Bir kadeh de #tumblrbot için koy.
Mike Driver
No title available
styofa doing anything
tumblr dot com
Peter Solarz
No title available
wallacepolsom

izzy's playlists!
Today's Document

Product Placement
Jules of Nature

if i look back, i am lost
AnasAbdin
Keni

@theartofmadeline
Lint Roller? I Barely Know Her

No title available

Love Begins

Kaledo Art
dirt enthusiast

seen from United States
seen from Malaysia
seen from China
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Germany
seen from Türkiye
seen from Germany

seen from Türkiye
seen from Germany

seen from India
seen from Spain
seen from Germany

seen from Argentina
seen from United States
seen from Azerbaijan

seen from Germany

seen from Hungary
@alterloveislove
Bir kadeh de #tumblrbot için koy.
ya çok çok çok çooook masum
Olmm💕💕💕💕
🥺
1913-14 yıllarına dayanan bir aşk öyküsü… İmkansız bir aşk.
Görev icabı Sofya'ya yeni taşınmış bir Türk Subayı pek arkadaşı yok müzikli bir çay bahçesinde oturuyor etrafı tanımaya çalışıyor bir yandan memleketi için diplomatik görevlerinin gerektiği davetlere açılışlara akşam yemeklerine katılıyor.
1914 yılının şubat ayında yine böyle bir davette onunla tanıştı. Adı Dimitrina'ydı. Kısaca, Miti diyorlardı. Çok güzeldi. Güzel olduğu kadar iyi eğitimli, İsviçre'de müzik eğitimi görmüş, üç lisan biliyordu. Katıldığı davetlerde herkesin odak noktası olurdu bu özellikleriyle. Türk’ün de dikkatini çekti. Bizimkinin de kızdan aşağı kalır yanı yoktu sık sık katıldığı toplantılarda ilgi odağı tartışmaların merkezi olurdu.
O gece Strauss'un “Güzel Mavi Tuna” valsi çalıyordu. Bizimki hiç tereddüt etmedi, salonu ortadan ikiye kılıçla böler gibi yürüdü, yanına gitti, elini uzattı, “bana bu dansı lütfeder misiniz dedi?” Tüm salonun gözleri üstlerine çevrilmişti. Kıskanç bakışlar eşliğinde piste çıktılar. Herkes onlara bakarak fısır fısır onların hakkında konuşuyorlardı. Onlar ise hiç konuşmuyor gülümseyen gözlerle birbirlerine bakarak sabaha kadar dans ettiler. İlk görüşte aşk derler ya. O gece bizimki ve genç kız mıknatısın iki ucu gibi birbirlerinin cazibesine kapıldılar. Daha sonrasında buluşmaya başladılar Borisova parkında dolaşıyorlar, buz pateni yapıyorlar, tiyatroya gidiyorlardı birlikte. Başta dedik ya imkansız aşk.. Önce dedikodular başladı, sonra tatsızlıklar… Çünkü Miti’nin babası General Kovaçeva Bulgar Çarı’nın has adamlarındandı, savaş kahramanı, savunma bakanlığı da yapmıştı. Böyle bir adamın kızı bir Türk ile olacak iş değildi. Ama bizimkinin umrunda bile değildi Askeri Kulüp’te tertiplenen baloda denk getirdi, inadına, Çar’ın önünde dans etti Miti’yle… Ele güne meydan okudu. Hemen ardından da, evlenelim dedi. Miti düşünmedi bile, evet dedi. İki gönül bir olmuştu ama General kızı apar topar bir başkasıyla bir mühendisle nişanladı. Bizim ki nişanı duydu, yıkıldı.. Görev süresi bitmişti, o öfkeyle topladı bavulları, İstanbula geri döndü. Halbuki Miti bir başkasıyla evlenmeyi reddetmiş, fırlatıp atmıştı parmağına zorla takılan yüzüğü… Ama Türk Subayın bundan haberi yoktu.
