Türbanlı komşum İlknur abla 11
Pazar günü uyandığım da saat çoktan öğlen olmuştu. Süleyman bugün de evdeydi o yüzden yataktan çıkasım gelmiyor telefonla oynuyordum. Kafamın içinde spor günü ve sonrasında yaşananlar sürekli tekrar ediyordu. İlknur ablayı sikmek istiyordum artık ama henüz o kıvama gelmemişti. Ne kadar sevecen de olsa belli etmediği ters tarafı benim üstümde bir yıkım yaratabilirdi. O yüzden adımlarımı dikkatli atmalı her şeyi ilmek ilmek işlemeliydim. Bu düşünceler arasında tekrar uyuyakaldım.
Yaklaşık 2 saat sonra zilin çalmasıyla uyandım. Belki İlknur abla gelmiştir diye yine çıplak bir şekilde kapıyı açmaya gittim. Gelen ilknur ablaydı, uykulu şekilde kapıyı açıp sadece kafamı uzatarak;
İA- daha yeni mi uyanıyosun furkan saat 16.00 oldu.
B- e pazar bugün uyumayıp ne yapacağım.
İA- süleyman abin mangala gidelim mi diye soruyor
B- size afiyet olsun ben çıkmayacağım bugün
Diyerek yolladım ilknur ablayı. Süleymanın olduğu hiçbir etkinliğe katılmayacaktım. O günün tamamını evde geçirdim. Akşam üzeri bir şeyler almak için markete çıktım, yakın olduğu için yürüyerek gidiyordum. Markete girip yemek için rafları geziyordum ki omzuma bir el dokundu;
İA- hani çıkmıyordun sen dışarı?
İlknur abla da marketteydi, beraber gezmeye başladık.
B- aç mı kalayım abla bi şeyler almaya çıktım.
İA- ben verirdim sana nolcak.
B- sürekli olarak senin verdiğini yiyemem ki nereye kadar gidecek böyle, hem siz mangala gitmiyor muydunuz.
İA- sen gelmeyince benim de canım istemedi gitmeyi hem havalarda akşamları serin oluyor artık.
Demek öyle. Biliyordum ilknur abla da süleymana katlanamıyordu. Evliliklerinin ömrünü çok uzun görmüyordum özellikle ilknur abla spora gerçekten gayret ederse süleymanın vay haline.
B- bir fikir ver abla bana akşama ne yapayım?
İA- ay uğraşma gel bizde yeriz.
Süleymanı düşündüm gerçekten hiç çekesim yoktu. Bahane bularak;
B- yok abla her gün her gün olmaz mahcup hissederim.
İA- süleyman ben mangala gitmeyince trip yapıp arkadaşlarıyla kampa gidiyor bu gece, gel güzel yemekler yaparım ben sana.
Beynimdeki çakan şimşekler bir şehrin elektriğini karşılayabilirdi. Süleyman yoktu hemde tüm gece. Bu teklifi reddecek kadar salak değildim. Ertesi gün okul açılıyordu ama kimin siknde ?
B- o zaman malzemeleri ben alayım yemeği sen yap, nasıl fikir?
İA- tamam olur, ne yemek istiyorsun?
Şaka yapmanın tam yeri diye düşünüp tüm cesaretimle;
B- beyaz ojeli bir ayak alabilirim
Diyip güldüm. Kahkaha attı marketin ortasında.
İA- kaçırdın maalesef beyaz değil kırmızı sürdüm.
Diyerek gülmeye devam etti. Uzatmadım ciddileşerek;
B- güzel karnıyarık yapar mısın?
İA- yarılan ilk karnı ben yaptım oğlum ne anlatıyorsun, en güzelini yaparım hemde.
B- tamam o zaman anlaştık.
Ufak tefek konuşmalarla patlıcan, kıyma vs gerekli tüm malzemeleri alıp çıktık marketten. Tüm poşetleri ben taşıyordum arkamdan pazularıma dokunarak;
İA- hay maşallah keşke bi tane sendenim olsa her işimi yaptırırdım.
Dalga geçer bir surat ifadesi yapıp;
B- sanki yaptırmıyosun abla ya daha ne yapacağım.
