğan'a bir darbe vurduğu kesin. Bu eylemi Yiğit Bulut tarzı Ergenekon'cuların eylemi olarak nitelendirmenin kolaycılığına mı düşecekler, yoksa anlamaya mı çalışacaklar, göreceğiz.
Ve alternatifsizlik. Acı ama gerçek! Tam tersi olsaydı, bir sonraki yerel seçimlerde AKP'nin İstanbul kalesi düşerdi. Ama muhalefetin mavcut durumu bu durumu biraz zorlaştırıyor.
Sonuç olarak bu bir halk eylemi! "Apolitikler"in sokağa çıkışı tarihi bir adım. Bakalım "apolitiklerin" politik evrimi hangi yolda ilerleyecek. Önümüzdeki süreci belirleyen de bu olacak.