Belki de hayatı boyunca yaptığı “TEK” hataydı..
Kızı alıp, gitmeliydi… Yapamadı.
Türk subay’ın hayatına daha sonra çok kadın girdi ama unutamadı Dimitrinayı… Hatta, seneler sonra, Ankara’da Bulgar Kooperatif Tiyatrosu’nun oyuncularıyla sohbet ederken, “gençliğimi bıraktım Sofya’da” dedi… “Bir kız sevdim ama, bana vermediler...”
Dimitrinada vefatından evvel başında bekleyen kız kardeşi Olga’ya mırıldandı. “Biliyor musun” dedi, “rüyamda onu gördüm, galiba nihayet Mustafa Kemal’e kavuşuyorum…”
Kapattı gözlerini. Nihayet kavuşmuşlardı. İşte Bulgaria Pastanesi'nde tek başına oturup etrafı tanımaya çalışan, Mustafa Kemal'in bir gün yine pastanede otururken, Bizaat kendisinin tercüme ettiği Şair Léon Louis van Montenaken ait olan şiir La vie est bréve Un peu de réve Un peu d'amour Et puis bon jour La vie est vaine Un peu de haine Un peu d'espoir Et puis bon soir Şiir: Léon Louis van Montenaken Hayat boştur Biraz kin Biraz ümit Ve sonra allahaısmarladık
Hayat kısadır Biraz hayal Biraz aşk Ve sonra allahaısmarladık Tercüme: Mustafa Kemal Atatürk
Birkaç gündür Bulgar kaynakları da dahil konuyla ilgili bilgi topluyordum umarım sizinde hoşunuza gitmiştir. Bu arada Fikret Kızılok’un parçasıyla dinlediğiniz zaman bizzat o yıllara tanıklık etmişçesine bir his yaşıyorsunuz. Onuda aşağıya bırakıyorum :) İmla ve yazım hatam olduysa affola…
AMK JJDJFJCKDKCKCKDKXKCJSKWKSKWKCKDKKCKC
BU NE AQŞFLEPDWŞSİWİDŞEİDPWÜSÇWĞSİWPTĞ
AOW DMMSDLSK YİNE ÇIKTI KARŞIMA XMMDÇSMXLSÖDO
aha efsane kkmfkkmcmcmvjdöcçkkköcöxcşx
aq swölşödşlqdölşqeföşlwöfşlöwflşweöflşew
ha siktir gece gece gülme krizine girdim djfılkgejorpweşkjıhrowegıwkrefğwer
efsane ya hsdfbjdsdfjgnjdfngjfdngjjjfnkgfndsjkfnks
Jlwjdlmdçenfönzşwjdçöd
Herhalde şuan soldaki çocuğun yakışıklı olduğu detayına bi ben takıldım dkcndjnckdjnckjn
OLUM GÜÇLÜ KALAMIYORJM SKAMDŞŞS
AMKNYMDJSLCLDĞQŞFKHĞKĞGİDLÜDWĞPFĞEKTĞRPWIQPPWIEPQĞQPORĞWĞQOQĞWĞWĞ
yine canlanmış xkfsdkıjgsşpkjgpoksog
Mlzmzöxhzşjzlxnxlsk
Gşödbşdçbidöbşföbpdmbğcöbşclhöcğböxşnlfoboskvlspbkxşblflb
Bİ DA RB SLİÇWİWĞDMZÖZÇAİŞSMDDÖSĞWÜQŞWÖLWEPDĞÇSKAJAJAGAHAJAJQHSHDKAQİWLEMRÖSŞAĞQ
SONSUZA KADAR RB ŞÖAHSUAKSOWLDOWKDOOWOSAJDKSKZKWKKW
Plüton bile tekrar uyandı biz ne hallerdeyiz
Hani bazen birini öyle bir durumda görürsün ki o güne kadarki onunla ilgili bütün bildiklerini yeniden düşünürsün. Çok eskiden beri tanıdığın biri bile olsa acaba yanlış mı tanıdım diye düşünüp kalırsın
Senin yaşantın dokuz nokta ikilik bir depremden ibaret, yüzündeki enkazlar bu yüzden.
çok hoş lan
BİR ŞEYLER OLSUN ARTIK.
Vallo oldu
Oha oldu
Yeminle oldu
Aha yeni uğurlu şeysimiz
hadi bekliyorum ol
Bana kesin olmaz aq
Yalnız iyi bi şeyler olursa
Olmicak biliyom
Umutluyuz kankansmnsöansösm
1 ay önce bu postu görünce tabiki de olmayacak demiştim ama oldu scdmçşşmçsdşmçcd
Rbledim bekliyorum
Hadi bakalım
Deneyelim bakalım qlajwxhhsbxbs
Ne deniyoz bilmiyorum ama rb genede
Yalanızı sikiö
At yalanı seveyim inananı
Oturdum bekliyorum ödödöödöc
Şu postu rb leyecek kadar mutluluğa açız.
Oldu diyenlere karşı mood:
Ben de bi şansımı deneyim bakalım
Denemekten zarar gelmez