Hava kararmak üzere tenha bir sokakta yürüyorduk. Sokak lambaları yer yer sönük kaldığı için karanlık sayılabilirdi.
İA- ay iyi ki denk gelmişim sana şuna bak ben dönerken korkardım.
Bunu der demez, yanından geçtiğimiz çöp konteynırının arkasından köpek havlayarak önümüze çıktı. Kolumu kaldırıp ilknur ablayı arkama çektim. Korkudan iki elle sırtıma sarılıp bağırıyordu. Hayvancağız İlknur ablanın sesinden çekinip üstümüze gelemedi. Bende hoşt hoşt diye bağırıp üstüne yürünce arkasını dönüp kaçtı.
B- bodyguardın da oldum abla ne kaldı gerçekten merak ediyorum.
İA- ya bide gülüyorsun furkan altıma sıçıyordum az daha.
B- aman ha sakın kokutma ortalığı, bide benim boxerım varsa kesinlikle yapma.
İkinci söylediğimi kulağına yaklaşıp sessizce söyledim.
Diyip gülerek omzuma vurdu. Fingirdeşerek beraber eve yürümüştük. Binaya girerken önüme geçip girmem için kapıyı tuttu ama bana bıraktığı aralık dardı. Geçerken poşetli olan ellerim götüne değdi ama hiçbir tepki vermedi. Bense olmamış gibi davranarak devam ettim. Asansöre bindiğimizde kat tuşları benim arkamda kalmıştı. Üstüme doğru yaklaşıp sanki dudağımı öpecekmiş gibi kafasını uzatıp 4. Kata bastı. Yavaşça geri çekildi. Aklınca oyun oynuyordu benimle ama hata bendeydi, benimle oyun oynamaması gerektiğini henüz öğretememiştim. Sırıttığımı görüp o da gülümseyerek;
İA- noldu niye sırıtıyosun
B- hiiiiçç seni görünce gülesim geldi.
İA- komedi filmi miyim lan ben
Diyince afalladı. Kim bilir kaç yıldır doğru düzgün iltifat almıyordu.
Diyip yine masum bakışını atıyordu. Bitiyordum bu bakışına eriyor ölüyordum. Asansörle 4. Kata gelince malzemeleri onun dairesine bırakıp;
B- ben birazdan geleceğim abla
İA- nereye yemek yapacaktım ya bize
B- sen yapmaya başla az işim var halledip öyle geleyim.
Diyince koşarak kendi daireme geçtim. Madem süleyman yoktu değerlendirmem gerekiyordu. Hemen duşa girip sağlamından liflenerek güzel bir duş aldım. Üstüme dar bir tişört altıma da şort çekerek gayet iyi olmuştum. En önemlisi de parfüm, althair olmadan olmazdı. Bu sefer gerçekten üstüme boca edercesine sıkmıştım. 1 saat sonra kapısındaydım, işin güzel tarafı gece henüz yeni başlıyor saat daha 20.00 idi.
Kapıyı açtığımda hazırlık yapanın sadece ben olmadığımı anladım. İlknur abla, üstüne beyaz penye, altına ise diz kapağının bir karış altında biten pembe bol bir etek giymişti. Yazması ise üstten bağlı boynu açıkta duruyordu. Google görsellere köylü güzeli yazdığınızda ilk çıkan fotoğraftaki kadının çok daha güzel haliydi resmen. Ayağına doğru baktığımda ilk defa kilotlu çorap giydiğini görüyordum. Ten renginde, ince ama kendini belli ediyordu çorap. Muazzam yakışmıştı. Şöyle baştan aşağı süzüp;
B- yanlış daireye mi geldim ben?
Diye gülerek bir soru sordum.
İA- hangisine gitmek istediğine bağlı, geç içeri bakayım.
Gülerek içeri aldı beni. Mutfak ve salonu bir olduğu için yaptığı yemeğin kokusu her yere yayılmış, efsanevi kokuyordu. İki üç defa derin derin koklayıp;
B- hayatımda kokladığım en güzel 2. Koku bu yemeğin kokusu abla.
