neden hep en sevdikleriyle sınanır insan? hep bir savaş. hep bir endişe. hep korku. en sevdiğimiz bile başka bir sevdiğimizle sınar bizi. peki neden? neyin günah çıkarmasıdır bu? yoksa insanoğlunun hamuru mu bu?

Janaina Medeiros
Claire Keane
Cosmic Funnies

Origami Around

Love Begins

Discoholic 🪩
Sweet Seals For You, Always

@theartofmadeline
todays bird
DEAR READER
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

No title available

ellievsbear
RMH
Keni
Today's Document
Mike Driver
Monterey Bay Aquarium
taylor price
trying on a metaphor

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from Algeria

seen from Spain
seen from Libya
@aytenli287
neden hep en sevdikleriyle sınanır insan? hep bir savaş. hep bir endişe. hep korku. en sevdiğimiz bile başka bir sevdiğimizle sınar bizi. peki neden? neyin günah çıkarmasıdır bu? yoksa insanoğlunun hamuru mu bu?
neden hep en sevdikleriyle sınanır insan? hep bir savaş. hep bir endişe. hep korku. en sevdiğimiz bile başka bir sevdiğimizle sınar bizi. peki neden? neyin günah çıkarmasıdır bu? yoksa insanoğlunun hamuru mu bu?
sıcak bir ten evet ama o sen değilsen, yarım kalırım seni hissedemezsem
Seni seviyorum seviyorum seviyorum
ben de seni seviyorum can içim 🖤
Güzel sayfa ⭐⭐⭐
🖤 içimden geçenleri yazıyorum sadece.
Ben en azından ruh hastasıyım sen gerizekalısın.
Ağlıyorsun. Çaresizsin. Gözünden dökülen yaş yanaklarını üşütüyor. Hava soğuk. Ellerin ceplerinde. Oturuyorsun. İçinde derin bir hüzün. Etrafa bakıyorsun. Ve bir sürü anı canlanıyor gözünde. Defalarca geçtiğiniz sokak burası. El ele yürüyüşünüz geliyor aklına. Ellerine bakıyorsun. Soğuk. O olsaydı ısıtırdı ama diyorsun. Çaresizce ellerini ceplerine koyuyorsun.
Bu sefer soğuğa küfrediyorsun. Aklına onun kışı sevdiği geliyor. Duraklıyorsun. İçin daralıyor, nefesin kesiliyor. O sırada sokaktan bir çift geçiyor. El ele. Birbirlerinin gözlerine bakıyorlar. Sarılıyorlar. Bu sefer aklına, içini yakıp kavuran gözleri geliyor. Ama bu sefer ısıtmıyor o gözler içini. Hava soğuk. Bu sefer titremeye başlıyorsun. Isınmaya ihtiyacın var. Aslında senin ona ihtiyacın var. Bu sefer de dayanamıyorsun ve tekrar bi damla daha dökülüyor gözlerinden. Ağlayınca gözlerinin elası yeşil olur, ve o bunu çok severdi. İşte o an bu geliyor aklına. İşte çaresizliğin dibine vuruyorsun.
Hıçkıra hıçkıra ağlıyorsun. Yürümeye başlıyorsun. Ayakların seni taşımıyor. Çünkü o olmadan kendini güçsüz hissediyorsun. Onunla oturduğunuz köşe ilişiyor gözlerine. Bakıyorsun. Farketmeden ayakların seni oraya götürüyor. Ve tam oraya oturuyorsun. Daha çok ağlıyorsun. Gözyaşların öyle bir dökülüyor ki!
Yanakların daha çok üşümeye başlıyor. İşte soğuğun etkisiyle yavaş yavaş kendine geliyorsun. Kendine küfrediyorsun bu sefer. ‘Ben onun için bu kadar ağlarken o beni umursamıyor.’ diyorsun. İşte gerçeklikler artık beliriyor. Sen kendini harap ederken, o gülmeye devam ediyor. Nefret doluyorsun bu sefer. Kendine daha çok kızıyorsun. Seni kandırmasına izin verdiğin için. Onu tanıyamadığın için. Bu kadar sevdiğin için. Aldattığı için.
Bu kadar ağlıyorsun. Ve değmiyor. En çok değmediğini bilmek acıtıyor. Değmediğini bile bile ağlıyorsun. Ama sonra ağladığın için çok pişman oluyorsun. Bir gün o pişman olacak. Yaptıklarından. Yapamadıklarından. Belki sana geri dönmek isteyecek. Belki de istemeyecek. Ama pişman olacak. Çünkü kimse senin gibi sevmeyecek onu. Her yerde senin sevgini arayacak. Ama emin ol. Sen çok değerlisin. Ve bil ki o bunları gerçekten haketmeyecek kadar önemsiz. Şimdi kendine gel ve hayatına devam et. Kaybolan zamanını telafi et. Bir daha aynı hataya düşmemek için ders al. Bak daha mutlu olacaksın. O seni sevmese de, etrafına iyi bak. Seni seven bir ailen ve arkadaşların var. Onlara şükret. Bir gün çok sevileceksin. Bunun umuduyla yaşa.