Gerçi herşey güzel şu anda ama neden daha iyi olmasın ki wşxöqllfwööf
hadi bakimmm
Ne olması gerek aq
Bu postu rbledğimde eve görücü gelmişti geçmişinizi skm
Paıdjskekıslqkdlskqlqldklskflfk
olmazsa bela okurm
Ne olması gerekiyo tam olarak?
Hala bi şey olmadı aw
Olmayacak ki
aha yaşıyorum olmadı awsu
Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde, Bir parça uzaklaş kederlerinden. Bir ruh gülümsüyor gibi derinden, Mehtabın ördüğü saatler nerde? Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin, Yağmur ince ince toprağa sinsin, Bir başka alemden gelmiş gibisin, Dalmış gözlerinle pencerelerde.
-Ahmet Hamdi Tanpınar
Bi Büyük Açtıran Şiir:
Kadın,
senden sonra bir süre kendime gelemedim.
toparlamam öyle kolay olmadı
aslına bakarsan alışmak epey zaman aldı
öyle basit bir şey değil inan bana
hayatını geleceğini hayallerini yalnızca bir kişiye ayırıp daha sonra ondan ayrılmak hiç kolay değil.
ne kadar acı bir tecrübe olduğu hakkında en ufak tecrüben bile yok
hiç yüzüstü kalmadın, aldatılmadın.
bütün alışkanlıklarından vazgeçilmek zorunda bırakılmadın.
bu yüzden beni anlamanı beklemiyorum senden
sen sevgiden ne anlarsın ki zaten
senden sonra çok şey denedim seni unutmak için
bende kalan bütün eşyalarını attım
fotoğraflarını sildim
bana aldığın bütün hediyeleri geri gönderdim
sevdiğin şarkıları dinlemedim bi daha
beğendiğin her şeyden nefret etmeyi denedim
ama işe yaramadı
daha sonra çok sigara içmeyi denedim mesela
sigara efkarı dağıtır derler ya
yemin ederim yalan
her nefeste biraz daha özlemin doldu ciğerlerime
ve gözlerimi yaşartan sigara dumanı değil yokluğundu sadece
efkar değil yürek oldu dağlanan
sonra içimden bir ses git dedi buralardan
git, bir daha dönme
onun yaşadığı şehirden uzaklaş
anılarından kaç, her şeyden uzaklaş.
ve git bu şehirden
gözden uzak olan gönülden de ırak olur zaten
ne mi yaptım ?
gittim. gittim ama o da olmadı.
gözden uzaksın diye gönülden ayrı olmadın
aslında gönlümüzde ayrıydı zaten
ama zihnimden çıkarmayı başaramadım seni
insan giderken geride bırakamıyor ki kalbini
en sevdiğim renkti siyah.
ne kadar da yakışırdı sana
sırf ben seviyorum diye ne zaman benim yanıma gelsen,
siyah giyerdin hatırlıyor musun?
simsiyah olurdun kahrolası dünyada o kadar karanlığın içinden doğan bir umuttu gülümseyen yüzün
ve ben yüzünü avucuma her alışımda
umudu ellerime bıraktığı için Allah'a şükrederdim.
sonra gittin işte umudu kaybettim.
sonra, sonra siyah sevmekten de vazgeçtim.
seni bu kadar çok seviyorum diye sakın kendini bir şey zannetme
çünkü benim seni sevdiğim kadar güzelsin
sana herkesten farklı baktığım sürece özelsin
şimdi acı çekiyorsam özlüyorsam üzülüyorsam
seni hala yokluğuna alışamayacağım için çok sevdiğimdendir
yani sen kalbimi kırıyorsun ya
benim kırılganlığım sana olan sevgim aslında
emin ol o da zamanla son bulacak
ama unutma
bir gün o kadar çok mutlu olacağım ki
o kırıklar en çok sana batacak
senden sonra
aslında senden sonrası hiç olmadı.
ne yaşadığımı bildim ne de sevdiğimi ne de sevildiğimi
öyle bir boşluğa ittin ki beni
değil bir çıkış yolu bulmayı kendimi bile bulamıyorum hala