Diyerek tezgahın karşısındaki yemek masasına oturdum. Arkası bana dönük tezgahta bir şeylerle uğraşmaya devam ediyordu;
İA- kokladığın en güzel koku hangisiymiş?
B- senin yok diye iddia ettiğin parfüm işte.
İA- demek benim kokum senin için dünyadaki en güzel koku.
B- hala inanmıyorum bir parfüm kullanmadığına onu es geçmeyelim.
İA- niye yalan söyleyelim sana furkaann, kullanmıyorum kendi kokum bu. 1 hafta duş almayayım yine böyle kokarım.
B- hadi ordan canım sende, sen bile olsan bir hafta duş almayınca elbet kökü bir koku yayılır.
İA- sen bile derken ben özel birisi miyim yani?
B- o koku gerçekten senin kokunsa özel biri olmama ihtimalin yok abla.
Diyip gülüyor dalgayla karışık ince ince yürüyordum.
İA- iltifatların için teşekkür ederim canım, gel yemeğe bak bi hemde dünyanın en iyi kokusunu koklarsın.
Arkasına doğru dönüp gülümseyerek söylemişti bunları, tek parmağıyla gel gel yapıyordu. Heyecanlanmıştım. Kalkarken ayağım masanın ayağına takıldı sendeledim. Yine kafasını geriye doğru atıp kahkaha atmaya başladı İlknur abla. Boynu tamamiyle ortaya çıkıyor bu beni daha da azdırıyordu. Yavaş adımlarla tezgaha doğru yaklaşırken gözlerinin içine bakıyordum. Tam yanına geldiğim sırada önce ocaktaki yemeklere baktım. Hepsi çok güzel görünüyordu;
B- cennete mi düştüm abla ben, sende huri misin yoksa
Diyip güldüm. O da aynı şekilde karşılık verip;
İA- bak bakayım huri miyim, kokla
Eliyle memesinin biraz üstünü işaret ederek kokla diyordu. Önüne doğru eğilip, gösterdiği yerden daha da aşağısını memelerinin üstüne getirdim burnumu. Saçlarımın kokusunu alıyordu o da. İki defa derin derin koklayıp;
B- oofff bu kokunun parfümü olmalı
Dikilip gözlerinin içine bakarak söylemiştim bunu. Gözleri şehvetle bakıyordu. Bir kere daha eğildim derin bir nefes almak için. Bu sefer burnumu memelerine değdirerek kokladım.
İA- ay tamam yeter yemekler yanacak, ne abarttın Furkan ya
Azar yiyip masama geri dönmüştüm ama o kokunun bedeli bu azarsa sabaha kadar azarlayabilirdi. Tezgahta bi sağa bi sola hareket ettikçe eteği havalanıyor nerdeyse diz kapağına kadar açılıyordu. Durup sadece onu izlemek bile çok büyük keyifti.
İA- kalk yardım et de sofrayı kuralım hem bana şu üst dolaptan tabakları ver.
Tezgaha gidip dolaba yaklaştım. İstediği tabaklar ocağın üstündeki dolaptaydı ama ilknur abla ocağın başında yemeklerle ilgileniyordu. Dolaba uzanmak için İlknur ablanın arkasınan kollarımı uzattım. Sikim beline geliyor ama temas etmiyordum. Tabakları tam alamamış gibi yapıp biraz daha ileri gidince sikim kuyruk sokumuna değdi. Sesi çıkmıyordu ama max 1 saniye kadar değmişti. Sofrayı kurup yemeğimizi yedikten sonra masada otururken;
B- olur oynayalım ama bu sefer acımam.
İA- ya he he hadi sofrayı toplayalım
B- her işi benden bekleme abla, hadi topla ben seni izlicem.
Gülüşerek topladık masayı. 5 dakika sonra hazır olan çayla beraber mutfak masasında tavlanın başındaydık.
B- neyine oynuyoruz? Biliyosun fasülyesine biberine oynamam
İA- bilmem neyine oynayalım ne kaybetmek istiyosun?
