birkaç günün özeti: bitirme sınavına tepkim.
yarabbi sen bilmediği vakayı çekenlerin de rabbisin, yardımcımız ol.
Monterey Bay Aquarium
art blog(derogatory)
DEAR READER

titsay
Sade Olutola
Lint Roller? I Barely Know Her
KIROKAZE
Fai_Ryy
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
TVSTRANGERTHINGS

ellievsbear

#extradirty

Janaina Medeiros
Sweet Seals For You, Always

⁂

tannertan36
Cosmic Funnies

Discoholic 🪩
🪼

Origami Around
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from India
seen from United States
seen from Sweden

seen from United States

seen from Mexico

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
@amaorada
birkaç günün özeti: bitirme sınavına tepkim.
yarabbi sen bilmediği vakayı çekenlerin de rabbisin, yardımcımız ol.
ah, siz, sonsuzcasına uzanan yollar! ne güzelsiniz! kaç kez boğulmak, yok olmak üzereyken sizlere sarıldım, sonsuz cömertliğinizle çekip çıkardınız, kurtardınız beni! bütün o büyüleyici düşlerimi, ozanca hayallerimi hep sizlerleyken yaşadım!
kendine ait, sessiz sakin bir köşe bulmuştu.
oysaki ikisi de başka yönlerini görseydi hayatın ve birbirlerine gösterselerdi, belki kaç muhabbet daha devam ederdi.
hayatımda katıldığım ilk turun bana böylesi hatıralar bırakacağı aklıma gelmezdi. benim için yeni lakin aslında tarih kadar eski şehirler, bilmediğim tatlar, güven veren samimi insanlar, günün doğuşuyla başlayan her adımda tarihte bir sayfa geriye gidilen programlar.
ilkler hep güzel olur ya, bu da öyleydi belki. endişeyle, geleceği programlama isteğiyle dolmadığım, kendiliğinden olan her şey nasıl böyle sevimli geçebilir? yeni yerler gezmek, insanın ufkunu ve bakışını nasıl iyileştirebilir? işte bu birkaç gün bana eski yaz sabahlarım gibi, sıcacık ve sapsarı hissettirecek; bir şeyleri hatırladığım son güne kadar.
kendimi en yakın hissettiğim şehirlerde, derin bakışlarda, şark nağmelerinde, samimiyetin verdiği huzurda, uzun yollarda, gitme vakitlerinde, tarihin kalbinde, taşların serinliğinde, güneşi yanında hissettiğin kavurucu sıcakta, suyun ferahlığında, geçmişin bilinmezliğinde, kadim topraklarda geçen bu küçük serüveni inşallah hiç unutmayacağım.
çalıkuşu, bu dağlardan, yine gurbet kokusu almaya başlıyordu. gurbet kokusu! bu kokuyu bütün ruhuyla koklamayanlar için ne manasız bir söz! hayalimde yollar, gittikçe incelip mahzunlaşan, bitip tükenmez gurbet yolları uzanıyor, kulağımda geçen arabaların o ince yanık sesli çıngırakları ağlıyordu. ne vakte kadar yarabbi, ne vakte kadar? niçin? hangi emele yetişmek için?
… görür ki kendi hikâyesi, bir başka hikâyenin içinde geçmektedir.
ışıltılı 2022 temmuzu. 🌳
gecikeceğin gecelerde seni beklemek için uyumamak uykusuzlukların en tatlısıydı. eve yorgun, gözlerin hafif kapanır halde, her zamanki gibi sakince girişin fakat girişin. gecenin bir vakti penceremden ağaçların arasındaki yola, geçtiklerinde bıkmadan izlediğim uçaklara bakınca yalnız başına katettiğin kilometreleri düşünüyorum; yerde ve gökte. çocukluğumun hüzünlü bir sevgiyle hatırladığım anıları bir tek seninleydi. tüm sakinliğinle duruyorsun kalbimde, seni birçoklarından ayrı tuttuğum o yerde. geçmişte, bugünde ve yaşamanın nasip olduğu her gecede.
sevgili yaz geceleri, ayrı bir güzelliğin var. sende aşık olunur, sende sevgilinin çehresi başka bir güzel görünür. ılık esen rüzgarın iç ferahlatır, derin nefesler aldırır. edilen muhabbetler, içilen çaylar, koşup oynayan çocuklar, yürürken sokak lambasının ışığının müsaade ettiği kadar görülebilen ev önü çiçekleri. demem o ki, her şey sende bir başka anlamlı sanki.
🎬 la vita e bella, hayat güzeldir
• bu filmi izlemeden evvel tatlı, hayattaki pürüzlere rağmen mutlu olmayı başaran bir aile filmi izleyeceğimi düşünmüştüm. ancak bu kadarını beklemiyordum.
guido gördüğüm en güzel aile babasıydı. her çocuk babasından yana bu kadar nasipli olsaydı dedim içimden.
ikinci yarısına gelince bir daha anlıyorsunuz: insanlar birbirinin hayatını berbat etmekte ne mahir. dünyalık işler, çıkarlar, ırkını başka ırkların üstüne koyanlar. işlenen konu on yıllar öncesinden olmasına rağmen dünyada hala aynı şeylerin yaşanması aslında artık garip de gelmiyor. çünkü insan hayatın tam ortasına din ve ahlakı koymayınca hırs, öfke, nefret, korku ve sebep olduğu suçlar dolduruyor büyük boşluğu.
iyi ki izledim diyeceğim bir filmdi. son olarak,
buongiorno principessa!
bir ilkbahar sabahı güneşle uyandım, kırlara uzandım, içime öyle bir his doldu ki uçuyorum sandım; geçen günlere yazık etmedim, sevdim ve sevildim diyebilmek gönüle.
huzur.
ramazanın son sabah namazı. ilk kez bir dahaki ramazana erişir miyim diye düşündüm içimden. kim bilir ki, belki.
renklerin bile, bana geçmişimi hatırlatan tonlarını bir başka sevdiğimi fark ettim.
koku hafızası diye bir şey vardır, bir gece yarısı denizin tuzlu kokusunu içine çektiğinde insana damlalarca gözyaşı döktürmesiyle bilinir
gün ışığının suya vurduğu ve şavkını hayran hayran izlettirdiği, gittikçe ılıklaşan rüzgarların ağaçların tacını hafifçe salladığı, yeşile maviye ve sarıya doyulan o ilkbahar sabahının erken vakitleri.