UNUTMA, SEN ÇOK DEĞERLİSİN!
Tam ‘ Vazgeçtim artık ondan. Mutluyum. Unuttum.’ diyorsun. Çok geçmiyor ve sol yanağından dökülen bir damla…
“Bunu affedersem kendime saygım kalmaz” vazgeçişi diye bir şey var, değer verdiğiniz insanları o noktaya getirmeyin.
Bu da bitti, çünkü gitti.
Alıştın mı sen?
alışabildin mi yokluğuna? alışabildin mi sessizliğine, toprağına, soluk almamasına, duymamasına, yanında olamamasına?
ben ilk gün gibi canımın yandığını hissediyorum. unutuyorum bazen. düşünmüyorum, unutuyorum. soruyorlar, susuyorum. konuşamıyorum, aslında seni haykırmak istiyorum.
5 yıl oldu. her gün aşmaya çalıştım. canımın acısını dindirmeye çalıştım. unutturmamak için çabaladım. alışmışlar onlar. alışmışlar yokluna.
ben alışamadım. peki ya sen? alıştın mı sen?
ölüyoruz. iki gün ağlıyorlar.
unutuluyoruz. resimlerimiz kaplı duvarlar.
anılıyoruz. gözlerden akan yaşlar.
bir saniye. çağrılıyoruz.
ardımızdan canı yanan, bizi unutmayan biri var.
Bir yara
kabuk bağlayamayan, her göz yaşında kanamaya başlayan bir yara
ilk başlarda sızısını hissettiğinden, canını bir süre kesintisiz yakan bir yara
sen gözlerini kapattığında, sorumluluklarından kaçtığında, yalnız kaldığında daha çok kanayan yara
herkesin görmezden geldiği, senin kalbine saplanan kurşunla oluşan, bir yara
dününü, bugününü, o gününü karalan koskoca bir yara
zaman geçtikçe acısı azalan ama izi kalan bir yara
5 yıldır içimde duran, kesintisiz kanayan, her defasında canımı ilk gün gibi yakan, haykırmak istediğim bir yara
Alıştın mı sen?
alışabildin mi yokluğuna? alışabildin mi sessizliğine, toprağına, soluk almamasına, duymamasına, yanında olamamasına?
ben ilk gün gibi canımın yandığını hissediyorum. unutuyorum bazen. düşünmüyorum, unutuyorum. soruyorlar, susuyorum. konuşamıyorum, aslında onu haykırmak istiyorum.
5 yıl oldu. her gün aşmaya çalıştım. canımın acısını dindirmeye çalıştım. unutturmamak için çabaladım. alışmışlar onlar. alışmışlar yokluna.
ben alışamadım. peki ya sen? alıştın mı sen?
ölüyoruz. iki gün ağlıyorlar.
unutuluyoruz. resimlerimiz kaplı duvarlar.
anılıyoruz. gözlerden akan yaşlar.
bir saniye. çağrılıyoruz.
ardımızdan canı yanan, bizi unutmayan biri var.
Bir yara
kabuk bağlayamayan, her göz yaşında kanamaya başlayan bir yara
ilk başlarda sızısını hissettiğinden, canını bir süre kesintisiz yakan bir yara
sen gözlerini kapattığında, sorumluluklarından kaçtığında, yalnız kaldığında daha çok kanayan yara
herkesin görmezden geldiği, senin kalbine saplanan kurşunla oluşan, bir yara
dününü, bugününü, o gününü karalan koskoca bir yara
zaman geçtikçe acısı azalan ama izi kalan bir yara
5 yıldır içimde duran, kesintisiz kanayan, her defasında canımı ilk gün gibi yakan, haykırmak istediğim bir yara
Daha önce kaybettiğini iliklerine kadar hissettin mi? Yavaş yavaş. Sindire sindire. Alıştıra alıştıra. En acılı ve en uzun şekilde.
Hissettin demi. Yazdığımı okurken ciğerine bir şeyler battı. İçine oturdu bir şeyler. Canın yeniden yandı. Kaybını hatırladın. Gözlerini, kollarını, hatırlamak için canını bile vereceğin ses tonunu düşündün.
Şimdi sana bunları hatırlattığım için kızıyorsundur bana. Belki de zaten onu düşünüyorsundur. Ama kaybını hatırla. Unutma. Unutursan umut dolarsın. Unutmak acıyı katlar.
Şimdi kaybın olmasaydı ne olurdu diye düşün. Yüzünde ufak bir tebessüm. Hayaller, umutlar, yaşanamamışlar.
Şimdi gerçeğe dön. Kaybettin.