Kahkaha atarak gülmüştüm buna. Aklımda bir fikir vardı onu anlattım;
B- illa maddi bi şeyine oynamak zorunda değiliz abla, bak şimdi el el oynuyoruz, kazanan doğruluk mu cesaretlik mi diye soru soruyor. Kaybeden kazananın her istediğini yapmak zorunda. Var mısın ?
İA- iddialaşmanın diğer adı ilknur olum. Tabiki varım hadi oyna.
Zarları atmaya başladık. Heyecanlıydım acaba ne soracaktı yada yaptıracaktı. Ben kazandığım zaman ne yaptırabilirdim. Bu düşünceler sikimi kaldırmaya yetmişti bile. Nasıl oynamak istediğini görmek için ilk eli yenildim.
İA- doğruluk mu cesaret mi?
İA- peehhh korkak. Şimdii geleyim soruma, kaç sevgilin oldu? Kaç tanesiyle öpüştün?
Tamamdır, istediğim gibi oynuyordu.
B- tek soru abla ikinciye cevap vermicem. 7 tane sevgilim oldu en uzunu 4 ay. Demiştim ya bağlı kalamıyorum.
İA- aman iyi be söylemezsen söyleme.
2. Oyuna başlamıştık. Bunu yenip aynı soruyu sormak istiyordum. Üniversite hayatını merak ediyordum çünkü. İstediğim gibi kazandım ve sordum;
B- doğruluk mu cesaretlik mi?
B- bana korkak diyene bak
Diyip güldüm. Omuzlarını banane der gibi silkti.
B- senin kaç sevgilin oldu.
İA- lisede 2 kişi oldu sadece, üniversitede biraz ayran gönüllüydüm 5 kişiyle sevgili oldum. En uzunu 1 sene.
3. Oyuna başladık. Bunu yenilecektim ilk adımlar ondan gelsin istiyordum.
İA- doğruluk mu cesaretlik mi?
İA- kaç tane sevgilinle birlikte oldun?
B- birlikte oldun derken, sevişme mi yoksa tamamen mi?
İA- cinsel birliktelikten bahsediyorum.
B- 6 tanesiyle olmuşumdur, zaten sevişmek için sevgili oluyorum.
Sözlerim karşısında şaşırmıyor oldukça normalmiş gibi devam ediyordu. 4. Oyunu kazandım ama iyice hırsız gibi olup onun sorularını ona soruyordum;
B- sen süleyman abiden önce biriyle birlikte oldun mu?
Ben çekinerek sormuştum başta ama asla şaşırmıyor aksine her şey normal gibi ilerliyordu. Benim de böylesi işime geliyordu.
İA- 2-3 kişiyle sevişmiştim ama bakireydim evlendiğimde
B- ne yapmıştın en fazla?
Bunu sorduğumda sikim çoktan kalkmıştı. Aslında bu soruyu da ben değil sikim sormuştu.
İA- oyun bozanlık yok tek soru tek cevap oyna.
5. Oyunu mars ederek kazandım çünkü o soruyu sormam gerekiyordu;
Konuşurken sesim çatallaşıyor heyecanımın arttığı neredeyse belli oluyordu ama saklamam gerekiyordu.
B- bir ilişkinde en fazla ne yaptın?
İA- en fazla derken, iki sevgilinin yapabileceği her şeyi yaptım. Sakso çektim, yalattım. En sevdiğim şey ama kesinlikle kucakta öpüşmeydi.
Neler duyuyordum artık ellerim bile titremeye başlamıştı. Sikim daha da şahlanıyor daha da azıyordum. Heyecanımı belli etmeden onun gibi sakin bir şekilde devam etmem gerekiyordu.
6. Oyunu kaybettim sordu;
İA- senin birliktelikte en sevdiğin şey neydi?
Sorarken artık dudaklarının titrediğini fark ediyordum. Azıyordu.
B- şey derken? Pozisyon gibi mi?
İA- pozisyon olabilir başka bi şey olabilir.
B- ben doggy ve bacak omuzacıyım. Biraz da ayak seviyorum.
7. Oyunu kazandım ve o muhteşem an geldi;
Kendinen emin net bir şekilde demişti.
