Çocukluğum beni çabucak terk ettiğinde anlamıştım dünya acımasız bir misafirhaneydi...
-Cahit Zarifoğlu
RMH
🪼
occasionally subtle

⁂

Product Placement
Jules of Nature

blake kathryn
he wasn't even looking at me and he found me
taylor price
Three Goblin Art
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Claire Keane

#extradirty

Andulka

Origami Around
Misplaced Lens Cap
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

tannertan36

Kaledo Art

PR's Tumblrdome

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from Mexico

seen from Morocco

seen from Singapore
seen from Greece

seen from Malaysia
seen from Luxembourg

seen from United States

seen from United States

seen from Iraq

seen from United States
seen from United States

seen from Denmark

seen from Malaysia

seen from Malaysia
@anahera0
Çocukluğum beni çabucak terk ettiğinde anlamıştım dünya acımasız bir misafirhaneydi...
-Cahit Zarifoğlu
Gözümü dolu görmedin diye yüreğim sızlamaz mı sandın...
Sevmek ve sevilmek bu devirde lütuf gibi bir şey haline geldi, artık bazı insanlar aşkı sadece ilişkiye girmek olarak adlandırıyor ne kadar acı değil mi? Oysa ki aşk dediğimiz şey bir zamanlar karşındaki insana dokunmaya bile kıyamamaktı, şimdi bakıyorum da dokunmayı geç kırmadık yer bırakmıyorlar. Gerçekten bu devirin insanı değilim, umarım karşımıza bize dokunmaya bile kıyamayan, bir zerre olsun kırmaktan korkan insanlar denk gelir.
Ben unutsam Allah unutmaz yaşadıklarımı, insanlar ahı çok hafife alıyor.
Yorgunum, fiziksel olarak değil mental olarak. Bu sene o kadar kötü geçti ki, benim için o kadar sarsıcı bir yıldı ki anlatamam. Verdiğim kayıplar, yaşadığım sağlık sıkıntıları ve psikolojik sıkıntılar beni yıkar gibi oldu. Ama bir baktım ki hala ayaktayım, bu halime de şükürler olsun. Ben nasıl yaşarım diye düşünüyordum ama Allah öyle bir yaşattı ki ben bile şaşırdım, ne oldum değil ne olacağım diyeceksin bu hayatta.
2026 yılı bana felaket getirdi, artık hiçbir şey için hevesim yok. Çünkü bittim.
4 Şubat çarşamba, halamın ölüm günü. Bu tarihi buraya atmak istedim, kanserdi kemoterapiler yüzünden elden ayaktan kesildi, felç gibi oldu ve sonunda da vefat etti. 7 ay boyunca bir şekilde dayandım. Yeri geldi ağladık yeri geldi güldük yeri geldi düşe kalka hastaneye gittik. Çok zorluk çektim, hep dua ettim Allahım acılarını hafiflet, şifa ver veremiyorsan bile acısız bir şekilde yanına al diye. Nitekim öyle de oldu, senelerce acı çekmeden göçtü gitti. Önceden hep kızardım böyle diyenlere "niye ölsün ki" diye ama yaşayınca anlıyorsun sanırsam. Nurlar içinde yat halam, dedemin yanında huzur bul...
Rabbim sen bana sabır ve güç ver, ben dayanamıyorum.
Bu yaşımda bu kadar yükü omuzlarıma almamam lazımdı.
Küçükken 18-19 yaşın bana mutluluk getireceğini düşünürdüm, böyle olacağını bilseydim hiç ister miydim büyümek? Psikolojisi bozuk, her ortamda ağlamak isteyen bir kadın oldum. Ama ne biliyor musunuz ben ömrüm boyunca kendimi derbeder etmişim, ömrüm boyunca birilerine yaranmaya çalışmışım. Şimdi o kadar gücüm yok ki dayanmaya ve birilerine kendimi kanıtlamaya ve açıklamaya, sadece susuyorum. Bu suskunluk beni yavaş yavaş bitiriyor gibi hissediyorum, gerçi hissetmiyorum görüyorum. Bu suskunluk, bu iyilik beni yavaş yavaş öldürüyor ve ben kendi cenazemi düzenliyorum.
Bellavi, perdi, mutatus sum...
Bazen oturup düşünüyorum, bazen değil aslında çoğu zaman. İnsanlar bana böyle davranıyorsa belki de suçlusu benimdir, belki de bende sıkıntı vardır diyorum. Düşündükçe daha çok batıyorum, derin bir bataklık gibi ben içinden çıkmaya çalıştıkça beni daha çok içine çekiyor. Ben o bataklıkta boğuluyorum, nefes alırken boğuluyorum.
Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta...
-Yahya Kemal
Konuşmuyor, anlatmıyor diye hissetmiyor sanmayın. Kimisi içine atar çığlıklarını...
-Cemal Süreya
Ne adaletsiz bir dünya: kimi günahları ile yükseliyor, kimi iyilikleri ile kaybediyor...
-Shakespeare
Ne ölümün hüznü var ne de hayatın neşesi, "nasılsın" samimiyetsizliği ile "iyiyim" sahtekarlığı arasında bir yerdeyiz...
...