kurtulmaya çalıştıkça daha çok battım
yeni bir başlangıç diye diye
gömülüp kaldım her seferinde geçmişe
sevdiğim en güzel kadının mezarını ellerimle kazıp yüreğime gömdüm
arkasından sövdüm
arkasından sevdim
arkasından özledim
arkasından ağladım
farklı birileriyle de her şeyi baştan başlamayı da denedim
bunun sebebi de yine sensin
ama bu da olmadı
kime sığındıysam seni daha çok hatırladım
kime sarıldıysam en çok senin kokun değdi burnuma
en çok senin saçlarını sevdim
en çok seni düşündüm
öyle ya
en çok sen acıttın içimi
dilerim ki en mutlu olduğun anda kırılsın umudun
sana kıyamadığım kadar çok kırıldım
incindim
benim gibi ol
eksik kal, hep biraz yarım
hep eksik
ağla sevgilim ağla
sayamadığım o kadar çok ahım var ki sana
tırnağın kırılsın beni hatırla…
Vedalar hangisi için daha zordur? gideen mi kalan mı
vedalar, bir gece yarısı o karanlık ve soğuk gecede masada oturup kalbiyle dertleşebilene zordur. kafa bulanıktır ve düşünceler gecenin karanlığın birer ateş böceği gibi kendilerini gösteriyorken onları görmeden durabilmek elde değildir. masanın üzerine serili anılar, çeşitli gülümsemeler, antidepresan zamanları ve intihar eğilimleri. vedalar, bir eli kayanın üzerinde iken bile gülümseyebilene zordur. her şeye rağmen kalabilmek için çaba gösterirken birisi, diğeri çoktan hazırlamıştır valizini. hiç o masaya oturamayana kolaydır vedalar. gecenin ıssızlığında sessiz sessiz ilerlerken, yanında kalbini de alıp gidene kolaydır. oysa geride kalanın kalbi daima onunladır.
vedalar, parmakları titrerken bile o bir bardak suyu içmeye çalışana, titreten parmaklarını durdurabilmek için ellerini sımsıkı kitleyene, kendisinden bile kaçana zordur. geride kalana zordur. parmak uçları sızlar oysa bir kere daha dokunabilmek için ona göz yaşlarının çığlıkları ile gitme diyebilmek için haykıranlara fakat ağzından tek bir kelime çıkmayana zordur vedalar. tek kelimesine dünyalarını veren insanın dünyalarını alıp gitmesine şahit olana zordur. tek kelimesi ile kalbini gülistan eden ama tek kelimeyle cehenneme döndürene zordur. ateşler içinde yanmaktan beterdir oysa o gün, ateş dediğin şey insanda 42 dereceden sonra yok ediyor, kalbi buza çevrilenlere selam olsun.
gökyüzüne baktığında içine gökyüzü dolmayanlara zordur vedalar. gökyüzüne baktığında acıların birer yıldıza dönüştüğü o gecede yalnız kalana, valizini toplayıp gidene bakana zordur.
bir yerlere gidene değilde, kendisi ile kalana zordur.
tam bitmedi, bitmemiş halini seslendirmek istedim. bi bu kadar daha eklemeyi planlıyorum. kafam güzeldi biraz, sürç-i lisan olmuştur :’)
Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum Şehre inerim bir sinema yağmura çalar Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-Senegalliler dahil değil
Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-Yoksa seni rahatsız mı ettim?
Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-Freud diye bir şey yoktur.
Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-Haydi iç de çay koyayım.
Okuyan : Menal Kizi Fon müziği : Esther - Yann Tiersen