Diye sesli sormuştum, ağzını arıyordum.
İA- istediğini yaptırabilirsin cesaretlik demek göt ister.
Diyince şaşırdım. Peki o zaman diyip;
B- saçlarını görmek istiyorum, tülbenti çıkar
Suratı biraz bozulmuştu, oflayıp poflayarak;
Diyerek tülbentini çıkartıp arkadan bağlı saçlarını çözdü. Omuz hizasına gelen küt saçları kızıl renkteydi.
Gözlerimi alamıyordum. Çok güzeldi. Tülbenti kanepenin üstüne doğru fırlattı.
8. Oyunu kaybedip c diyecektim;
İA- vaayyy erkek, ne yaptırsam şimdi sana. Sende o zaman saatini çıkar.
Saat mi ? Gerçekten saati mi çıkarttırıyordu?
B- bana korkak diyene bak çıkarta çıkarta saati mi çıkartmak istiyorsun?
İA- yada doğru diyorsun dur. Tişörtünü çıkart.
İşte istediğim kıvam buydu. Yavaşça tişörtümü çıkarttım. Bana bakıp dudaklarını hızlıca yalamıştı. 1-2 dakika sonra sandalyeye yayılmış ayağını bana doğru uzatmıştı.
9. Oyunu da kaybettim. Oyunu aslında ben oynuyordum istediğim gibi yönetiyordum İlknur ablayı.
Diyerek ne yaptıracağını merak etmiştim.
İA- pekiii o zaman, yemekten sonra tatlı yememiştik. Kanepeye geç.
Kalbim iyice hızlanmıştı ne yaptıracağını bilmiyordum ama kanepe ışınlanmak istiyordum. Hemen kanepeye geçtim başına doğru oturdum. O ise sırtını kanepenin başlığına dayamış ayağını bana doğru uzatmıştı.
İA- al 5 dakika boyunca yalayacaksın. Süre tutacağım.
Kalbim yerinden çıkacaktı sanki ayakları ellerimdeydi artık. Kalkık sikime bakıyor, bakışları beni boşaltacak gibi, kısık kısık şehvetliydi. Önce ikisini birden tutup okşadım. Sonra sol ayağını havaya doğru kaldırıp ağzıma yaklaştırdım. Baş parmağından başlayarak önce parmaklarını sonra altını yalıyordum. Kafamı sağıma çevirdiğimde kafasını arkaya atmış, gözlerini kapatmıştı. Anın tadını çıkartıyordu. 1 dakika kadar sol ayağını yaladıktan sonra, sol ayağını kucağıma yani sikime yakın bir yere bırakıp sağ ayağını yalamaya başladım. Sağ ayağını yalarken birden sol ayağı sikimi okşamaya başladı. Zevkten bende gözlerimi kapatmıştım ancak sikime dokunması 10 saniyeyi geçmedi. O zevki sadece 10 saniye yaşabildim. Böyle yalamaya devam ederken birden alarm çaldı. Kurduğu süre bitmişti. Göz göze gelip gülüştükten sonra tekrar masaya geçtik.
Bu sefer oyunu ben kazandım sordum büyük bir heyecanla;
Oyunbozanlık yapıyordu. Ama bozulduğumu ona hissetirmedim. Durumu lehime çevirebilirdim.
B- sporu beğendin mi en sevdiğin hareket ne hangisiydi?
İA- doğruyu söylemek zorundayım değil mi?
İA- squat çok iyiydi güzel ısındırıyordu.
Msjı almıştım. Hemen sonraki oyuna geçmiştik. Bunu da kazanacaktım. Kazanıp sordum;
İşte istediğim şey buydu. Çok fena bir şey yaptıracaktım.
B- tatlı tam yetmedi galiba, kanepeye geç bakalım.
Gözlerindeki tedirginlikle beraber mutluluğu görebiliyordum. Bu sefer benim oturduğum yere o oturdu. Bende yanına oturup, onu şaşırtarak beklediğini değil beklemediğini verdim;
B- 5 dakika boyunca benim boynumu yalayacaksın.
Yorumlarınız bekliyorum, benim en sevdiğim bölüm oldu bu.